Bianlik
Son Gelişmeler
GRAM ALTIN6.389,61
DOLAR49,7612
EURO55,8942
STERLİN66,6659
BIST 10011.116,99
BITCOIN$79.634
GRAM GÜMÜŞ86,29
BRENT$116,93

Libya'da Yeni Güç Paylaşımı ve Türkiye'nin Rolü

Şahnur Erbulak•7 dk okuma•35
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Libya, mevcut bölünmüşlüğün sürdürülemez olduğu ve yeni bir güç paylaşımı formülünün arandığı kritik bir dönemece giriyor.

Libya'da Yeni Güç Paylaşımı ve Türkiye'nin Rolü

Strategic Security Initiative (SSI) Orta Doğu Masası Başkanı Nebahat Tanrıverdi Yaşar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın Bingazi ziyaretinin perde arkasını AA Analiz için ele aldı.

***

MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın 23 Haziran'da Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile görüşmesi, Türkiye'nin Libya politikasındaki tekil bir teknik temasın ötesine geçiyor. Bu ziyaret, Libya’nın Kaddafi sonrası dönemde nadiren tanık olduğu diplomatik, istihbari ve bölgesel hareketliliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Ziyaretle aynı zamanlarda Mısır istihbarat şefi Hassan Rashad’ın Trablus’ta Başbakan Abdulhamid Dibeybe ile görüşmesi, Hakan Fidan’ın Kahire’de Mısırlı ve Suudi mevkidaşlarıyla birlikte ABD temsilcisi Massad Boulos'un katıldığı Libya gündemli toplantıya iştiraki, İtalyan istihbaratının Trablus temasları ve Rusya-Libya İş Konseyi heyetinin Trablus ve Misrata’daki ekonomik görüşmeleri, tüm aktörlerin Libya'da oluşması muhtemel yeni siyasi yapıya göre pozisyonlarını güncellediğini gösteriyor. Bu durum, Libya dosyasının sadece iç aktörler arasında bir pazarlık olmaktan çıkıp, bölgesel ve uluslararası aktörlerin kendi nüfuz alanlarını gelecekteki düzen içinde güvenceye almaya çalıştıkları daha geniş bir müzakere alanına dönüştüğünü gösteriyor.

Libya’daki bu hareketlilik, ABD’nin özel temsilcisi Massad Boulos üzerinden gündeme getirdiği yeni girişimle ivme kazandı. Bu girişim, doğu ve batıdaki rakip kurumlar arasında tek bir geçici yürütme otoritesi oluşturmayı ve bu otorite üzerinden ülkeyi seçimlere taşıyabilecek bir zemin yaratmayı hedefliyor. Bu çerçeve, Libya’daki uzun süreli kurumsal felci aşmayı amaçlasa da aslında petrol gelirlerinin yönetimi, güvenlik kurumlarının entegrasyonu, milis ağlarının geleceği, doğu-batı güç dengesi ve dış aktörlerin Libya’daki kazanımlarının yeni düzende nasıl korunacağı gibi stratejik pek çok meseleyi kapsayan daha geniş bir pazarlığa işaret ediyor.

Libya artık mevcut kurumsal bölünmüşlüğün sürdürülemez hale geldiği ve yeni bir güç paylaşımı formülünün arandığı kritik bir eşiğe doğru ilerliyor. Kalın’ın Bingazi ziyareti de tam bu eşikte, Türkiye’nin oluşabilecek yeni dengeye dışarıdan tepki vermekten ziyade bu dengeyi şekillendiren aktörlerden biri olarak konumlandığını gösteriyor. Görüşmelerin odağında da doğu ve batı yönetimlerinin birleştirilmesi ve askeri güçlerin tek bir otorite altında toplanması konuları yer aldı.

Türkiye bir süredir, Ulusal Birlik Hükümeti (GNU) ile askeri, siyasi ve hukuki ilişkilerini sürdürmekle birlikte, ülkenin doğusundaki Temsilciler Meclisi ve Hafter kanadıyla da ciddi bir iletişim kanalı açmış durumda. Nitekim Kalın - Hafter görüşmesi de son dönemde yoğunlaşan diplomatik temasların devamı niteliğindeydi.

Saddam Hafter, 2025'te Türkiye'yi üç kez ziyaret etti. Nisan 2025'te Ankara’da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve üst düzey Türk askeri yetkililerle bir araya gelen Hafter, ardından Temmuz 2025’te İstanbul'da düzenlenen IDEF 2025 Savunma Sanayii Fuarı'na katılmıştı. Türk korveti TCG Kınalıada, 20-21 Ağustos 2025'te Bingazi'yi ziyaret etmiş; Milli Savunma Bakanlığı bu ziyaret kapsamında gerçekleştirilen temasları "Tek Libya, Tek Ordu" temasıyla duyurmuştu. Gemi ayrıca Libya Ulusal Ordusu bağlantılı deniz unsurlarıyla PASSEX ve PHOTEX faaliyetleri icra etmişti. Bunun hemen ardından ise MİT Başkanı İbrahim Kalın, 25 Ağustos'ta Bingazi’yi ziyaret ederek ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter ile görüşmüştü. Saddam Hafter, Kasım 2025'te yeniden Türkiye’ye gelerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüşmüştü.

Bu yoğun diplomasi trafiği 2026’da da devam etti. 8 Mayıs 2026'da Güler, İstanbul'daki SAHA 2026 fuarı sırasında hem Saddam Hafter hem de Libya Savunma Bakan Vekili Tümgeneral Abdusselam Zubi ile bir araya geldi. EFES 2026 tatbikatına da ilk defa hem doğu hem de batı Libya’dan askeri personel birlikte "Tek Libya, Tek Ordu" temasıyla katılım gösterdi.

Kısacası Türkiye, bir yandan Hafter ailesi ve doğudaki askeri yapıyla doğrudan temas kurarak olası birleşik güvenlik mimarisinde dışlanmamayı hedeflerken, diğer yandan Trablus'taki ortaklarına bu açılımın bir eksen değişikliği değil, yeni denkleme uyum sağlama arayışının parçası olduğu mesajını veriyor.

Bu noktada dikkat çekici olan, dış aktörlerin geçmişte olduğu gibi kendi yerel müttefiklerini güçlendirmeye çalışmalarının yanı sıra, aynı zamanda yeni bir geçiş formülü ihtimaline karşı kendi nüfuz alanlarını güvenceye almaya yönelmeleridir. Bu durum Kaddafi sonrası Libya tarihi açısından özgün bir ana işaret ediyor.

Daha önce hem Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hem de Paris, Palermo, Abu Dhabi ve Kahire zirvelerinde görüldüğü üzere Fransa, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır merkezli süreçler çoğu zaman birbirleriyle yarışan diplomatik hatlar üretmişti. Dış aktörler Libya’daki istikrarsızlığı bütünüyle çözülmesi gereken bir krizden ziyade, kendi çıkarları açısından yönetilebilir ve hatta zaman zaman tolere edilebilir bir parçalanma hali olarak görmüşlerdi. Bugün ise farklı bir eğilim ortaya çıktı. Libya'da kalıcı bir siyasi çözüme ne kadar yakın olunduğu belirsizliğini korusa da hem yerel hem de bölgesel aktörler, mevcut statükonun yeni bir güç dağılımı olmadan sürdürülemeyeceği konusunda giderek daha fazla örtüşen bir kanaate sahip görünüyor.

Bu nedenle de birleşme süreci, Türkiye dahil tüm aktörlerin Libya’da yeniden konumlanması için bir fırsat yaratıyor. Bu tablo içinde Türkiye’nin Libya’da oluşabilecek yeni geçiş formülüne dönük çok kanallı bir hizalanma siyaseti yürüttüğü tespiti daha doğru bir okuma olacaktır. Ankara, ABD’nin Libya ve Akdeniz’e artan ilgisinin, Mısır’ın güvenlik önceliklerinin, İtalya’nın Akdeniz ve göç dosyasındaki hassasiyetlerinin ve Trablus’taki aktörlerin rejim içi hesaplarının kesiştiği bir süreçte hareket ediyor.

[Nebahat Tanrıverdi Yaşar, Strategic Security Initiative (SSI) Orta Doğu Masası Başkanı, HSS bağlantılı araştırmacı ve SWP/CATS’te konuk araştırmacıdır. Çalışmaları Türkiye’nin Orta Doğu ve Afrika’ya yönelik dış ve güvenlik politikası ile bu bölgelerdeki çatışma, arabuluculuk ve güvenlik dinamiklerine odaklanmaktadır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

​​

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Libya'da Yeni Güç Paylaşımı ve Türkiye'nin Rolü
Libya'da Yeni Güç Paylaşımı ve Türkiye'nin Rolü