Bianlik
Son Gelişmeler

İslamabad Anlaşması ABD'de Nasıl Tepkiler Aldı?

Muzaffer Mermer•6 dk okuma•28
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

İran Savaşı'nda çatışmalar şimdilik duraklasa da konu ABD iç siyasetinde gündemde kalmaya devam ediyor. Nihai bir anlaşma için zorlu bir sürecin öngörülmesi, Trump için artan risklere işaret ediyor.

İslamabad Anlaşması ABD'de Nasıl Tepkiler Aldı?

Cincinnati Üniversitesi'nden Bekir İlhan, İran konusunun ABD iç politikasındaki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

İran Savaşı, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimi için sadece bir dış politika sorunu değil, aynı zamanda bir iç politika konusu olmaya devam ediyor. Savaşın beklenenden uzun sürmesi, Trump için durumu daha karmaşık hale getirdi. Pakistan’ın aracılığıyla ortaya çıkan İslamabad Anlaşması sonrasında İran’la kapsamlı bir anlaşma için görüşmeler başladı. Ancak şu ana kadar iç politikada, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından gelen tepkilere bakıldığında Trump, çift yönlü bir baskı altında. Ayrıca Cumhuriyetçiler, anlaşma konusunda kendi içinde de bölünmüş durumda. Kasım 2026'daki ara seçimlere doğru ilerlerken, elinde İran Savaşı’yla seçimlere gittiği takdirde Trump, daha yoğun baskılarla karşılaşacaktır.

Cumhuriyetçiler arasında, Trump’ın ikinci döneminde İsrail’e destek konusunda ayrışmalar ortaya çıktı. Partinin MAGA kanadı olarak adlandırılan popülist sağ kesimi, İsrail’e yönelik Amerikan desteğini uzun süredir sorguluyor. Diğer yandan, daha geleneksel sağ ve parti müesses nizamını temsil eden isimler, İsrail’e verilen desteği sıkıca savunmaya devam ediyor.

MAGA grubu, İran’a müdahaleye karşı gelse de savaşı durduramadı. Bu grup genel olarak dış politikada izolasyonist eğilimlere sahip. Sadece Orta Doğu’ya yönelik Amerikan müdahalelerini değil, Ukrayna’ya verilen desteği de eleştiriyorlar. Başkan yardımcısı JD Vance, parti içinde bu damarın en güçlü temsilcisi olarak görülebilir. İran’la anlaşma konusunda diplomatik temasların merkezinde de kendisi var. Bu nedenle özellikle İsrail’e yakın gruplar tarafından hedef alınıyor. Son zamanlardaki açıklamalarıyla İsrail’in anlaşmaya yönelik tutumunu daha açık eleştirmeye başladı.

2028 başkanlık seçimleri düşünüldüğünde, mevcut durumda Vance en güçlü aday konumunda. Henüz aralarında ciddi bir rekabet olmasa da, Dışişleri Bakanı Marco Rubio diğer bir potansiyel aday. Rubio, Vance ile kıyaslandığında İsrail’e daha az mesafeli biri olarak değerlendirilebilir. Venezuela operasyonunda önemli kredi topladığı da söylenebilir. İran’a yönelik sert bir tutum sergilese de savaşta istenen sonucun alınamamasıyla ön plana çıkmamayı tercih etti. Rubio’nun, Vance gibi popülist sağdan ziyade parti içinde müesses nizama yakın olduğu söylenebilir. Dış politikada genel olarak sert duruşu olduğu da belirtilmeli.

Cumhuriyetçi Parti müesses nizamı ise anlaşma konusunda şüpheci. Olası bir nükleer anlaşmanın, İsrail’in de çıkarlarını gözetmesi gerektiğini savunuyorlar. Örneğin Senatör Lindsey Graham, nükleer bir anlaşmanın ve yaptırımların kaldırılması konusunun Kongre denetimine tabi olması gerektiğini açıkça ifade etti.

Cumhuriyetçi Parti elitlerinde yukarıda özetlenen bölünme mevcutken, tabanda ise İran Savaşı konusunda Trump’a destek sürüyor. Anketlere bakıldığında Cumhuriyetçi kamuoyu, Trump’ın savaşı ele alış biçimini destekliyor. Ancak özellikle genç ve beyaz seçmenlerde bu destek, yaşlılar arasında olduğu kadar güçlü değil. Bu demografik grubun MAGA çizgisine daha yakın olduğu da eklenmeli. Ancak “İran tehdidinin” Amerikan medyasında yıllardır işlenen bir tema olması ve savaş konusunda Cumhuriyetçi tabanın Trump’a olan güveni de düşünüldüğünde, Cumhuriyetçiler arasında İran’a yönelik sert tutumun yaygın olması şaşırtıcı değil.

Demokrat Parti’ye bakıldığında ise partinin müesses nizamı ve sol kanadı arasında bir ayrışma görülüyor. Partinin müesses nizamının aksine, kendini “progresif sol” veya Demokratik Sosyalist olarak tanımlayan kesimler, Amerika’nın İsrail’e desteğine uzun süredir karşı çıkıyor. Yine Demokrat ve liberal seçmen gruplarında savaş konusunda Trump’a destek oldukça düşük seviyede seyrediyor.

Mevcut durumda ABD ve İran arasında bir müzakere süreci devam etse de bunun son derece kırılgan olduğu aşikar. Bir anlaşma zaptının ortaya çıkması bile aylar sürdü. Müzakere sürecinin de uzun sürmesi beklenebilir. Bu süreçte savaşa geri dönülmesi durumunda Demokratlar, önümüzdeki ara seçimleri “Trump’ın İran Savaşı seçimine” dönüştürebilir. Cumhuriyetçi Parti tabanından olmasa bile, kendini ılımlı ve bağımsız olarak tanımlayan, siyasi spektrumun ortasında konumlanan seçmenden oy alabilirler. Bu da bazı eyaletlerde seçim sonuçlarını ciddi şekilde etkileyebilir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında, Kasım 2026 ara seçimlerinin önemine yeniden işaret etmekte fayda var. Seçimlerde Demokratların, Kongre’de üstünlüğü ele geçirmesi durumunda Amerikan iç siyaseti, Trump dış politikası için bir fren mekanizması görevi görecektir. Özellikle Demokratlar, Venezuela ve İran operasyonlarının gerekçelendirilmesi konusunda Trump’ın anayasal yetkilerini geniş yorumladığı iddiası üzerinden bir Kongre soruşturması süreci başlatabilirler. Bu durumda Trump, Kongre’de hem Demokratlar hem de kendi partisiyle bir pazarlık durumunda kalacaktır. Bu da özellikle dış politikada atacağı adımlar konusunda Kongre’yle daha uyumlu olmasına neden olabilir. Bu noktada Kongre’nin Amerikan sistemi içinde lobi gruplarının etkisine daha açık bir yer olduğunu da hatırlatmak gerekir. Böyle bir durumda Trump’ın, İsrail politikasını ikinci dönemdeki gibi kendi şahsi ajandasından ziyade, ilk dönemindeki gibi Kongre’yle ilişkisi ve soruşturmalar üzerinden şekillendirme ihtimali mevcut.

Sonuç olarak, İran Savaşı’nda çatışmalar şimdilik duraklasa da mesele önemli bir dosya olarak Amerikan iç gündeminde masada kalmaya devam ediyor. Nihai bir anlaşma için zorlu bir süreç öngörülse de Trump için riskler her geçen gün daha da artıyor. Bu noktada Kasım ayındaki ara seçimlere savaştan bağımsız bir gündemle girmek kendisi için oldukça önemli. Savaşın tam anlamıyla sonlandırılması konusunda belirsizlik sürdükçe Trump, iç politikada hem kendi partisi içinden hem Demokratlar tarafından daha fazla baskıyla karşılaşacaktır.

[Bekir İlhan, Cincinnati Üniversitesi, Kamu ve Uluslararası İlişkiler Okulu'nda Siyaset Bilimi alanında doktora adayıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

İslamabad Anlaşması ABD'de Nasıl Tepkiler Aldı?
İslamabad Anlaşması ABD'de Nasıl Tepkiler Aldı?