Kronik böbrek hastalarında böbreklerin iş yükünü azaltmak amacıyla uygulanan düşük proteinli diyetler, her hastada aynı sonucu vermiyor. Protein tüketiminin bilinçsiz şekilde kısıtlanmasının kas kaybı, güçsüzlük ve malnütrisyona neden olabileceğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten, diyetin hastanın klinik tablosuna ve beslenme durumuna göre düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Böbreklerin süzme kapasitesinin azalmasıyla birlikte üre ve diğer azotlu atıklar vücutta birikebiliyor. Protein tüketiminin düzenlenmesi bu atıkların oluşturduğu yükü hafifletmeyi amaçlarken, aşırı kısıtlamalar farklı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bazı bilimsel çalışmalarda, günlük protein tüketimi 0,6 gram/kilogramın altında olan hastalarda ölüm oranının artabildiğine işaret ediliyor.
Medicana Sağlık Grubu Nefroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Sinan Erten, protein kısıtlamasının temel amacının böbrekleri korurken kas kaybının önüne geçmek olduğunu ifade ederek, "Diyalize girmeyen kronik böbrek hastasında aşırı proteini azaltmak faydalıdır; ancak protein ne kadar azsa o kadar iyi değildir. Amaç böbreğin yükünü azaltırken kas kaybını önlemektir" dedi.
Protein ihtiyacı hastalığın evresine göre değişiyor
Protein yıkımı sonucunda ortaya çıkan üre ve diğer azotlu atıkların, böbrek fonksiyonları azaldığında vücutta biriktiğini belirten Erten, yüksek protein tüketiminin kalan nefronları zorlayabildiğini kaydetti. Protein miktarının ve kaynaklarının düzenlenmesinin asit ve fosfor yükünün azaltılmasına da katkı sağlayabileceğini aktardı.
Günlük protein ihtiyacının hastanın tedavi sürecine göre değiştiğini belirten Erten, diyalize girmeyen, stabil evre 3-5 kronik böbrek hastalarında hedefin genellikle kilogram başına 0,8 gram olduğunu bildirdi. Beslenme durumu iyi olan ve yakından takip edilen seçilmiş hastalarda bu miktarın 0,55-0,60 grama düşürülebileceğini ifade eden Erten, hemodiyaliz veya periton diyalizi alan hastalarda ise günlük protein ihtiyacının kilogram başına 1,0-1,2 gram düzeyinde tutulması gerektiğini söyledi.
Bilinçsiz protein kısıtlaması kas kaybına neden olabilir
Düşük proteinli diyetlerin yeterli kalori alınmadan uygulanmasının önemli beslenme sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Erten, kronik böbrek hastalarında kas ve vücut proteinlerinin kaybedilebileceğine dikkat çekti. Bu durumun güçsüzlük, kırılganlık ve protein-enerji malnütrisyonuna neden olabileceğini belirten Erten, şöyle konuştu:
"Kronik böbrek yetmezliği olan bir hastada düşük proteinli diyetin en önemli potansiyel zararı, özellikle yeterli kalori alınmıyorsa, kas ve vücut proteinlerinin kaybına yol açabilmesidir. Bunun sonucunda güçsüzlük, kırılganlık ve protein-enerji malnütrisyonu gelişebilir. Ancak düşük proteinli diyet her hastada zararlı değildir. Diyalize girmeyen, beslenme durumu iyi ve metabolik olarak stabil seçilmiş hastalarda, yeterli enerjiyle ve yakın takiple uygulandığında böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla kullanılabilir. Risk; kısıtlamanın derecesine, hastanın başlangıçtaki beslenme durumuna ve eşlik eden hastalıklara bağlıdır."
Yetersiz protein alımı günlük yaşamı da etkiliyor
Protein ihtiyacının karşılanmaması durumunda vücudun enerji ve protein gereksinimini karşılamak için kas dokusunu kullanabileceğini belirten Erten, bu sürecin zamanla sarkopeniye, yürüme güçlüğüne, düşme riskinde artışa ve günlük aktivitelerde azalmaya neden olabileceğini ifade etti.
Özellikle protein kısıtlamasına yetersiz kalori alımının da eşlik etmesi halinde istemsiz kilo kaybı ile yağ ve kas dokusunda azalma görülebileceğini aktaran Erten, böbrek yetmezliğine bağlı iştahsızlık ve inflamasyonun bu riski artırabildiğini söyledi.
Yetersiz beslenmenin yara iyileşmesini geciktirebileceğini ve enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırabileceğini kaydeden Erten, birden fazla besin grubunun gereğinden fazla kısıtlanmasının vitamin ve mineral eksikliklerine, besin çeşitliliğinin azalmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açabileceğini belirtti.
Diyaliz tedavisi sırasında da amino asit ve protein kayıplarının yaşanabildiğini hatırlatan Erten, diyaliz öncesinde uygulanan protein kısıtlamasının tedavi başladıktan sonra aynı şekilde sürdürülmesinin beslenme kaybı riskini artırabileceğini dile getirdi.
Her böbrek hastasına düşük proteinli diyet önerilmiyor
Düşük proteinli beslenmenin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Erten, özellikle istemsiz kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayanların, sarkopeni veya kırılganlığı bulunan yaşlıların, aktif enfeksiyon ya da belirgin inflamasyon geçirenlerin sıkı protein kısıtlamasından kaçınması gerektiğini belirtti.
Metabolik açıdan stabil olmayan kronik böbrek hastalarında düşük veya çok düşük proteinli diyetlerin uygun olmayabileceğini ifade eden Erten, kırılganlık ve kas kaybı bulunan yaşlılarda daha yüksek protein ve kalori hedeflerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklarda ise büyüme üzerindeki olası riskler nedeniyle protein kısıtlamasından tamamen kaçınılması gerektiğine dikkat çekti.
Düşük proteinli diyetlerin üre yükünü ve üremik yakınmaları azaltabileceğini ancak protein miktarının kilogram başına 0,8 gramdan 0,6 grama düşürülmesinin her hastada böbrek fonksiyon kaybını yavaşlattığının kesin olmadığını belirten Erten, seçilmiş ileri evre hastalarda ketoasit veya esansiyel aminoasit destekli çok düşük proteinli diyetlerin diyaliz ihtiyacını geciktirebileceğini ifade etti.
Bu tür beslenme programlarının mutlaka uzman gözetiminde uygulanması gerektiğini vurgulayan Erten, sözlerini şöyle tamamladı:
"Seçilmiş ileri evre hastalarda, ketoasit/esansiyel aminoasit destekli çok düşük proteinli diyet diyaliz ihtiyacını geciktirebilir; bu yaklaşım nefrolog ve böbrek hastalıkları konusunda deneyimli diyetisyen gözetimi gerektirir. Unutulmamalıdır ki düşük proteinli diyetle (0,6 gr/kg altında) beslenen hastalarda mortalitenin arttığını gösteren çalışmalar mevcuttur."








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol