Bianlik
Son Gelişmeler

Akciğer kanseri yalnızca sigara içenleri tehdit etmiyor: Öksürüğü hafife almayın

Pelin Altıntop•4 dk okuma•6
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Akciğer kanserinde sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon ve pasif içicilik de risk oluşturuyor. Uzmanlar, uzun süren öksürüğün ihmal edilmemesi ve erken tanının önemine dikkat çekiyor.

Akciğer kanseri yalnızca sigara içenleri tehdit etmiyor: Öksürüğü hafife almayın

Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alırken hastalığın yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü düşüncesi risklerin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Tütün ürünlerinin yanı sıra pasif sigara dumanı, hava kirliliği, radon ve bazı mesleki maruziyetler de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabiliyor. Özellikle sigara kullanan kişilerin uzun süre devam eden öksürüğü sigaraya bağlaması, doktora başvurmayı geciktirerek erken tanı şansını azaltabiliyor.

Daviva Avcılar Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Selçuk Köse, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalığın belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Uzun süren öksürük göz ardı edilmemeli

Akciğer kanserinin en önemli ve önlenebilir risk faktörünün tütün ve tütün ürünleri olduğunu belirten Doç. Dr. Selçuk Köse, sigaranın bırakılmasının kullanım süresi ne olursa olsun sağlık açısından önemli yararlar sağladığını ifade etti. Hastalığın sigara içmeyen kişilerde de görülebildiğini hatırlatan Köse, pasif içicilik, radon, hava kirliliği ve mesleki maruziyetlerin de risk oluşturduğunu kaydetti.

Köse, özellikle uzun süre devam eden ya da alışılmışın dışında değişiklik gösteren öksürüğün dikkate alınması gerektiğini belirtti. Kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarının da araştırılması gereken belirtiler arasında bulunduğunu aktardı.

Sigara kullanan kişilerin öksürüğü alışkanlıklarına bağlayarak sağlık kuruluşlarına başvurmayı erteleyebildiğine işaret eden Köse, söz konusu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Erken evrede belirti görülmeyebilir

Akciğer kanserinin başlangıç aşamalarında herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Köse, yüksek risk grubundaki kişilerin şikayetlerin ortaya çıkmasını beklememesi gerektiğini bildirdi.

Yaş ve sigara kullanım geçmişi gibi kriterler doğrultusunda uygun bulunan kişilere düşük doz akciğer tomografisiyle tarama yapılmasının erken teşhise katkı sağlayabileceğini ifade eden Köse, tarama kararının kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu süreçte taramanın olası yararlarının ve risklerinin birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Kapalı ameliyatlar iyileşme sürecini kolaylaştırabiliyor

Akciğer kanserinin özellikle erken evre küçük hücreli dışı türünde cerrahinin temel tedavi seçenekleri arasında bulunduğunu aktaran Köse, uygun hastalarda minimal invaziv cerrahi yöntemlerin tercih edilebildiğini kaydetti.

Kapalı ameliyat olarak bilinen yöntemde küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletlerle göğüs boşluğuna ulaşıldığını belirten Köse, kanserli akciğer dokusunun yanı sıra gerekli lenf bezlerinin de çıkarıldığını ifade etti.

Uygun hastalarda bu yöntemin açık ameliyata kıyasla ameliyat sonrası ağrıyı azaltabildiğini, hastanede kalış süresini kısaltabildiğini ve günlük yaşama dönüşü hızlandırabildiğini bildirdi. Cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün büyüklüğü, bulunduğu bölge ve hastalığın evresinin yanı sıra kişinin solunum kapasitesi ve diğer hastalıklarının da değerlendirildiğini aktardı.

Tedavi süreci hastalığın özelliklerine göre belirleniyor

Akciğer kanserinde uygulanacak tedavinin hastalığın türü, evresi ve tümörün moleküler özelliklerine göre planlandığını belirten Köse, cerrahinin yanı sıra kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerden de yararlanılabildiğini ifade etti.

Bazı hastalarda ameliyat öncesinde veya sonrasında ek tedavilere ihtiyaç duyulabildiğini kaydeden Köse, tedavi kararlarının farklı uzmanlık alanlarından hekimlerin ortak değerlendirmesiyle alınmasının önemini vurguladı.

Köse, akciğer sağlığının korunması için tütün ürünlerinden uzak durulması, uzun süre devam eden şikayetlerin ihmal edilmemesi ve risk grubunda bulunan kişilerin erken tanı olanakları hakkında hekimlerine danışması gerektiğini hatırlattı.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Akciğer kanseri yalnızca sigara içenleri tehdit etmiyor: Öksürüğü hafife almayın