Bianlik
Son Gelişmeler

15-16 Temmuz: Milli Demokratik Halk Devrimi

Sezen Gürkök9 dk okuma28
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

15-16 Temmuz, dünya siyaset tarihinin en büyük barışçıl devrimlerinden biridir. 15 Temmuz'da gerici ve faşist bir hareketin darbe girişimiyle antidemokratik sistem ve demokratik merkez arasında büyük bir çatışma yaşanmıştır.

15-16 Temmuz: Milli Demokratik Halk Devrimi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 15 Temmuz'un Türkiye'nin siyasi tarihi açısından anlamını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türkiye, 2016 yılının 15 Temmuz akşamı Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetlerinden ve saldırılarından biriyle karşılaştı. FETÖ çetesinin dış destekli darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde halkın mücadelesiyle bertaraf edildi. 15-16 Temmuz destanının onuncu yıl dönümünde bu konuyu farklı açılardan ele almak önemlidir. Kurtuluş ve kuruluşa ilişkin bir tespit olarak, Kurtuluş Savaşı Atatürk liderliğinde Anadolu’nun kapsayıcı felsefesine dayanmıştır. Erzurum ve Sivas Kongreleri, Büyük Millet Meclisinin açılışı, 1921 Anayasası’nın kabulü, zaferler, Lozan Antlaşması ve Cumhuriyet’in ilanı bu dönemin önemli basamaklarıdır.

Kurtuluş felsefesi, Anadolu’nun tüm bölgelerini ve kimliklerini kapsayan bir anlayışla hareket etmiştir. Bu, Anadolu kapsayıcılığıdır. Türkiye’nin verdiği kurtuluş mücadelesi, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşında başarılı olan bir ülke kurmuştur. Emperyalist güçler, Atatürk liderliğindeki yeni Türkiye’yi tam anlamıyla kontrol altına alamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun devamı olan genç Cumhuriyet’e karşı operasyonlar başlatmışlardır ve bu süreç yaklaşık yüz yıldır devam etmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yükselen faşizmler ve otoriter rejimler ortamında Türkiye, Cumhuriyet’in ilanıyla kuruluş aşamasına geçmiştir. Ancak bu aşamada kapsayıcı Türk milleti yerine dışlayıcı bir Türk milleti anlayışı öne çıkmıştır. Bölgesel özellikler, Avrupa’daki siyasi durum ve emperyalist hedeflere karşı koruma politikaları bu durumu etkilemiştir. Cumhuriyet’in kurucu lideri Atatürk, laiklik esasına dayalı bir hukuk sistemi inşa ederek bölgede hukuk düzeni olan bir ülke kurmayı başarmıştır. Ancak dışlayıcı anlayışın sosyolojik ve politik sonuçları olmuştur. Batı tipi ve batıcı cumhuriyet ulusu yaratma amacı, ülkenin değer ve kimlik zenginliğini baskılamıştır.

Devlet aygıtının tercihleri ile toplum arasında çelişki ortaya çıkmıştır. İnanç değerleri alanında dindarlar sistematik baskıya maruz kalmıştır. Azınlıklar, Aleviler ve farklı kimliklere sahip yurttaşlarla ilgili sorunlar derinleşmiştir. Sosyal adalet alanında da haksızlıklar ortaya çıkmıştır.

Toplum her alanda büyük bedeller ödemiştir. Cumhuriyet ve kazanımları bu bedeller sonucu elde edilmiştir. Bu kazanımlar, Türkiye toplumunun tamamına ait kırmızı çizgiler olarak devam edecektir. Devlet iç iktidarları ve toplum arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan sorunların tasfiye sürecine girmesi kaçınılmaz olmuştur.

21. yüzyılın başından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gelişen yeni siyasal yaklaşım, devlet ve toplum arasındaki temel çelişkilerin çözümüne yönelmiştir. Antidemokratik sistem içinde demokratik merkez oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu süreçte, demokratik merkezin güçlenmesi çabası öne çıkmıştır.

İkili devlet pratikleri, hak ve özgürlük alanına müdahale eden antidemokratik devlet pratikleriyle birlikte var olmuştur. Ekonomik büyümeye yönelik faaliyetler yapılırken, ülkeyi zayıf konumda tutmaya çalışan çabalar da ortaya çıkmıştır. Devlet içindeki antidemokratik yapı, kadrocu hareketlerin işgaline müsait kapalı kurumlar üzerine kurulmuştur. FETÖ çetesi de bu yapının en etkili örneğidir.

İllegal FETÖ örgütünün siyasal gerici ve faşist bir çete olarak nitelenmesi yerindedir. Bu örgütün dünya görüşü monolitik bir anlayışa dayandığı için siyasal pratiği faşizm üzerinedir. Örgüt yapısı, baskıcı ve hiyerarşik olduğu için çete örgütlenmesinin özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca bir casusluk örgütü olarak çalıştığı da belirtilmelidir.

15 Temmuz’da FETÖ’cü çetenin oluşturduğu, dışa bağımlı bir darbe girişimi yaşanmıştır. Bu kalkışma, demokratik merkezi tasfiye ve Türkiye’nin bütünlüğünü parçalamak amacını taşımıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde halk, bu girişime güçlü bir tepki vermiştir. Halkın gösterdiği direniş, yeni bir siyasi liderlik ve barışçıl halk devrimi olarak kabul edilmiştir.

21. yüzyılın başından itibaren Türkiye, Cumhuriyet’le başlayan kuruluşunu tamamlama aşamasına geçmiştir. Bu süreçte sistem reformunun koşulları hazırlanmıştır. Küresel faşist güçlerin karşı hamlelerine rağmen, halk 15-16 Temmuz’da saldırıyı püskürtmüş ve ikinci kurtuluş mücadelesini kazanmıştır. İkinci kurtuluş, Cumhuriyet’le başlayan kuruluşun tamamlanmasıdır.

Birinci kurtuluşumuz emperyalist işgale karşı, ikinci kurtuluşumuz ise iç dinamikleri kullanarak örtülü bir işgale karşı verilmiştir. İlk kurtuluş, Osmanlı bakiyesi olarak daha zayıf koşullarda gerçekleşmiştir. İkinci kurtuluş ise daha güçlü bir siyasi ve ekonomik ortamda verilmiştir. Her iki kurtuluş, şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesiyle gerçekleşmiştir.

15-16 Temmuz, 21. yüzyılın en büyük siyasal devrimi olarak nitelenebilir. Millî Demokratik Halk Devrimi, küresel faşist güçlerin karşısında durmuş ve demokrasiyi korumuştur. Halk, bu devrimi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gerçekleştirmiştir.

15-16 Temmuz dünya siyaset tarihinin en büyük barışçıl devrimlerinden biridir. Halk, hiçbir mala ve cana zarar vermemiştir. Sigorta şirketleri, zararların büyük kısmının FETÖ’cü çetenin saldırılarından kaynaklandığını tespit etmiştir. Halkın aklı ve vicdanı, demokrasinin güvencesi olmuştur.

Türkiye, demokrasi kültürünü toplumun kendini ifade etmesi üzerinden geliştirdiği için güçlü bir demokrasiye sahiptir. Batı demokrasileri refah toplumu üzerine kurulmuştur. Türkiye, demokratikleşme sürecini toplumun özgürce ifade etmesi sonucu geliştirmiştir. 15-16 Temmuz Devrimi sonrasında demokrasi iradesi güçlenmiştir.

15-16 Temmuz Devrimi’nde halk, değerlerinden ödün vermemiştir. Sosyolojik kutuplaşma iddiasının temelsiz olduğu ortaya çıkmıştır. Her kesim, vatan ve demokrasi için ortak hareket etmiştir. Üç partinin ortak anayasa değişikliği çalışması siyasi iş birliğini göstermiştir.

15-16 Temmuz Devrimi’nin devletteki temizliğe yönelik sonuçları önemli olmuştur. OHAL İnceleme Komisyonu’nun verilerine göre, KHK’lerle 131 bin 922 tedbir işlemi yapılmıştır. Bu işlemlerin büyük kısmı kamu görevinden ihraçtır.

Niteliksel tasfiye, ordu ve yargıdaki halk düşmanı yapıların temizlenmesiyle gerçekleşmiştir. Üst düzey kamu görevlileri arasında yapılan temizlik de önemlidir.

Hukuk içinde kalma ilkesi çerçevesinde mağduriyet iddiaları için hak arama yolları açılmıştır. OHAL İnceleme Komisyonu, 127 bin 292 başvuru almış ve kararlarını tamamlamıştır.

Adalet Bakanlığı verilerine göre, ceza soruşturmaları ve kovuşturmaları yürütülmüştür. 105 bin 709 savcılık soruşturması ve 43 bin 274 ceza davası açılmıştır. Suçluluğu kesin olanlar ceza almıştır.

FETÖ çetesiyle hukuk yoluyla mücadele devam etmektedir. Siyaset yapıları, gerici-faşist çetelerle temaslı olanları temizleme çabasına katkı vermiştir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik tarzı, doğrudan siyaset ve talep demokrasisi anlayışıyla siyaset yapma tarzını değiştirmiştir. Bu, Türkiye’de demokratik siyasetin esaslarını etkilemiştir.

Talep demokrasisi, halkın ihtiyaçları üzerinden siyasi program oluşturmayı gerektirir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği doğrudan ve organik bir liderliktir.

Doğrudan liderlik, lidere güveni artırır. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dönüştürücü liderlik özelliğini öne çıkarır.

15-16 Temmuz Devrimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin temel etkenlerinden biri olmuştur. Sosyolojik siyaset ve doğrudan liderlik pratiği önem kazanmıştır.

Gelecekte Türkiye’de yüksek meşruiyet kazanabilecek siyaset, doğrudan halka dayanan siyasi programlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik tarzı, demokrasiyi derinleştirmiştir.

15 Temmuz 2016'dan 9 Ağustos 2016 tarihine kadar halkın katılımını gösteren veriler, 2 milyon 596 bin 368 kişinin sokağa çıktığını ortaya koymuştur. Demokrasi nöbetlerine katılım sayısı 37 milyon 635 bin 323’tür.

15 Temmuz gecesiyle başlayan demokrasi nöbetlerine 40 milyon 231 bin 691 katılım olmuştur. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği sayesinde gerçekleşmiştir.

15 Temmuz gecesi birçok kamu kurumu ve alan işgal edilmiştir. Halk, bu işgalleri bitirmiştir. İşgal edilen yerler halk tarafından kurtarılmıştır.

Ankara’da TBMM, Cumhurbaşkanlığı ve diğer merkezler halk tarafından kurtarılmıştır. İstanbul’da birçok alan halk tarafından işgalden alınmıştır.

Halk tarafından işgali engellenen yerler arasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve diğer önemli merkezler bulunmaktadır.

Denizli’de halk, Çardak Havalimanı’nın kullanılmasını engellemiştir. İstanbul’da da birçok yer halk tarafından korunmuştur.

15 Temmuz sürecinin sayısal ve eylemsel verileri, Türkiye’nin nasıl bir felaketten döndüğünü göstermektedir. Bu verilerin analizi, 15-16 Temmuz Devrimi’nin anlaşılmasını sağlayacaktır.

[Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekilidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

15-16 Temmuz: Milli Demokratik Halk Devrimi