Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Öner Buçukçu, Kolombiya'da 21 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur sonuçlarını AA Analiz için değerlendirdi.
***
Kolombiya'da 21 Haziran 2026 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu düzenlendi. İlk tur seçimleri 31 Mayıs 2026'da yapıldığında, seçimlerin ikinci tura kalacağı öngörülüyordu; ancak "aşırı sağ" olarak tanımlanan Abelardo de la Espriella'nın başarısı beklenmiyordu. Uribismo'nun seçimlere bağımsız bir adayla, Paloma Valencia ile katılması bu beklentiyi oluşturmuştu. İlk turda Valencia'nın elenmesi, Espriella'nın oylarının beklenenden yüksek çıkmasına yol açtı. Pacto Historico'nun adayı Ivan Cepeda'nın oyu ise yüzde 40,99'da kaldı. İlk tur sonuçları, ülkenin neredeyse ikiye bölünmüş bir görüntü sergilediğini ortaya koydu. Bu durumun temel sebebi olarak, Kolombiya'nın ilk solcu devlet başkanı olarak kabul edilen Gustavo Petro'nun dört yıllık yönetimi ve bıraktığı miras gösterildi.
Mevcut Devlet Başkanı Gustavo Petro, 2022'de Kovid-19'un ekonomiyi zayıflattığı bir dönemde Kolombiya'yı büyük vaatlerle yönetmeye başlamıştı. Petro'nun hedefleri, yoksulluğun azaltılması, oligarşinin gücünün sınırlandırılması ve daha eşitlikçi bir düzenin kurulmasıydı. İç politikada "Paz Total" (Tam Barış) adını verdiği bir politika izledi.
Petro hükümeti döneminde toprak reformu konusunda önceki dönemlere göre ilerlemeler kaydedildi, sosyal yardım programları genişletildi ve asgari ücrette reel artışlar sağlandı. Ancak güvenlik alanındaki sorunlar devam etti ve "Paz Total" beklentileri tam olarak karşılamadı. Hükümetin birçok reform girişimi Kongre'de engellendi.
Petro dönemini tartışmalı hale getiren ekonomi veya güvenlik sorunları değil, hem siyasi ekibi hem de ailesi etrafında patlak veren skandallardı.
Dış politikada ise Petro, Venezuela ile ilişkileri yeniden kurdu ve İsrail'in Gazze'deki politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Gazze'deki olaylara yönelik açıklamaları, Petro'nun uluslararası bilinirliğini artırdı. Ancak Petro, Gazze'deki durumu iç politikanın da bir meselesi haline getirerek hükümet üzerindeki baskıyı azaltmayı başardı. Bu nedenle Filistin ve İsrail ile yaşanan diplomatik gerilimler, seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri oldu.
Ivan Cepeda'nın kampanyası büyük ölçüde Petro döneminin devamı üzerine kuruluydu. Espriella'nın kampanyası ise Petro dönemine karşı bir tepki ve zıtlık üzerine şekillendi. Güvenlik politikaları, ekonomi yaklaşımı ve dış politika tercihleri bu zıtlığın en belirgin başlıklarını oluşturdu. Espriella'nın seçim kampanyasında asker selamı kullanması tartışma yarattı. Özellikle İsrail ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Kolombiya'nın İsrail'deki büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması ve ABD ile daha yakın ilişkiler kurulması vaatleri dikkat çekti. Seçimler, Petro döneminin bir oylaması haline dönüştü. Bu yüzden Devlet Başkanı Petro da müdahil olma yollarını aramaya devam ediyor.
İlk sonuçlardan itibaren Espriella'nın önde olduğu görülüyordu, ancak fark çok küçük görünüyordu. Devlet Başkanı Gustavo Petro ve Ivan Cepeda, aradaki farkın yüzde 0,3 kadar az olduğunu ifade ettiler, ancak ilerleyen saatlerde farkın yüzde 0,9 civarında olduğu ve seçimin birkaç yüz bin oyla sonuçlanacağı anlaşıldı. Kesinleşmemiş ön sayım sonuçlarına göre iki aday arasında 250 bin kadar oy farkı bulunuyor.
Bu durum, seçim gecesinden itibaren ciddi bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Ivan Cepeda, yaklaşık 30 bin sandığa itiraz edildiğini duyurdu. Cepeda'ya göre, yeniden sayım sürecinin tamamlanması ve sonuçların ilgili kurumlar tarafından onaylanması gerekiyordu. Cepeda'nın destekçileri, seçim gecesinden itibaren çeşitli şehirlerde gösteriler düzenlemeye başladılar. Başkent Bogota'da özellikle sol seçmenlerin katıldığı çeşitli gösteriler gerçekleştirildi.
Espriella cephesi ise bu gelişmeleri farklı biçimde değerlendirdi. Espriella ve destekçileri, Petro dönemini sadece başarısız bir hükümet olarak değil, aynı zamanda meşruiyeti tartışmalı bir iktidar dönemi olarak tanımladı. Seçim kampanyasının finansmanına ilişkin (Başkanın oğlu Nicolas Petro'nun bu yöndeki itirafları önemliydi) iddialar üzerinden Petro'nun 2022 seçimlerini hukuken tartışmalı biçimde kazandığını savundu. Buna rağmen anayasal düzenin korunması adına seçim sonuçlarını kabul ettiklerini ve Petro'nun görev süresini tamamlamasına itiraz etmediklerini vurguladılar. Bu nedenle Petro'nun ve Pacto Historico'nun ön sayım sonuçlarını kesin sonuç olarak kabul etmemesi, yeniden sayım talebinde bulunması ve destekçilerini süreci yakından takip etmeye çağırması, sağ çevreler tarafından sadece teknik bir seçim tartışması olarak değerlendirilmiyor. Muhalefetin önemli bir bölümü bunu, Petro döneminde sıkça eleştirilen kurumsal sınırları zorlayan siyaset tarzının devamı olarak yorumlama konusunda ısrarcı görünüyor.
Bugün itibarıyla Kolombiya'da belirsizlik ortadan kalkmış değil. Ön sayım sonuçları Espriella'nın önde olduğunu gösteriyor, ancak seçim gecesinden itibaren başlayan itiraz süreci ve yeniden sayım talepleri, düzenlenen gösteriler ve henüz dar bir çerçevede de olsa yol kapama eylemleri, tartışmaların bir süre daha devam etme ihtimalini açıkça ortaya koyuyor.
Bununla birlikte mevcut tablo korunur ve Espriella'nın üstünlüğü kesinleşirse, Kolombiya dış politikasında Petro'nun öngörülemezliği ve popülizmiyle açılan dar parantez kapanmış olacak. Ayrıca Petro döneminin dış politika tercihleri, Venezuela yaklaşımı ve İsrail politikası önemli ölçüde değişecektir. Güvenlik politikalarında daha sert bir çizgi benimsenmesi ve ABD ile ilişkilerin daha yakın bir zemine taşınması da muhtemel. Bu çizginin Kolombiya’nın dış politika gelenekleri ve tercihleri açısından çok da yabancı bir politika manzumesi olmadığının altı ayrıca çizilmelidir.
Daha geniş açıdan değerlendirildiğinde Kolombiya'daki seçim sonuçları yalnızca Kolombiya'yı ilgilendirmiyor. Son yıllarda Arjantin'de Javier Milei'nin yükselişi, Ekvador'da Daniel Noboa'nın seçilmesi, Bolivya'da 20 yıldan fazla süren Sosyalizme Doğru Hareket Partisi (MAS) iktidarının yerini sağ hükümete bırakması, Peru'da burun farkıyla da olsa Keiko Fujimori'nin önde gözükmesi, Şili'de aşırı sağ olarak tasnif edilen Jose Antonio Kast'ın iktidara gelmesi ve bölgenin çeşitli ülkelerinde muhafazakar hareketlerin güç kazanması Latin Amerika'da yeni bir sağ dalganın yükseldiğine işaret etmektedir. Espriella'nın zaferinin kesinleşmesi halinde Kolombiya da bu yeni bölgesel eğilimin önemli halkalarından biri haline gelecektir.
Bu nedenle 21 Haziran seçimleri yalnızca yeni devlet başkanının kim olacağını belirleyen bir seçim olarak değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Kolombiyalılar büyük ölçüde Gustavo Petro'nun dört yıllık iktidarını ve Kolombiya'nın bölgesel ve küresel rolünü oyladı. Bugün tartışılan şeyin yalnızca birkaç yüz bin oyluk fark olmadığı bu çerçeveden bakıldığında anlaşılabilir.
[Doç. Dr. Öner Buçukçu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesidir.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol