Bianlik
Son Gelişmeler

ABD ve Irak Arasında Yeni Bir Dönem: Bağdat'ın Rolü Ne Olacak?

Armağan Türkdoğan6 dk okuma23
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Irak’ın geleceği, Tahran ile Washington arasında yeni bir denge kurmaktan ziyade devlet otoritesini güçlendirerek yeni bir vekalet çatışmasına sürüklenmemesiyle şekillenecek.

ABD ve Irak Arasında Yeni Bir Dönem: Bağdat'ın Rolü Ne Olacak?

Mehmet Alaca, Anadolu Ajansı Akademi Müdür Yardımcısı, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Washington ziyareti çerçevesinde Irak-ABD ilişkilerindeki yeni dönemi ve bunun bölgesel jeopolitik etkilerini kaleme aldı.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin ilk yurt dışı ziyaretini Washington'a yapması, Bağdat için yeni bir dönemin işaretlerini taşıyordu. 14 Temmuz’da, Irak'ın krallıktan cumhuriyete geçtiği günün yıl dönümünde yapılan bu ziyaret tesadüfi değildi. Zeydi, içeride yeni bir başlangıç yapmayı ve bu sürecin ABD ile kurulacak yeni ilişkiler üzerinden şekilleneceğini vurguladı. Ziyaretin, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını yeniden arttırdığı bir döneme denk gelmesi ise, Bağdat'ın Tahran'dan bağımsız bir tutum sergileme niyetini gösterdi. Bu ziyaret, klasik bir ikili görüşmenin ötesinde, Irak'ın bölgesel konumuna dair bir tercih olarak değerlendiriliyor. Washington için mesele artık sadece Irak'taki Amerikan askeri varlığı veya DEAŞ'la mücadele değil. Trump yönetimi, askeri angajmandan ekonomik bir etkiliğe, güvenlik odaklı politikadan enerji, yatırım ve ulaşım hatlarına uzanan geniş bir bölgesel stratejiye geçiş yapıyor. Zeydi’nin "ABD-Irak ilişkileri askeri boyuttan ekonomik ortaklığa evriliyor." ifadesi, bu dönüşümün özeti olarak öne çıkıyor.

Zeydi’nin Washington’daki temasları, bu tercihin kişisel ve siyasi yönünü de gözler önüne serdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni başbakanı "Irak’ın ötesinde, Orta Doğu’da büyük bir lider." olarak tanımlaması, resmi program dışındaki öğle yemeği daveti ve liderler arasındaki samimi ortam, ABD’nin yeni Irak yönetimine desteğinin göstergesi oldu. İş dünyasından gelen, daha önce siyasi görevde bulunmamış Zeydi, bürokrasiyi azaltma, yatırım çekme ve ekonomik kalkınmayı önceleyen pragmatik bir profil çizmektedir. Bu yönüyle Trump yönetimiyle ortak bir zeminde buluşuyor.

Trump’ın, 2003 Irak işgalini eleştirmesi ve "Yanlış ülkeye saldırdılar." demesi geçmişe dönük bir hesaplaşma olmanın ötesinde, ABD’nin Irak’ta farklı araçlarla var olma isteğinin bir işareti. Bu yeni yaklaşımda, asker sayısından ziyade Amerikan şirketlerinin imzalayacağı anlaşmalar önem taşıyor. Ziyaret sırasında petrol, enerji, teknoloji, finans, tarım, eğitim ve ilaç gibi çeşitli alanlarda 48 anlaşma, mutabakat ve ortaklık deklarasyonunun imzalanması, ilişkinin yeni omurgasının ekonomi olacağını gösteriyor. Irak’taki ABD askerlerinin 30 Eylül 2026 itibarıyla tamamen çekileceğinin açıklanması da askeri dönemin kapatılarak ekonomik ortaklığın ön plana çıkarılacağına işaret ediyor.

Washington’un beklentileri ticaret anlaşmalarıyla sınırlı değil. ABD, Irak’ta İran’ın etkisini azaltmaya çalışıyor. Zeydi’nin, silahlı grupların silah bırakmasına yönelik süreç başlatması ve yolsuzlukla mücadeleye girişmesi, bu beklentilere verilen açık bir cevap niteliğindeydi. Seraya es-Selam’ın silahlarını devlete teslim edeceğini duyurması ve Asaib Ehlil Hak ile Kataib İmam Ali’nin benzer açıklamalar yapması, Zeydi’nin ilk somut başarıları arasında gösteriliyor. Silahların teslimi için 30 Eylül'ün hedeflenmesi ve bu tarihin uluslararası koalisyonun görev süresinin sona ermesiyle örtüşmesi, Bağdat’ın güvenlik boşluğu oluşmayacağı mesajını güçlendiriyor.

Bu sürecin kolay ilerlemeyeceği öngörülüyor. Kataib Hizbullah ve Hareket en-Nuceba gibi, İran’a yakın ve ideolojik yapılar silah bırakmaya sıcak değil. İran’ın Irak’taki etkisinin yalnızca milislerle sınırlı olmadığı, siyasi partilerden bürokrasiye, kamu ihalelerinden bankacılığa, sınır ticaretinden enerji ilişkilerine kadar uzandığı biliniyor. Dolayısıyla silahların toplanması önemli olsa da tek başına yeterli değil. Irak devletinin karar alma kapasitesinin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün geliştirilmesi, uluslararası finans standartlarına yaklaşılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi de eşit derecede belirleyici olacak.

ABD’nin Irak’a çizdiği yol, ülkeyi yalnızca İran etkisinin sınırlandırılmasından öteye taşıyor. ABD, Irak’ı Körfez, Türkiye, Suriye, Karadeniz ve Akdeniz arasında kurulacak enerji ve ticaret hatlarının merkezi olarak konumlandırmak istiyor. Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık, Irak petrolü için kuzey ve batı yönünde yeni çıkışların önemini artırdı. Türkiye hattının genişletilmesi, Suriye üzerinden Banyas ve Tartus limanlarına uzanacak güzergahlar ve Amerikan enerji şirketlerinin Irak’taki yeni projeleri, “Dört Deniz Girişimi” çerçevesinde şekillenen bölgesel mimarinin parçaları. Zeydi’nin Teksas’a gitmesi, Chevron ve diğer şirketlerle temaslarda bulunması, Irak’ın enerji politikasını Amerikan yatırımları ve çeşitli ihracat rotalarıyla yeniden kurma arayışını gösteriyor. Ziyaretin ardından Zeydi'nin 28 Temmuz'da Türkiye’ye gideceğinin açıklanması da Ankara’nın bu yeni mimarideki yerini netleştiriyor.

Bu aşamada "Terörsüz Türkiye" süreci, Washington-Bağdat hattındaki yeni denklemin önemli bir parçası haline geliyor. Ankara'nın Bağdat ve Erbil’den beklentisi, PKK'nın çekildiği bölgelerde güvenlik boşluğunun oluşmaması, federal güçlerle Peşmerge arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlanması ve örgütün farklı isimler altında yeniden alan kazanmasının engellenmesi. Bu, Irak ve Suriye arasındaki geçişlerin artması açısından da önem taşıyor.

Gelecek dönemde belirleyici soru, Zeydi’nin Washington’da verdiği mesajları Bağdat’ta ne ölçüde uygulayabileceği olacak. ABD’nin desteği ekonomik fırsatlar yaratabilir fakat milislerin tasfiyesi, yolsuzlukla mücadele ve kurumsal reformlar, Zeydi’yi iktidara taşıyan koalisyonun çıkarlarıyla çelişebilir. Irak’ın başarısı, Washington ile Tahran arasında yeni bir denge kurmaktan çok devlet otoritesini güçlendirerek ülkeyi yeni bir vekalet çatışmasına sürüklememesiyle şekillenecek. Bağdat, Erbil, Ankara ve Washington arasındaki mevcut uyumun kalıcı bir işbirliğine dönüşmesi halinde Irak, uzun yıllar sonra sadece bir rekabet sahası olmayıp, aynı zamanda yeni bölgesel düzenin yönünü belirleyen aktörlerden biri olabilir.

[Mehmet Alaca, Anadolu Ajansı Akademi Müdür Yardımcısıdır.]

* Bu makale yazarın görüşlerini yansıtmaktadır ve Anadolu Ajansı'nın editoryal politikasını temsil etmeyebilir.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

ABD ve Irak Arasında Yeni Bir Dönem: Bağdat'ın Rolü Ne Olacak?
ABD ve Irak Arasında Yeni Bir Dönem: Bağdat'ın Rolü Ne Olacak?