Bianlik
Son Gelişmeler

Dillerin Yok Oluşuyla İnsanlık Hafızası Zarar Görüyor

Muzaffer Mermer•4 dk okuma•49
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Yaklaşık 7 bin dilin yüzde 40'ı, küreselleşme, göç ve eğitim politikaları gibi sebeplerle nesillere aktarılamaz durumda. Bu dillerin kaybıyla birlikte kültürel miras ve sözlü tarih de yok oluyor.

Dillerin Yok Oluşuyla İnsanlık Hafızası Zarar Görüyor

Yaklaşık 7 bin dilin yüzde 40'ı, ekonomik baskılar, kentleşme, göç, eğitim politikaları ve küreselleşme gibi etkenlerle tehdit altında. Bu diller gelecek nesillere aktarılamıyor, dolayısıyla sadece kelimeler değil, kültürel miras ve insanlığın dünya görüşü de kaybolmakta.

Anadolu Ajansı'nın hazırladığı "Kaybolan Dillerden Dijital Geleceğe" dosyasında, tehlikede olan dillerin kültürel hafıza için taşıdığı öneme ve korunmaları için önerilen çözümlere yer verildi.

MÖ 1000 ile MS 1000 yılları arasında, dilin "altın çağı" olarak bilinen dönemde dünya genelinde 30 bin ila 75 bin farklı dil konuşulduğu tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, dünya genelindeki dillerin yaklaşık yüzde 40'ı farklı seviyelerde tehlikeyle karşı karşıya.

Bu dillerin çoğu, ekonomik baskılar, kentleşme, zorunlu göç, eğitim politikaları ve yaygın dillerin etkisiyle yeni nesillere aktarılamıyor. Bu da sadece dilin değil, kültürel kimlik, sözlü tarih ve doğaya dair bilgilerin de kaybolması anlamına geliyor.

Latince, Antik Yunanca, Sanskritçe, Sümerce ve Hititçe gibi diller, geride bıraktıkları yazılı belgeler sayesinde medeniyetlerin gelişimine ışık tutarak insanlık tarihine katkı sunuyor.

Tehlikedeki dillerin korunması için çocuklara aktarımının sağlanması, son konuşanların ses kayıtlarının alınması ve yazılı eserlerin belgelenmesi önem taşıyor. Ayrıca, bu dillerin kültürel zenginlik olarak görülmesi teşvik edilmelidir.

Australian National Üniversitesi'nden Dil Bilimi Profesörü Nicholas Evans, tehlike altındaki dillerin sadece iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda insan zihnini anlama konusunda önemli olduğunu belirtti.

Evans, dünya genelinde sadece birkaç yaygın dil üzerinden insan zihnini anlamaya çalışmanın yanıltıcı olduğunu, tüm dillere bakıldığında insanlığın farklı yollarla var olduğunu söyledi.

Londra Üniversitesi'nden dil bilimci Julia Sallabank, dillerin tarih boyunca yok olduğunu fakat bu sürecin son yıllarda hızlandığını belirterek, çok dilliliğin teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.

Sallabank, ekonomik, sosyal ve siyasi baskılar nedeniyle birçok topluluğun ana dillerini terk ettiğini, ancak bir dili öğrenmek için diğerlerinden vazgeçmenin gerekmediğini vurguladı.

İnsanların miras dillerini korumaları ve yeni diller öğrenmeleri gerektiğini söyleyen Sallabank, çok dilliliğin eğitimde ve ileri yaşlarda sağlık açısından faydalı olduğunu belirtti.

Sallabank, dünyada tek dilliliğin istisna, çok dilliliğin ise gerçeklik olduğunu belirtti ve dil yaşatmanın sadece belgelemekle sınırlı olmadığını vurguladı.

Sallabank, Man Adası'ndaki Manks dili örneğinde olduğu gibi, dil canlandırma çalışmalarının başarılı olabileceğini ve yerel yönetimlerin desteğiyle dillerin yeniden canlandırılabileceğini açıkladı.

Sallabank, Kanada ve Avustralya'daki yerli topluluklar arasında yürütülen dil programlarının toplum sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtti.

Evans, bir dilin yok olmasıyla sadece kelimelerin değil, o dili konuşan toplulukların doğa ve yaşam biçimine ilişkin bilgi birikiminin de kaybolduğunu söyledi.

Yerli dillerin bilim insanlarınca tanımlanamayan bitki ve hayvan türlerine dair bilgiler içerdiğini ve toplumların tarihlerine ışık tuttuğunu ifade etti.

Evans, dil incelemeleri sayesinde yazılı kaydı olmayan toplumların geçmişine dair bilgilerin elde edilebildiğine dikkat çekti.

Evans, sözlü edebiyatın dillerin güçlü bir kullanım alanı olduğuna işaret ederek, yazılı geleneği olmayan toplumlarda anlatıların güçlü bir hafıza oluşturduğunu belirtti.

Güneydoğu Asya'daki bazı toplulukların koku tanımlama konusunda gelişmiş dil yapılarının olduğunu ve bu hafızanın Batılı toplumlara göre daha ileri düzeyde olduğunu ifade etti.

UNESCO'nun Tehlike Altındaki Diller Atlası'nın eski editörü Christopher Moseley, kapsamlı belgeleme çalışmalarının tehlike altındaki diller için en acil ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Dillerin Yok Oluşuyla İnsanlık Hafızası Zarar Görüyor