İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu, NATO'nun yeni oluşturmayı planladığı bankanın güvenlik yapısına nasıl katkılar sağlayabileceğini AA Analiz için değerlendirdi.
***
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, sadece sıradan bir ittifak toplantısı değildi, aynı zamanda Avrupa'nın güvenlik yapısını derinden etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ortasında, Transatlantik ilişkilerde yük paylaşımı tartışmalarının yoğunlaştığı ve küresel güç mücadelesinin daha belirgin hale geldiği bir dönemde gerçekleşti. Zirve, savunma harcamalarının niteliği ve Transatlantik güvenlik bağının geleceğinin yeniden tanımlandığı bir stratejik platform işlevi gördü. ABD'nin Avrupa müttefiklerinden daha fazla sorumluluk beklediği bir dönemde Avrupa ülkelerinin savunma yatırımlarını artırma kararlılıkları teyit edildi ve daha dengeli bir yük paylaşımı anlayışı hedeflendi. Zirvede Kanada Başbakanı Mark Carney, NATO üyesi sekiz ülkeyle birlikte NATO ortağı olan Ukrayna'nın da dahil olduğu dokuz ülkenin, 2027'de faaliyete geçmesi planlanan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'nın kurulmasına destek verdiğini duyurdu. Banka, resmi bir NATO organı olmasa da savunma kapasitesini güçlendirme ve kritik altyapıları koruma açısından önemli bir girişim olarak değerlendiriliyor.
NATO müttefiklerinin ve ortakların savunma ve güvenlik yatırımlarına düşük maliyetli ve uzun vadeli finansman sağlamak amacıyla uluslararası bir finans kurumu oluşturulması önerisi, daha önceki DIANA ve NATO İnovasyon Fonu projelerine öncülük eden Rob Murray tarafından önerildi. 2025'in Aralık ayında başlatılan çalışmalar, 2026 Mart ayında Montréal'de 18 ülkeden temsilcilerle yapılan görüşmelerle devam etti ve Nisan 2026'da DSRB'nin kurucu anlaşma maddeleri üzerinde anlaşmaya varıldı.
DSRB'nin oluşturulmasına yönelik somut aktiviteler 2025'ten itibaren başlamış olsa da bu bankanın kurulması, NATO'nun askeri gücünün ötesinde bir kapsayıcı güvenlik anlayışının yansımasıdır. Bu anlayış, enerji sistemleri, ulaştırma ağları, dijital altyapı, tedarik zincirleri ve kritik endüstrilerin korunmasını içerir. NATO'nun gelişmekte olan teknolojilere yönelik iki temel hedefi vardır: Birincisi, İttifak'ın teknolojik üstünlüğünü artıracak teknolojilerin geliştirilmesi ve benimsenmesi; ikincisi, düşman aktörlerin bu teknolojileri kullanarak oluşturabileceği tehditlere karşı NATO üyelerinin korunmasına yardımcı olacak platformlar oluşturulmasıdır. Brüksel'de 14 Haziran 2021'de gerçekleştirilen zirvede, gelişmekte olan ve yıkıcı teknolojilere yatırım yapmak için 1 milyar avroluk bir risk sermayesi fonu kurulmasına karar verildi.
Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında NATO'nun karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, sadece savunma harcamalarını artırmanın yeterli olmamasıydı. Birçok Avrupa ülkesi savunma bütçelerini artırsa da üretim, tedarik zincirleri ve savunma teknolojileri açısından hala ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Ankara Zirvesi'nde kabul edilen yaklaşım, savunma harcamalarının sadece GSYH oranları değil, aynı zamanda gerçek askeri üretim kapasitesi ve dayanıklılık kriterleri üzerinden değerlendirilmesini önermektedir. DSRB bu çerçevede, NATO'nun savunma sanayisini güçlendirecek yatırımları finanse edecek tamamlayıcı bir mekanizma olarak tasarlandı. Banka, finansman erişimini kolaylaştırmayı, maliyetleri azaltmayı ve üye ülkelerdeki endüstriyel kapasiteyi genişletmeyi amaçlamaktadır.
DSRB, savunma ve güvenlik alanında maliyetleri azaltmayı ve özel sermayeyi bu alana çekmeyi hedeflemektedir. Türk savunma sanayisinin kapasitesi değerlendirildiğinde, Türkiye'nin üyeliğinin DSRB'nin amaçlarına ulaşması açısından önemi açığa çıkmaktadır. Ancak, bankanın kurucu üyeleri arasında G7 ülkelerinden yalnızca Kanada'nın bulunması dikkat çekicidir. Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya gibi büyük ekonomilerin başlangıç aşamasında yer almaması, girişimin geleceğine dair bazı soru işaretlerine yol açmaktadır. DSRB'nin etkinliği, yeni üyelerin katılımına bağlı olacaktır.
Sonuç olarak DSRB, NATO'nun yeni güvenlik konseptinde finansal bir rol üstlenme potansiyeline sahiptir. Yeterli sermaye büyüklüğüne ulaşması ve kararların şeffaf kriterlere dayanarak alınması, bankanın hedeflerine ulaşmasında temel unsurlar olacaktır. Savunma sanayi yatırımlarını hızlandırması, önemli teknolojilerin gelişimini desteklemesi ve müttefiklerin direnç kapasitesini artırması durumunda, DSRB, NATO'nun güvenlik ekonomisini şekillendiren bir araç haline gelebilir.
[Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır.]
*Makaledeki görüşler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı'nın editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol