Bridge Turkey'nin kurucu ortağı Mustafa Cem Koyuncu, Türkiye'nin ASEAN ile kazandığı Diyalog Ortağı konumunun ekonomik, diplomatik ve jeopolitik etkilerini AA Analiz için inceledi.
***
Hint-Pasifik, ABD ile Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin sahnelerinden biri haline gelmiştir ve günümüzün önemli ticaret yollarının ve tedarik zincirlerinin kritik noktasıdır. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Soğuk Savaş sonrası dönemde bölgesel yapının kurulmasında merkezi bir rol oynamıştır.
ABD ile Çin arasındaki rekabet, ASEAN için hem fırsatlar hem de tehditler doğurmuştur. Bölge, Çin ve ABD'nin ekonomik projelerinden faydalanırken, bölgenin askeri ve güvenlik yapısından kaçınmaya çalışmaktadır. ASEAN, tarafsızlığını koruyarak çıkarlarını en üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, özellikle Endonezya gibi ülkelerin savunduğu “ASEAN Merkeziyetçiliği” doktrini, bölgeyi küresel çatışma risklerine karşı korumaktadır. Bu yaklaşım, Çin ve ABD'nin çıkarlarına odaklanmak yerine, bölgesel istikrarı savunan ve kazan-kazan politikası üzerine kurulu stratejik bir yön olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin de benzer bir dış politika izlediği göz önüne alındığında, ASEAN ile yakınlaşma doğal bir ilerleme olarak öne çıkmaktadır. Kısa süre önce ASEAN Dışişleri Bakanları'nın Manila'da aldığı kararla Türkiye'nin Diyalog Ortağı kabul edilmesi, bu yakınlaşmanın son örneğidir. Türkiye'nin stratejik dış politika vizyonunda Güneydoğu Asya ve ASEAN öncelikli bir eksen olarak vurgulanmış ve son yıllarda önem kazanmıştır. Bu diplomatik adım, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki varlığını tescillemektedir. ASEAN içindeki üyelik statüsüne benzer, daha önce sadece 11 ülkeye verilen bir konuma ulaşmak, Ankara'nın diplomatik varlığını güçlendirmiştir. Türkiye, ASEAN'ın üst düzey karar organlarına düzenli katılım sağlayabilecektir.
Bu gelişme, Türkiye'nin aktif tarafsızlık politikası ve ASEAN'ın merkeziyetçilik yaklaşımının olumlu sonuçlar verebileceğini göstermiştir. Böyle bir karar her iki tarafın dış politikalarına yeni boyutlar ekleyerek, jeopolitik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale gelmelerini sağlayacaktır. Son yıllarda ASEAN üye devletleriyle artan diplomatik ilişkiler, ekonomik ilişkilerin de olumlu bir yörüngeye oturmasına katkı sağlamıştır. Bu alanların başında savunma sanayii gelmektedir. Özellikle ASEAN ülkelerinin Çin ve ABD baskısından uzaklaşarak alternatif askeri teçhizat arayışına girmesiyle Türkiye ile savunma sanayi işbirliği hız kazanacaktır.
Türk yapımı insansız hava araçları, füze sistemleri, tanklar ve denizcilik ekipmanları, savaş alanında kanıtlanmış yetenekleriyle ASEAN üyeleri için cazip bir seçim olmuştur. Türk firmalarının rekabetçi fiyat ve hızlı teslimat avantajının yanı sıra, uzun vadeli endüstriyel ortaklıklar kurma eğiliminde olmaları, ASEAN ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini geliştirmelerine katkı sağlamaktadır. Türkiye’nin tarafsız dış politikası sayesinde ekonomik yaptırımlardan etkilenmemesi, ASEAN ülkeleri için “Türkiye üretimi” ürünlerinin cazibesini artırmaktadır. Türkiye ile ASEAN arasında kurulacak bir sonraki faslın ekonomik başlık altında toplanacağı öngörülebilir. Türkiye-Malezya ve Türkiye-Singapur arasında 2015 ve 2017 yıllarında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşmaları dışında tüm ASEAN ülkelerini kapsayan bir anlaşma bulunmamaktadır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın belirttiği gibi, Türkiye'nin ASEAN ülkeleriyle ticaret hacmini 6,5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkarması, bu potansiyeli gözler önüne sermektedir. ASEAN ve Türkiye arasında yapılacak kapsamlı bir ticaret anlaşması, gelecekte daha büyük fırsatlar yaratacaktır.
ASEAN, Türkiye'nin Avrupa, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Körfez bölgelerindeki ekonomik ve diplomatik ilişkileri üzerinden bu pazarlara daha kolay erişim sağlayabilir. Türkiye ise ASEAN'ın kurumsal yapısı içinde Asya pazarında daha etkin bir ticari ortak olma fırsatını elde edebilir. Böyle bir anlaşmanın getireceği gümrük vergisi avantajı, hem ASEAN hem de Türk şirketlerini rekabetçi bir konuma taşıyacaktır. Bu durum, tedarik zinciri güvenliği açısından her iki tarafın da daha dirençli hale gelmesini sağlayacaktır.
Türkiye'nin ASEAN içindeki rolü, Güneydoğu Asya'da yapıcı bir aktör olarak kabul edilmesini kolaylaştıracaktır. ASEAN’ın Myanmar krizi gibi siyasi sorunları ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklarının çözümünde Türkiye'nin diplomatik bir katkı sağlayabileceği söylenebilir. Ankara'nın karmaşık krizlerde yapıcı bir rol üstlenmesi, ASEAN'ın kronik meselelerine çözüm geliştirmesine katkıda bulunacaktır.
Türkiye’nin ASEAN ile Diyalog Ortağı statüsüne kabul edilmesi, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasının hemen ardından gelmesi dikkat çekicidir. Bu gelişme, Türkiye'nin küresel olayları okuma kapasitesinin ve büyük devlet refleksinin bir göstergesidir. Türkiye'nin aktif tarafsızlık politikasını vurgulayan bu adım, Ankara'nın stratejik eksenini belirlediğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
[Mustafa Cem Koyuncu, Bridge Turkey kurucu ortağı ve doktora adayıdır.]
Makalelerdeki görüşler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol