SETA Dış Politika Araştırmacısı İsmet Horasanlı, eski İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze törenine ve bu olayın etkilerine dair AA Analiz’e bir yazı yazdı.
***
İran’ın önceki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat 2026’da İran’a başlattığı saldırıların ilk gününde hayatını kaybetmişti. Bu saldırı sırasında Hamaney ile birlikte torunu, gelini, damadı ve kızı da yaşamını yitirdi. Dolayısıyla düzenlenen cenaze törenlerinde onun yanında diğer aile üyelerinin tabutları da taşındı. 4 Temmuz Cumartesi başlatılan tören, 9 Temmuz Perşembe günü sona erdi. Cenaze, Tahran ve Kum’un yanı sıra Necef ve Kerbela gibi Irak şehirlerinde de gerçekleştirildi. Fars Haber Ajansının bildirdiğine göre, altı gün süren cenaze törenlerine toplamda 42 milyon kişi katıldı. İran’ın yeni dini lideri seçilen Mücteba Hamaney katılamadı; önceki cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ve Hasan Ruhani ise davet edilmedi.
Törene yalnızca İran’dan değil, pek çok ülkeden resmi heyetler katıldı. Pakistan, Tacikistan, Gürcistan, Ermenistan ve Türkmenistan gibi ülkelerin liderleri, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden de üst düzey heyetler yer aldı. Türkiye’den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve beraberindeki heyet katıldı.
Cenaze töreni, Hamaney’in ölümünden yaklaşık dört ay sonra düzenlendi ve yalnızca Tahran’da değil, Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed şehirlerinde de yapıldı. Tören sonrası Hamaney ve ailesi, İmam Rıza’nın türbesine defnedildi. Bu cenaze, dini bir merasim olmanın ötesinde siyasi mesajlar taşıdığı izlenimini vermektedir. İran, son zamanlarda halk desteğinin eksikliği iddialarıyla gündeme gelmiştir. 2025 Ağustos’unda yayımlanan GAMAAN raporuna göre, rejime karşı olanların oranı yüzde 70 civarındadır. Mahsa Emini protestoları sırasında bu oran yüzde 81’e çıkmıştır. Çoğunlukla yurtdışında yaşayan İranlılar tarafından hazırlanan bu raporlar, rejime karşı bir tutum sergilemektedir. Ancak bu raporlar, İran’ın savaş öncesi durumunun bir kısmını yansıtmaktadır. Son dönemlerde ekonomik zorluklar nedeniyle rejimin meşruiyeti azalmıştır. ABD ve İsrail’in başlattığı savaştan önce de hayat pahalılığı ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle protestolar düzenlenmiş, yönetim eleştirilmiştir.
Bu ortamda ABD ve İsrail’in saldırıları, milli duyguları canlandırmış ve ekonomik sorunlar arka planda kalmıştır. Halk, bir bütün olarak ülkeyi savunmak durumunda kalmıştır. Savaşın sürdüğü 40 gün boyunca petrol tesisleri, çelik fabrikaları ve köprüler gibi hedefler vurulmuştur. İsrail ve ABD’nin bu tutumu, İran’ın hedef alındığını göstermiştir. Halk, rejimi desteklemese dahi, ülkenin savunucusu olan yönetimin yanında yer almıştır. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran köprülerini hedef alacağını açıklamasının ardından halkın köprülerde nöbet tutması bunun somut bir örneğidir.
Böylesi bir dönemde İran, ABD ile yapılan mutabakat zaptından doğan ateşkesi fırsat bilerek, dini lider Hamaney için bir cenaze töreni düzenlemeye karar vermiştir. İran yönetimi bu kararı alırken, dini ve geleneksel bir ritüeli yerine getirmenin yanı sıra, milli birlik ve ABD karşıtlığı duygularını da pekiştirmeyi hedeflemiştir. Altı gün süren bu geniş çaplı cenaze törenleri, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatmasının ardından dikkat çekmiştir. Bu anlamda, bir karşı mesaj verildiği söylenebilir.
Ayrıca tören sadece İran’a özgü değil, Kerbela ve Necef gibi sembolik şehirlerde de düzenlenmiştir. Böylece, Tahran yönetimi Irak’taki etkisini göstermiş ve Irak’ta bulunan Hamaney taraftarlarını memnun etmiştir. Şii inancına göre, bir dini liderin takipçi kitlesi ülkeden bağımsız olarak farklı coğrafyalarda da bulunmaktadır. Hamaney’in Irak’ta da önemli bir takipçi kitlesi olduğu düşünülmektedir.
İtikadi olarak bakıldığında ise, Hz. Hüseyin’in Kerbela çölünde verdiği mücadele Şiiler için özel bir önem taşımaktadır. Kerbela olayında Hz. Hüseyin ve destekçileri, sayıca az olmalarına rağmen inançlarından ödün vermemiştir. Bu açıdan, birçok İranlı düşünür, İran-ABD/İsrail Savaşı'nı Kerbela olayına benzetmiş, Hamaney’i ise bu savaşın kahramanı olarak görmüştür. Hamaney’in naaşının Kerbela’ya götürülmesi de bu nedenle önem arz etmektedir. Törene katılan kesimler ve verilmek istenen mesajlar, Hamaney’in cenaze törenine gösterilen yoğun ilgiyi iki temel kategoriye ayırmaktadır. İlk grup, rejimi her koşulda destekleyenlerdir. İran’da ultra muhafazakâr olarak bilinen bu kesim, devrimin temel değerlerini koruma kararlılığındadır. Payidari cephesinin de yer aldığı bu grup, İran’ın ABD ile olan görüşmelerine olumsuz yaklaşmakta ve Hamaney’in intikamının alınmasını talep etmektedir. Bu kesim, törene katılım sağlayarak gücünü göstermeyi amaçlamıştır. Cenaze töreninin ardından intikam çağrıları artış göstermiştir.
İkinci grubu ise, ABD’nin İran’a saldırısını haksız bulanlar oluşturur. Rejimi desteklememelerine rağmen, yabancı bir gücün müdahalesini istememektedirler. Bu kesim, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı çıkmaktadır. Cenaze töreninin savaş sonrası yapılması, bu kesimin de yoğun ilgi göstermesine neden olmuş, ABD’ye karşı duyulan rahatsızlığın ortaya çıkmasına imkan tanımıştır. İran yönetimi, toplumda oluşan bu rahatsızlığı fırsata çevirerek adeta bir güç gösterisi yapmıştır. Böylece, meşruiyetinin sorgulandığı iddialara ve İran’ın bölünebileceği yönündeki görüşlere karşı bir meydan okuma gerçekleştirilmiştir.
[İsmet Horasanlı, SETA Dış Politika Araştırmacısıdır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol