Bianlik
Son Gelişmeler
GRAM ALTIN6.386,80
DOLAR49,7612
EURO55,8913
STERLİN66,6621
BIST 10011.116,99
BITCOIN$79.578
GRAM GÜMÜŞ86,18
BRENT$116,93

NATO'nun İnsansız Sistem Dönemi ve Avrupa Güvenliği

Ümran Kumcuoğlu•7 dk okuma•43
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

NATO'nun ihtiyacı sadece daha fazla drone değil, daha hızlı öğrenen, üreten ve güncellenen bir savaş ağıdır. Ankara Zirvesi'nin odak noktası da savunma teknolojileri olacaktır.

NATO'nun İnsansız Sistem Dönemi ve Avrupa Güvenliği

Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, NATO'nun robotik harp çağındaki dönüşümünü AA Analiz için kaleme aldı.

***

Çirkin Ördek Yavrusu masalı, kendi türünü henüz tanımayan bir canlının, onu yanlış okuyan küçük bir dünyanın içinde yerini bulamamasının ve zamanla gerçek kimliğini aramasının hikayesidir. Yanlış doğmuş sanılan bir kuğu için, küçük bir kümesin dar ufkunda ait olmadığı bir sürüde bulunmak kaderdir. Belki de onu küçümseyenler, kendi küçük düzenlerinin sınırlarını savunmaktadır. Yavru, bataklıklar, soğuk sular ve yalnızlık içinde ilerlerken, kimliği dayanıklılık içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Sonunda kuğuya dönüşmesi, bir mucizeden çok, coğrafyanın, zamanın ve tabiatın hükmüdür; yani kaçınılmazdır.

Bu masal, askeri bilimler literatüründe insansız sistemlerin, genel adıyla dronların kaderini de anlatmaktadır. İkinci Karabağ Savaşı sonunda bile, insansız sistemlerin harekât ortamındaki etkinliğinin sınırlı olduğu düşüncesi, "gerçekçi" bir değerlendirme olarak kabul edilmişti.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gelinen aşamasında ise hem Rusya hem de Ukrayna savunma bakanlıkları verileri, hedef tespitinden kinetik vuruş kabiliyetine kadar, sahadaki imhanın yüzde seksenden fazlasının insansız sistemler tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Devam eden bir silahlı çatışmada, savaşan tarafların veri üzerinde uzlaşması zor olsa da, Karadeniz'de Ukrayna robotik sistemleri, Rus Karadeniz Donanması'nın yüzde otuzunu harekât dışı bırakabilmiştir. 2026 yılında Bayraktar TB3, NATO Steadfast Dart 2026 Tatbikatı'nda TCG Anadolu’dan otonom olarak havalanmış, Baltık Denizi’nde hedeflerini vurarak yeniden gemiye inmiştir. Özetle, robotik harp sistemlerinin altın çağı ortaya çıkmaktadır.

Şimdi, NATO’nun Ankara Zirvesi’nde kritik soru şudur: NATO İttifakı, bu masalın neresinde duracak? Polonya 2025, 10 Eylül 2025'te Rusya'ya ait Gerbera tipi insansız hava araçlarının Polonya hava sahasını ihlal etmesi, NATO açısından 2022’den bu yana şekillenen güvenlik ortamının kritik eşiklerinden biri oldu. Ardından, NATO'nun Eastern Sentry tatbikatını gerçekleştirmesi, İttifak'ın Doğu Avrupa’daki hava savunma, kriz yönetimi ve caydırıcılık reflekslerini aynı anda çalıştırdığını gösterdi. Ancak Polonya 2025 olayının asıl anlamı birkaç insansız aracın düşürülmesi değil, Rusya'nın düşük maliyetli hava sahası ihlalleriyle NATO’nun reaksiyon süresini ve angajman kurallarını test etmesidir. Bu faaliyetler, geniş çaplı askeri tepkiyi tetikleyecek eşiğin altında yürütülen bir gölge kampanya parçasıdır. Rusya'nın Avrupa’ya karşı gri bölge faaliyetleri, Ukrayna'daki işgalle eş zamanlı şekilde ikinci bir cephe işlevi görmektedir.

Bu durum, taktik bir tırmanma gibi görünse de stratejik zeminde NATO'nun yüzleşmek zorunda kaldığı stratejik gerçekliklerle doğrudan bağlantılıdır. İttifakın gündemi, platform odaklı harbe hazırlık paradigmasından, müşterek harekata uygun veri mimarisi, yapay zekâ, otonomi, elektronik harp ve multispektral kabiliyetlere kaymaktadır. Ukrayna’dan öğrenilen dersler kapsamında SİDA’lar ve SİHA’lar, yeni bir platform ailesi olmaktan öte, muharip ağ mimarisini dönüştüren unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır.

Rusya-Ukrayna Savaşı, bu dönüşümü sahada daha da görünür kıldı. Ukrayna tecrübesi sadece drone kullanımından ibaret değil. Düşük maliyetli sistemler, yazılım entegrasyonu, yapay zekâ ve neredeyse gerçek zamanlı taktik-teknoloji uyarlaması birlikte sonuç üretmektedir. Ukrayna’daki Brave-1 Kümesi gibi hızlı inovasyon grupları ve A1 yapay zekâ merkezi gibi yüksek teknoloji aktörleri, NATO müttefiklerinin bürokratik tedarik süreçleriyle aralarındaki farkı ortaya koymuştur. Ukrayna, Avrupa’da robotik harp alanında önde gelen uygulayıcılardan biri haline gelmiş, dronlarla topçu mühimmatı açığını kısmen telafi etmiş ve Rus ilerleyişini yavaşlatan bir keşif-taarruz bütünlüğü kurmuştur. Aynı Ukrayna, şimdi Rus derinliğinde stratejik enerji ve savunma sanayisi hedeflerini de dronlarla vurmaktadır.

Geleneksel ateş gücünün salt dronlarla ikame edilmesi gerçekçi değildir. NATO kuvvetleri, topçu, zırhlı birlikler, insanlı hava gücü, uzun menzilli hassas vuruş ve hava savunması gibi unsurlara dayanmayı sürdürecektir. Soğuk Savaş’tan beri en geniş çaplı faaliyet olan Steadfast Defender tatbikatları, bu kuvvet hazırlama esaslarını yansıtmaktadır. İttifak açısından doğru yaklaşım, İHA ve SİHA’ları, konvansiyonel kabiliyetlerin daha yıkıcı, daha esnek ve daha maliyet-etkin çalışmasını sağlayan unsurlar olarak konumlandırmaktır.

ABD desteğinin azalması halinde Avrupa’nın temel açığı sadece savaş uçağı ya da ana muharebe tankı sayısı olmayacaktır. Esas sorun, ABD’nin uzun süredir sağladığı istihbarat, düşman derinliğine taarruz, hava savunma, uzay, siber ve lojistik entegrasyon mimarisinin nasıl ikame edileceğidir.

Doğu kanadı için esas mesele, Şahid-Geran ve Gerbera dronları gibi düşük maliyetli insansız sistemlerin pahalı silahları ve siyasi karar alma süreçlerini meşgul edebilmesidir. Ucuz, muğlak ve tespiti zor insansız sistemler, Polonya ve Romanya hattındaki tehdidi tarif etmektedir. Ucuz dronlara karşı savaş uçağı kaldırmak İttifak dayanışmasını gösterebilir, ancak varsayılan savunma modeli olarak ne maliyet-etkindir ne de teknik açıdan sağlamdır. Ucuz dronlara karşı pahalı füzeler kullanmak, NATO hava savunması açısından sürdürülebilir bir maliyet denklemine işaret etmemektedir.

Dron rekabetinin temposu da NATO açısından belirleyicidir. Elektronik harp yoğunlaştıkça, belirli hedefleri tespit edip onlara yönelebilen yapay zekâ destekli dronlar merkezi bir kabiliyet alanına dönüşmektedir.

Daha da önemlisi, NATO’nun gelecek askeri vizyonu; insansız sistemleri yapay zekâ, elektronik harp, güvenli tedarik zinciri, mikroçip ve kritik komponent bağımsızlığı, doğu kanadı savunması ve çok alanlı harekât içinde birleştirebilen ülkeler tarafından şekillenecektir.

Türkiye bu tabloda NATO için özel bir katkı sunmaktadır. Bayraktar TB2’nin Karabağ, Libya, Suriye ve Ukrayna’nın ilk safhasında gösterdiği performans, Rus/Sovyet menşeli hava savunma ve zırhlı unsurlara karşı Türk SİHA ekosisteminin etkinliğini ortaya koymuştur. Polonya’nın 2022’de ilk teslimatını aldığı ve 2024’te tamamlanan 24 Bayraktar TB2 tedariki ile Romanya’nın milyonlarca dolarlık Bayraktar TB2 kontratı, Türk insansız sistemlerinin NATO’nun doğusu ve Karadeniz güvenliğine somut katkısını göstermektedir. Kızılelma’nın ise kendisine çok daha geniş bir pazar bulması muhtemeldir.

NATO’ya karşı açık harp eşiğini aşmadan dezenformasyon, siber saldırı, sabotaj, vekil aktörler ve insansız sistem yoklamaları birlikte kullanılmaktadır. NATO'nun ihtiyacı yalnızca daha fazla dron değildir. İttifak’ın ihtiyacı; daha hızlı öğrenen, daha hızlı üreten, daha hızlı güncellenen ve beşinci Madde eşiğinin altındaki gri bölge baskısını boşa çıkaran bir muharip ağ mimarisidir.

[Dr. Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analistidir. Ayrıca NATO Savunma Koleji'nde misafir akademisyen olarak görev yapmaktadır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

NATO'nun İnsansız Sistem Dönemi ve Avrupa Güvenliği
NATO'nun İnsansız Sistem Dönemi ve Avrupa Güvenliği