Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonunun genellikle herhangi bir belirti göstermeden seyredebilmesi gerçeğini gündeme getirdi. Madenli, rahim ağzı kanserlerinin büyük çoğunluğunun yüksek riskli HPV tipleriyle doğrudan bir ilişki içinde olduğunu belirtti. Doktor Madenli, HPV pozitif sonucunun otomatik olarak kanser teşhisi anlamına gelmediğini vurgularken, düzenli HPV taramaları ve smear testlerinin bu hastalığın erken aşamada tespit edilmesinde kritik bir rol oynadığını ifade etti.
"HPV enfeksiyonu, çoğu zaman herhangi bir şikayet veya belirti ortaya çıkarmadan ilerler," şeklinde bir değerlendirme yaptı Madenli.
Human Papilloma Virüsü (HPV), cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en sık karşılaşılan virüs ailesinden biridir. 200'den fazla farklı türü barındıran HPV çeşitleri mevcuttur; bazı tipler genital siğillere neden olurken, yüksek riskli tiplerin rahim ağzı, vajina, vulva, anüs, penis ve boğaz kanserlerinin gelişimi için önemli bir etken oluşturduğunu kaydetti. Liv Hospital Vadi İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, HPV'nin esas olarak cinsel temas yoluyla bulaştığını ifade etti. Prezervatif kullanımı bulaşma riskini düşürse de, cilt teması yoluyla gerçekleşebilen bulaşmaların tamamen engellenemeyeceğini de ekledi.
Madenli, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamının (yüzde 99'a yakın) yüksek riskli HPV tipleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, HPV enfeksiyonu ile kanser oluşumu arasında doğrudan bir eşitlik olmadığını açıkladı. Madenli, "HPV bulaşması kanser teşhisi demek değildir. Enfeksiyonların büyük çoğunluğu, bağışıklık sistemi tarafından bir veya iki yıl içinde kendiliğinden temizlenir. Kanser gelişimi ise virüsün vücutta uzun süre kalması ve hücrelerde kalıcı yapısal değişikliklere yol açmasıyla ortaya çıkan uzun soluklu bir süreçtir," şeklinde açıklama yaptı.
"HPV, birçok bireyde hiçbir semptom yaratmayabilir," diye ekledi Madenli.
Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, HPV enfeksiyonunun en belirgin özelliklerinden birinin sessizce ilerleme eğilimi olduğunu dile getirdi. Enfeksiyonun çoğu kişi için hiçbir belirti oluşturmadığını söyledi. Madenli, "HPV enfeksiyonu, siğil oluşumu ya da dış genital bölgede kronik, tedaviye dirençli kaşıntılı alanlar gibi bulguların ortaya çıkması durumunda genellikle herhangi bir semptom vermez. Bir kişinin virüsü taşıdığını yalnızca rutin smear testi veya HPV testi yapıldığında öğrenmesi mümkündür. Ancak rahim ağzından kaynaklanan düzensiz spontan veya cinsel temas sonrası kanamalar kanser durumunda görülebilir. Bu sessiz seyir durumu, düzenli jinekolojik kontrollerin neden bu kadar hayati olduğunu açıkça göstermektedir," diye ekledi.
"HPV pozitifliği, kanser tanısı olarak yorumlanmaz,"
<Madenli, HPV testlerinin pozitif sonuçlarının pek çok kadında endişe kaynağı olabileceğini belirterek, bu sonucun tek başına bir kanser teşhisi teşkil etmediğini yineledi. Madenli, şöyle konuştu: "HPV pozitifliği yalnızca o anda virüsün vücutta mevcut olduğunu gösterir. Vakaların önemli bir kısmı, bağışıklık sistemi mekanizması sayesinde zamanla temizlenir. Pozitif sonuç alan bireyin izlemesi gereken yol, hangi HPV tipinin tespit edildiğine ve smear testinde hücrelerdeki değişikliklerin olup olmadığına göre şekillenir. Bazı vakalarda belirli aralıklarla takip yeterli olabilirken, bazı hastalar için kolposkopi adı verilen daha detaylı bir inceleme gereklidir. Bu süreç mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından bireysel olarak yönetilmelidir. Panik yapmak yerine düzenli takip, en önemli adımdır. Kolposkopik değerlendirme gerektiğinde, rahim ağzından biyopsi örnekleri alınır. Biyopsi sonuçlarında yüksek dereceli displazi veya hücresel değişimler tespit edilirse, hastanın genel sağlık durumu değerlendirilerek konizasyon adı verilen günübirlik prosedür hem teşhise hem de tedavi sürecine katkı sağlayabilir."
<"Türkiye'de düzenli tarama programları ücretsiz olarak sunuluyor,"
<Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak Türkiye'deki rahim ağzı kanseri görülme sıklığının yüz binde 4,5 olduğunu bildirdi. Ayrıca Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre her yıl 2 bin 300'ün üzerinde kadına serviks kanseri tanısı konulduğunu belirtti.
<Rahim ağzı kanserinin kadınlarda en sık görülen onuncu kanser türü olduğunu belirten Madenli, düzenli tarama programlarının yaygınlaşması sayesinde bu hastalığın önlenebilir hale geldiğini ve erken evrede tedavi edilebildiğini söyledi. Madenli, "Erken tanı, hayati bir öneme sahiptir. Bunun sebebi, rahim ağzındaki kanser öncesi değişikliklerin yıllar içinde yavaş bir tempoda ilerlemesidir. Bu aşamada tespit edilmesi durumunda, basit tıbbi müdahalelerle tam iyileşme sağlanabilirken; ilerleyen evrelere geçildiğinde tedavi uygulaması çok daha zorlaşır ve hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir," şeklinde konuştu.
<Sağlık Bakanlığı'nın, erken teşhis amacıyla KETEM'ler ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 30 ila 65 yaş arasındaki tüm kadınlara beş yılda bir HPV-DNA ve Pap-Smear testlerini ücretsiz sunduğunu hatırlatan Madenli, kadınların bu tarama programlarına katılımının önemini vurguladı.
<Madenli, son olarak, "Rahim ağzı kanseri günümüzde erken teşhis sayesinde büyük ölçüde önlenebilen kanser türlerinden biri haline geldi. Düzenli HPV taramaları ve jinekolojik kontroller, kadın sağlığını korumanın en etkili yöntemleri arasında yer almaktadır," ifadelerini kullandı.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol