İstanbul Üniversitesi Moğol Araştırmaları Merkezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü ve Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçer Uygarlıkları Enstitüsü’nün ortak çalışması sonucu, Doğu Moğolistan’daki Hun kurganlarında kazı çalışmaları yapıldı.
Merkezi İstanbul Üniversitesi’nde bulunan Moğol Araştırmaları Merkezinin bildirdiğine göre, kazılar sırasında at arabası parçaları, boyalı tabut kalıntıları, bronz ve seramik kaplar ile birlikte büyük ölçüde korunmuş bir kadın iskeleti bulundu.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) desteğiyle yürütülen proje çerçevesinde, Moğolistan'ın Khentii bölgesindeki Bulgan Uul ve Yazaar Uul dağlarındaki Hun kurganlarında bir ay süren kazı ve araştırma çalışmaları tamamlandı.
İlteriş Vakfı ve Kanca El Aletleri AŞ'nin de katkıda bulunduğu bu projede, MÖ 2. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl arasında tarihlenen Hun Dönemi mezarları incelendi.
Türkiye için kazı çalışmalarını Prof. Dr. Kürşat Yıldırım ve Prof. Dr. Elvin Yıldırım yürütürken, araştırmaları Dr. Öğretim Üyesi Yarenkür Alkan, Dr. Şeyma Sapma ve doktora öğrencisi Oğuz Tuna Orak gerçekleştirdi.
Moğolistan tarafında ise Doç. Dr. Ulziibayar Sodnom ve Doç. Dr. B. Galbadrakh projeye liderlik etti. Bulgan Uul’daki büyük Hun kurganında ise önemli bir bulgu elde edildi.
Geniş mezar mimarisine sahip olan kurganda, at arabası parçaları, desenli ve boyalı tabut kalıntıları, kadın giysilerine ait bir parça ve bronz ile seramik kaplar bulundu.
Mezarın mimari detayları ve buluntular, kurganın Hun toplumunun önde gelen kişilerinden biriyle bağlantılı olabileceğini gösterdi.
Kurganda ayrıca büyük ölçüde korunmuş bir kadın iskeleti keşfedildi. İskeletin korunma durumu, gömü pozisyonu ve mezar düzenlemesi detaylı incelemelere imkan sağladı.
Yazaar Uul’da gerçekleştirilen kazılar, Hun Dönemi defin uygulamalarının çeşitliliğine dair önemli bilgiler sundu.
Kurganlardan birinde, Hun örneklerinden farklı özellikler taşıyan bir sunu kazanına ulaşıldı. Kazanın işlevi ve tarihi, kapsamlı incelemelerle belirlenecek.
Ayrıca bir kurganda iki kişinin kafatası bulunması, başka bir kurganda at eşliğinde gömüye rastlanması, defin ritüellerinin çeşitli pratikler içerdiğini gösteriyor.
İnsan iskeletleri üzerinde yapılan ilk incelemelerde dikkat çekici bulgular elde edildi.
Bazı bireylerde, yay çekme ve at binme gibi aktivitelerin kemiklerde değişikliğe yol açtığı gözlemlendi. Bu değişiklikler, Hun toplumunda okçuluk ve biniciliğin günlük yaşamda önemli bir yer tuttuğuna dair bilgiler sundu.
Bulguların detaylı antropolojik analizlerle değerlendirilmesi, bireylerin fiziksel aktiviteleri hakkında daha derin sonuçlar elde edilmesini amaçlıyor.
Hun Dönemi mezarları, Moğolistan dışında Kuzey Çin ve Güney Sibirya’da da bilinen geniş bir alana yayılmış durumda.
Moğolistan, Hun siyasi merkezinin bulunduğu düşünülen Hangay Dağları ve çevresiyle Hun arkeolojisinin başlıca araştırma alanlarından biri olarak öne çıkmakta. Ülkenin doğusundaki bozkır alanlarında ise araştırmalar daha sınırlı kalıyor.
Bu yüzden, Yazaar Uul ve Bulgan Uul'daki kurganlar, Doğu Moğolistan'daki Hun topluluklarının anlaşılması açısından önemli kabul ediliyor.
Elde edilen mezar mimarisi ve buluntular, Doğu Moğolistan'daki Hun topluluklarının ölü gömme geleneklerinin diğer bölgedeki Hun mezarlarıyla karşılaştırılmasına imkan tanıyacak.
Kazılar boyunca mezarların mimari özellikleri ve buluntuların konumu detaylı bir şekilde kaydedildi. Dijital teknikler kullanılarak kurganların kayıtları oluşturuldu.
Kazı sezonunda elde edilen eserler, sahada yapılan ön envanter çalışmaları sonrası Hentii İl Müzesi’ne teslim edildi.
İnsan ve hayvan kalıntıları ise detaylı incelemeler için Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçebe Uygarlıkları Enstitüsü’ne gönderildi.
Gelecek aşamada yapılacak analizlerle, mezarların kronolojisi ve gömülen bireylerin biyolojik özellikleri hakkında daha ayrıntılı bilgiler elde edilmesi planlanıyor.

Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol