Bianlik
Son Gelişmeler

Orta Doğu'da Hibrit Dönem: Statükonun Değişimi ve Yeni Aktörler

Çağan Günday•6 dk okuma•27
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

İran merkezli revizyonizm ve İsrail güvenlik arayışlarının zayıflaması, Orta Doğu'yu "eskinin sona erdiği, yeninin ise henüz başlamadığı" bir geçiş dönemine soktu. Bu durum, çözüm odaklı yeni güç merkezlerinin habercisi.

Orta Doğu'da Hibrit Dönem: Statükonun Değişimi ve Yeni Aktörler

Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Necmettin Acar, ABD/İsrail-İran Savaşı sonrası Orta Doğu'da ortaya çıkan yeni güç dengelerini ve bu dönüşümde öne çıkan aktörleri analiz etti.

***

İsrail ve ABD, 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılara başladı, ancak nisan ayı başlarında bu saldırılar büyük ölçüde durdu. Pakistan'ın arabuluculuğunda imzalanan mutabakat zaptı ile diplomatik çözüme doğru önemli bir adım atıldı. İsviçre'de devam eden müzakereler ise kalıcı bir ateşkesin sağlanması açısından önemli bir aşama olarak görülüyor.

Savaş sadece Tahran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimi derinleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Orta Doğu'nun güvenlik yapısını yeniden şekillendiren bir dönüşüm sürecini de tetikledi. Bu süreçte, çatışmanın doğrudan tarafı olmayan ama krizin seyrinde etkili olan bölgesel aktörler ve diplomatik alanda ön plana çıkan bazı isimler dikkat çekiyor. Bu yazı, Türkiye, Pakistan ve Katar'ın kriz sırasındaki tutumları ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Munir'in gelecekteki olası rollerini analiz etmeyi amaçlıyor.

11 Eylül saldırıları, Orta Doğu'yu köklü bir değişimin eşiğine getirdi. ABD, Irak ve Afganistan'ı işgal ederek bu ülkelerde devlet otoritesinin zayıflamasına ve kurumsal yapının çökmesine neden oldu. Bölgeden çekilmesiyle ciddi güç ve güvenlik boşlukları bıraktı. Bu boşlukları revizyonist bir dış politikayla dolduran İran, Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'de kurduğu bağlar üzerinden 2020'lerin başına dek bölgede etkili bir aktör haline geldi.

İran tehdidinden çekinen aktörler, ABD ve İsrail'in güvenlik garantilerine yöneldi ve bu durum, İran karşısında İsrail merkezli yeni bir bloğun oluşmasına neden oldu. Abraham Anlaşmaları ile Körfez ülkeleri İsrail'e yakınlaşmaya başladı. 7 Ekim sonrasında İsrail, ABD'nin askeri-ekonomik desteği ve Körfez ülkelerinin onayı ile önce İran'ın bölgesel vekillerini, ardından İran'ı hedef alarak Tahran'ın nüfuzunu zayıflattı.

İran merkezli düzenin çökmesiyle İsrail merkezli bir düzen belirmeye başlamıştı. Ancak savaşın ikinci evresi olan 28 Şubat sonrası İran'ın artan saldırıları İsrail'i hem askeri hem de diplomatik olarak zor durumda bıraktı ve yeni bir güç boşluğu yarattı.

7 Ekim sonrası başlayan savaş, İran merkezli düzeni tamamen tasfiye etmeyi ve İsrail merkezli bir düzen kurmayı amaçlıyordu. Ancak İsrail'in aldığı ağır darbeler, bu yeni düzenin doğmadan zayıflamasına neden oldu. Bugün, bir düzenin çöküşünden ziyade iki düzenin birden istikrarsızlaştığı bir geçiş dönemine işaret ediyor. Orta Doğu'da eski düzen yıkılmış, yenisi ise henüz kurulmamış durumda.

İran ve İsrail’in karşılıklı saldırılarla zayıflaması sonucu oluşan güç ve güvenlik boşlukları, ABD ve İsrail saldırıları sonrası İran’da yönetimin üst kademelerinde ortaya çıkan boşluk ve savaşın çıkmaza girdiği bir dönemde Pakistan’ın sergilediği çözüm odaklı yaklaşım gibi gelişmeler, üç devleti ve iki politik figürü öne çıkardı.

Savaş sonrası dönemde bölgesel etkisini artırması beklenen aktörlerin başında Türkiye geliyor. Ortaya çıkan jeopolitik boşlukları doldurma potansiyeline sahip olan Türkiye, yeni güvenlik mimarisinin şekillenmesinde öncü bir rol üstleniyor. Savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme, bölgesel krizlere çözüm üretme kapasitesi ve özellikle Suriye’deki rolü, Türkiye’yi yeni dönemin temel aktörlerinden biri yapıyor.

Bölgesel dengeler açısından, hem İran hem de İsrail kaynaklı güvenlik tehditlerinden endişe duyan ülkeler, Türkiye’yi bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir ortak olarak görüyor. Türkiye’nin askeri caydırıcılığı, siyasi istikrarı, savunma sanayisindeki başarıları ile bölge ülkeleriyle tarihsel ve kültürel bağları, bu algının güçlenmesinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Rolünün artması beklenen ikinci ülke ise Pakistan’dır. Savaşın kilitlendiği bir anda tarafları masaya oturtmayı başaran ve diplomatik çözüme katkı sunan Pakistan, uluslararası alanda profilini yükseltti. Bu performans, Hindistan karşısında stratejik avantajlar sağladı.

Katar ise İran misillemelerinden diğer Körfez ülkelerine kıyasla daha az etkilendi. Müzakerelerdeki yapıcı tutumu sayesinde Körfez içindeki profilini yükseltti. İran’la ortak gaz sahası işleten ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ihracat yapamaz hale gelen Doha, diplomatik çözümle yeniden küresel enerji piyasalarına dönme şansı elde etti.

Siyasi sahnede yaşanan değişimin önünü açan önemli isimlerden biri Kalibaf olacaktır. Kariyerine Devrim Muhafızları’nda başlayan Kalibaf, Tahran Belediye Başkanı ve Meclis Başkanı olarak yükseldi. İran’ın geleceğinde etkili roller üstlenebileceği düşünülüyor.

Asim Munir, müzakere sürecini yönetmesiyle savaş sonrası en çok konuşulan isimlerden biri oldu. Uluslararası liderlerin Munir’e yönelik teşekkür ve övgüleri, Pakistan içinde ve küresel ölçekte tanınan bir figür olmasına yol açtı.

Pakistan’da orduya özel önem atfedildiği biliniyor. Ancak Munir, diplomasideki yeteneği ve kriz yönetimindeki başarısıyla bu avantajı daha da ileri taşıyarak önemli bir figür haline geldi.

Orta Doğu’da İran revizyonizmi ve İsrail güvenlik arayışlarının eş zamanlı olarak sarsılması, bölgeyi "eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı" bir döneme soktu. Bu tarihsel boşluk, çözüm odaklı yeni güç merkezlerinin de habercisi. Türkiye ve Pakistan'ın rolü, bölgenin geleceğinin proaktif diplomasi ve teknolojik caydırıcılıkla şekilleneceğini gösteriyor.

Doç. Dr. Necmettin Acar, Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Orta Doğu'da Hibrit Dönem: Statükonun Değişimi ve Yeni Aktörler
Orta Doğu'da Hibrit Dönem: Statükonun Değişimi ve Yeni Aktörler