Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nde görev yapan Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Ukrayna ziyareti ve Ankara'nın yeniden gündeme gelen arabuluculuk girişimlerini analiz etti. Bu değerlendirme, AA Analiz platformunda yer aldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Temmuz tarihlerinde Ukrayna'yı ziyaret etti. Bu ziyaret, Ankara'nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi'nin hemen ardından gerçekleşti. Türkiye'nin savaşın başlangıcından bu yana iki kardeş Slav ülkesi arasında barış sağlama çabaları, ziyaretin bölge ülkeleri dışına taşan bir ilgiyle karşılanmasına yol açtı. Görüşmelerde ele alınan konular, Ukrayna'da savaşın sona ermesine dair yeni umutlar doğurdu. Fidan, Ukraynalı mevkidaşı ile toplantısının ardından savaşın yayılma riski taşıdığını belirtirken, "psikolojik olarak ülkelerin ateşkese hazır hale geldiğini" ifade etti. NATO Zirvesi ve ardından Paris'te yapılan Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi, özellikle Avrupa Birliği'nin (AB) Ukrayna'ya desteğinin süreceğini ve bunun ateşkes umutlarını azaltabileceğini gösterse de Ankara yeni bir arabuluculuk girişimi başlattı. Hakan Fidan'ın Haziran ayında Rusya'ya gerçekleştirdiği ziyaret de bu çerçevede değerlendirilebilir.
Fidan'ın Ukrayna ziyareti sırasında ele alınan konular ve yapılan açıklamalar, yeni girişimin sebeplerini açıklıyor. Türkiye'nin arabuluculuğunda taraflar savaşın başında barışa yaklaşmıştı. Türkiye, esir takası ve tahıl koridorunun açılması gibi konularda önemli katkılar sağladı. Donald Trump'ın ABD başkanlığı döneminde, arabuluculuk ABD tarafından üstlenildi. Alaska'da Trump-Putin Zirvesi ve İstanbul'daki görüşmeler barış için umut verici bazı işaretler verse de, savaş devam ediyor ve tırmanma riski bulunuyor. İstanbul formatı, Hakan Fidan'ın da belirttiği gibi, tarafların farklı branşlarda doğrudan müzakerelerde bulunduğu bir platformdu. ABD'nin şu anda İran gibi konularla meşgul olması, Ukrayna konusuna yeterince zaman ayıramayacağı anlamına geliyor. Trump, görevi sona ermeden tarafları barıştırmayı vaat etmişti. ABD'nin arabuluculuğunun sonuçsuz kalması, Türkiye'nin farklı taraflarla iletişimde olan nadir ülkelerden biri olması ve NATO Zirvesi'nde uluslararası alanda artan etkisi, Ankara'nın yeni bir girişim başlatmasına katkıda bulundu.
Ankara'nın arabuluculuğu gündeme getirmesinin bir başka nedeni, Fidan'ın belirttiği gibi, savaşın genişleyebileceği potansiyeline sahip olmasıdır. Bu konu, Türkiye'nin savaşın başlangıcından bu yana önemsediği bir meseledir. Rusya-Ukrayna çatışmaları, Karadeniz'de güvenli deniz taşımacılığını tehdit ederken enerji güvenliğini de olumsuz etkiliyor. Haziran ayında bir Türk balıkçı teknesine saldırı düzenlenmiş, Rus yetkililer Türk Akımı'nı besleyen tesislere insansız hava aracı (İHA) saldırıları olduğunu belirtmiştir. Bu konular, Karadeniz ülkelerinin çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Dolayısıyla, Fidan'ın ziyaretinin amaçlarından birinin bölge güvenliği olduğu söylenebilir. Ankara'nın bu girişimde zamanlaması ise oldukça önemli. Ukrayna, NATO desteğini yeniden kazanırken, Rusya da eylül ayındaki parlamento seçimleri sonrasında askeri varlığını artırabilir.
Ateşkes sonrası Ukrayna’nın yeniden inşası ve güvenlik garantileri konuları, Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye'nin bu süreçte kilit bir rol üstleneceği tahmin ediliyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi savaşa rağmen 6,6 milyar dolara ulaştı. Ziyaretten kısa süre önce Ukrayna parlamentosu, Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması’nı onayladı. Bu, ticaret hacminin daha da artacağını gösteriyor. Fidan, Türk şirketlerinin savaş sonrası dönemde yeniden imar ve altyapı çalışmalarına katılmaya hazır olduklarını belirtti. Ankara, güvenlik garantileri kapsamında deniz unsurlarını üstlenebileceğini ve müttefik NATO ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yaptığını ifade etti. Tahıl ticaretinin güvenilir bir şekilde sürdürülmesi de üzerinde durulan konular arasında yer aldı.
Ziyaret kapsamında ele alınan konular ve iki ülke bakanlarının açıklamaları, önümüzdeki aylarda İstanbul görüşmelerinin yeniden başlayacağını gösteriyor. Türk yetkililer, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediklerini sık sık vurgularken, Moskova ile de işbirliğini sürdürüyorlar. Diplomatik temaslar hiç kesilmediği gibi, Rusya ile ticaret hacmi de arttı. Akkuyu'daki nükleer santral yapımı da önemli ilerlemeler kaydetti. Türkiye, Rusya vatandaşları için dünyaya açılan bir kapı oldu. Bu durum, Ankara'ya arabuluculuk konusunda önemli bir imkan sunuyor ve her iki ülkenin de güvenini kazanmasına olanak tanıyor.
Savaş devam etmesine rağmen, Fidan'ın "güzel gelişmeler" yaşanacağını dile getirmesi, Ankara'nın henüz kamuoyuna açıklamadığı yeni planlarının olduğunu gösteriyor. İstanbul, Rusya ve Ukrayna liderlerinin görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazır. Ateşkes ve anlaşmaya varılması ise kolay bir süreç değil. Her iki taraf da toprak konusunda taviz vermekten kaçınıyor. Bu zorluğa rağmen, Türk yetkililerin belirttiği üzere, görüşmelerin devam etmesi büyük önem taşıyor. Esir ve ölü askerlerin cenazelerinin değişimi, tahıl koridorunun işler halde tutulması, deniz ve hava seyrüseferi ile enerji güvenliğinin sağlanması, sadece Rusya ve Ukrayna için değil, tüm bölge ülkeleri açısından da büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesidir.
* Bu makalede yer alan görüşler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı'nın editoryal politikasını yansıtmayabilir.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol