Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Cengiz Holding’in grup şirketlerinden Eti Bakır, iklim ve doğa ile bağlantılı risk ve fırsatları ele alan özel bir değerlendirme raporunu yayınladı.
Bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan Eti Bakır, madencilik ve metal sektörünün geleceğinin sadece doğal kaynakların verimli kullanılmasına bağlı olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliği ve ekolojik kayıpların getirdiği risklere karşı dayanıklılık seviyesinin de belirleyici olacağını öne sürdü. Bu kapsamda, şirket 1 Ocak 2025 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasındaki verileri temel alarak hazırladığı ‘İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu 2025’i yayımladı. Rapor, Samsun, Mazıdağı, Küre, Adıyaman, Siirt, Murgul, Cerattepe ve İzmir dahil olmak üzere şirketin toplam sekiz işletmesini kapsıyor.
Doğayla uyumlu bir üretim modeli benimsenmesi
Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkileri yönetmek olarak değil, uzun vadeli değer yaratma potansiyellerini belirleyen bir faktör olarak gördüklerini belirtti. Akbaş, COP31 konferansının Türkiye’de düzenlenecek olması durumunun, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının sadece uluslararası anlaşmalarla değil, reel sektörün üretim süreçlerine somut uygulamalarla nasıl yansıtılabileceği açısından kritik bir fırsat sunduğunu ifade etti. Cengiz Holding olarak, iklim değişikliğiyle mücadeleyi; kaynakların etkin biçimde kullanılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması, su kaynaklarının korunması ve doğal yaşamın desteklenmesi gibi unsurları bir arada değerlendiriyorlar. Eti Bakır’ın Türkiye madencilik sektöründe bir öncü konumda olan Entegre İklim ve Doğa Raporu, bu yaklaşımın önemli bir göstergesi olarak sunuldu. Şirketin sekiz işletmesini kapsayan rapor, iklim ve doğa bağlantılı risk ve fırsatları sadece çevresel etkiler üzerinden değil, aynı zamanda üretimin kesintisizliği ve uzun vadede değer oluşturma perspektifiyle incelediğini aktardı.
Madencilikte döngüsel ekonomi uygulamaları
Şirketin entegre üretim modelini doğa ve iklim açısından analiz ettiği raporda, Küre, Mazıdağı ve Samsun arasındaki üretim zincirinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Bir tesiste elde edilen malzemelerin, diğer tesislerde hammadde olarak yeniden kullanılması, doğal kaynakların tüketimini düşürmeye ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmeye doğrudan katkı sağlıyor. Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’nde ise metal içeren yan ürünler ve proseslerden kaynaklanan kükürt dioksit gibi maddeler, entegre üretim akışı içinde değerlendiriliyor. Bu maddeler, katot bakır, sülfürik asit, fosforik asit ve gübre üretimi süreçlerinde kullanılıyor. Tesiste yıllık bazda yaklaşık 5 bin 919 ton bakır ve 680 bin ton sülfürik asit geri kazanımı sağlanıyor.
54,4 hektarlık yeni saha ihtiyacının ortadan kalkması
Şirketin, uluslararası standartları baz alarak hazırladığı ‘İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu’ kapsamında, işletmelerin doğa üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak ele alındı. Özellikle Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri’nde, yılda yaklaşık 500 bin ton ikincil hammadde geri kazanımının yapıldığı belirtildi. Bu geri kazanım sayesinde, 54,4 hektarlık yeni bir madencilik alanına duyulabilecek ihtiyaç büyük ölçüde bertaraf ediliyor. Ayrıca tesis, yılda yaklaşık 528 bin ton ithalat ikamesi sağlayan gübre üretimi gerçekleştiriyor. Yenilenebilir elektrik kullanımı sayesinde tesis, yıllık 85.809 MWh elektrik üretiyor ve 53.562 ton karbon emisyonunun önlenmesine destek veriyor. Bu sayede tesis, her yıl 11 bin 600 binek aracın ürettiği karbon emisyonu miktarının tamamını bertaraf ediyor.
Yakıt tüketiminde tasarruf sağlandı
Şirketin doğa ve iklimle ilgili faaliyetlerinde lojistik süreçler de önemli bir rol oynuyor. Cerattepe İşletmesi’nde kullanılan teleferik sistemi, karayolu taşımacılığı ihtiyacını azaltarak yılda yaklaşık 1 milyon litre yakıt tüketiminin ve buna bağlı olarak ortaya çıkan emisyonların önüne geçmeye yardımcı oluyor. Bu sayede engellenen yakıt miktarı, bir binek aracın dünyanın çevresini 300’den fazla kez dolaşabileceği seviyeye tekabül ediyor.
Murgul İşletmesi’nde ise yenilenebilir elektrik enerjisinin kullanımı, 29 bin 877 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağladı. Ayrıca rehabilitasyon faaliyetleri kapsamında, 2006 yılından itibaren 1 milyon metrekareden fazla alan yeniden doğaya kazandırıldı ve bu süreçte 815 binden fazla fidan dikildi.
Küre İşletmesi’nde suyun devridaim oranı yüzde 92 seviyesine ulaştı. Bu işletmede proses suyu miktarının yaklaşık yüzde 92’si geri kazanım yoluyla yeniden kullanılıyor. Ek olarak, yılda yaklaşık 250 bin ton pirit atığının geri kazanılması, yeni birincil madencilik faaliyetleri için gereken ek atık depolama altyapısının ihtiyacını azaltıyor.
Eti Bakır’ın raporunda, tüm tesislerde kapalı devre proses suyu sistemlerinin yaygınlaştırıldığı ve işletmelere göre yüzde 80 ile yüzde 95 arasında değişen su geri kazanım oranlarına ulaşıldığı bilgisi de yer alıyor.









Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol