Bianlik
Son Gelişmeler

Boğaçayı Tartışması: Uzmanlar Sazlıkları Kirlilik Değil, Ekosistem Olarak Değerlendiriyor

Dr. Derin Özdoğan•2 dk okuma•6
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Antalya'nın Boğaçayı bölgesinde çevre kirliliği tartışmaları devam ederken, Büyükşehir Belediyesi bu yıl 320 ton sucul ot ile yaklaşık 4 ton katı atık topladığını duyurdu. Uzmanlar ise bu sazlıkların kirlilik kaynağı olmadığını, kuşlar ve balıklar başta olmak üzere pek çok canlı için hayati bir yaşam alanı sağladığını ve doğal bir filtre görevi gördüğünü ifade etti.

Boğaçayı Tartışması: Uzmanlar Sazlıkları Kirlilik Değil, Ekosistem Olarak Değerlendiriyor

Antalya'da Boğaçayı bölgesinde çevre kirliliği konuları gündemdeyken, Büyükşehir Belediyesi bu yıl gerçekleştirdiği çalışmalarla 320 ton sucul ot ve yaklaşık 4 ton fiziksel atık topladığını açıkladı. Bu bağlamda uzmanlar, sazlıkların kirlilik olarak nitelendirilmesinin bilimsel temellere dayanmadığını savundu. Uzmanlar, bu bitki örtüsünün kuşlar, balıklar ve diğer birçok canlı türü için önemli bir yaşam alanı oluşturduğunu ve doğal bir filtreleme işlevi gördüğünü vurguladılar.

Antalya'nın Konyaaltı ilçesine bağlı Boğaçayı'nda temizlik ve çevre düzenlemesi konuları sürekli olarak tartışılmaya devam ediyor. Bu tartışmalar kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı ve Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, bilim kurulu üyeleri arasında yer alan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ve Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Umut Özten bir araya geldi. Bu buluşmada, Boğaçayı'nın ekolojik yapısıyla ilgili detaylı değerlendirmeler sundular.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı Lokman Atasoy, zaman zaman Boğaçayı'nda kirlilik oluştuğu ve gerekli temizlik faaliyetlerinin yetersiz kaldığı yönünde kamuoyuna yansıyan haberler olduğunu belirtti. Atasoy, sazlık olarak tanımlanan bu bitki örtüsünün kirlilik olarak değerlendirilmesinin bilimsel açıdan geçerli olmadığını net bir şekilde ifade etti.

"Boğaçayı kendini onarıyor," şeklinde bir değerlendirme yapan Atasoy, bölgenin doğal süreçlerle iyileşme eğiliminde olduğunu dile getirdi. Atasoy, Boğaçayı'nın geçmişte sazlıkların bulunduğu, yaz aylarında Karaman, Göksu ve Çandır'dan gelen su debisinin azaldığı, kış dönemlerinde ise yağışlarla birlikte bu debinin yükseldiği doğal bir dere yapısına sahip olduğunu aktardı. Atasoy, bu durumu değerlendirirken, "Boğaçayı şu anda iyileşiyor, kendini onarıyor. Doğanın kendini tedavi etme mekanizmasını göz önünde bulundurmalıyız," şeklinde konuştu.

<

2018 yılında Boğaçayı Projesi tartışmalarının yoğunlaştığı dönemde, bilim insanları, akademisyenler ve ilgili meslek odaları endişelerini dile getirmişti. Bu endişeler arasında dip çamurunun oluşumu, yosun ve sucul otların artışı gibi durumlar nedeniyle haşere ve koku problemlerinin ortaya çıkabileceği öngörülüyordu. Atasoy, o dönemde dile getirilen endişeleri aktarırken, "Dip çamurunun birikmesi, yosunların hızla çoğalması, sucul otların yaygınlaşması, sürekli temizlik ihtiyacı, bazı haşere ve koku sorunlarının ortaya çıkabileceği yönünde endişeler dile getirildi. Bu endişeler çok kısa sürede maalesef gerçekleşti. Ancak Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak biz ilk yıl hemen bir bilim kurulu kurduk. Bu, bilimin ve teknik yöntemlerin doğru yolda ilerlemesini tercih ettiğimiz anlamına geliyor," diye ekledi.

<

Bilim kurulunun, dere içerisine herhangi bir müdahale yapılmaması ve temizlik çalışmalarının kontrollü bir şekilde yürütülmesi gerektiği yönünde görüş bildirdiğini belirten Atasoy, geçmiş dönemlerde bölgede deniz süpürgesi kullanıldığını ve su seviyesinin düşüşünün ardından sucul ot kesme teknelerinin devreye alındığını hatırlattı. Atasoy, Boğaçayı Projesi kapsamında, denizden yaklaşık 750 metre uzağa uzanan, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 2,5 metre derinliğinde bir havuz benzeri alanın planlandığını aktardı. Su seviyesinin düşmesiyle çalışma koşullarının zorlaştığını, dip çamurunun bazı bölgelerde makinelerin girişini zorlaştırdığını ve personel için iş sağlığı ve güvenliği riskleri oluşturduğunu ifade etti. Bu zorluklar nedeniyle daha donanımlı bir amfibi makinenin kullanılması için çalışmalar sürdürdüğünü bildirdi.

<

"Bu yıl 320 ton sucul ot toplandı," şeklinde bir veri paylaştı Atasoy.

<

Boğaçayı'nda temizlik faaliyetlerinin haftanın yedi günü kesintisiz devam ettiğini belirten Atasoy, günlük olarak bir kamyon büyüklüğünde, yani yaklaşık 8 ton atık toplandığını ifade etti. Atasoy, bu yıl elde edilen envanterde sadece 320 ton sucul ot ve 4 ton civarında katı atık toplandığını belirtti. Atasoy, temizlik çabalarının sadece sucul otlarla sınırlı olmadığını, şişeler, çamaşır makineleri, lastikler, şişme botlar, koltuklar ve sandalyeler gibi çeşitli atıkların da toplandığını söyledi.

<

Sucul ot kesme tekneleriyle hasat edilen bitkilerin belirli bir noktada biriktiğini ve ardından iş makineleri kullanılarak kamyonlara yüklenerek bölgeden uzaklaştırıldığını anlatan Atasoy, bilim kurulunun önerileri doğrultusunda sazlıklara doğrudan müdahale edilmediğini doğruladı. Atasoy, sıcaklık artışı ve su seviyesinin düşmesi gibi koşulların sucul otların kontrolsüzce çoğalmasına yol açarak alg ölümleri, oksijensiz ortam oluşumu, hidrojen sülfür ve koku gibi sorunlara neden olabileceğini belirtti. Bu riskler sebebiyle sucul otların hasat edilerek toplanması gerektiğini savundu.

Atasoy, doğayı tüm yönleriyle koruduklarını ifade ederek, kuşlar, balıklar, kurbağalar, otlar ve böcekler dahil olmak üzere her canlı türünü koruduklarını vurguladı. Atasoy, sazlıkların doğal bir filtre görevi gördüğünü belirterek, "Derelerin bulunduğu her yerde biz sazlıkları kesmeye kalksaydık, bunları kirlilik olarak görsek, biyoçeşitlilik ve doğa ile nasıl mücadele edebilirdik? Zaten buraya ait olan ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Balıklar orada yuva yapar, kuşlar gelir, üreme alanları oluşturur, yerel canlılar beslenir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz: Bu durum bir kirlilik değildir. Bu, buraya özgü biyoçeşitliliğin kendisidir," dedi.

"Boğaçayı’nı kendi haline bırakalım," şeklinde bir çağrı yaptı Atasoy.

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, sazlıkların balıklar ve kuşlar için önemli bir yaşam alanı sağladığını ve yukarıdan gelen atıkların denize ulaşmasını engelleyen doğal bir filtre görevi üstlendiğini belirtti. Gökoğlu, nehir ağızlarındaki bitki örtüsünün ortadan kaldırılmasının canlıların yaşam alanlarını doğrudan etkilediğini ifade etti. Ayrıca Gökoğlu, plastik atıkların güneş ve dalgaların etkisiyle parçalanarak mikroplastiğe dönüşebildiğini aktardı.

Gökoğlu, "Bu bölgedeki kamışlar balık ve kuşlar için yuva görevi görür ve biyolojik bir arıtma döngüsüne girer. Bunun dışında, yukarıdan gelen atıkları filtreleme görevini üstlenirler. Eğer bu alanları keserseniz, yağış veya sel durumunda tüm atıklar denize karışır," şeklinde konuştu.

Antalya falezleri ile Kemer ve Gazipaşa kıyılarında gerçekleştirdiği dalışlarda plastik atıkların kayalara çarpıp parçalandığını gözlemlediğini belirten Gökoğlu, sazlıkların aynı zamanda sedimanı tutma işlevi de gördüğünü söyledi. Gökoğlu, "Buradaki yaşamı bozmamalıyız. Bu durum bir kirlilik değil, tam tersine temizliğin bir göstergesidir. Düzenlenebilecek yerler düzenlenebilir ve makine çalışmalarını sürdürerek düzenlemeyi sağlıyoruz. Ancak bu alanlar bizim yaşam alanımız değil, başka canlıların yaşam yeri. Bakın, çevreyi incelediğinizde kuşları görüyorsunuz. Sazlıkların içinden kuşları görebiliyorsunuz. Orası onların üreme ve yavrulama noktası. Boğaçayı’nı olduğu gibi bırakmalıyız. Kendisinin kendini toparlamasına izin vermeliyiz. Geçmişte de bu şekildeydi, aynı şekilde devam etmeli," ifadelerini kullandı.

"Boğaçayı’nda 233 kuş türü tespit edildi," bilgisini paylaştı Özten.

Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi ve kuş gözlemciliği alanında çalışan Umut Özten, Boğaçayı'nın kuşların üremesi, beslenmesi ve göç sırasında dinlenmesi açısından kritik bir öneme sahip bir bölge olduğunu ifade etti. Özten, eski kayıtları incelediğinde, Boğaçayı ve çevresindeki bölgelerde bugüne kadar 233 kuş türünün tespit edildiğini bildirdi. Ayrıca Türkiye'de nadir bulunan türler de dahil olmak üzere yaklaşık 509 kuş türünün bu alanda mevcut olduğunu belirtti. Özten, "Türkiye'de gözlemlenen kuş türlerinin neredeyse yarısı bu bölgede ve Boğaçayı'nın daha yüksek kesimlerinde tespit edilmiş durumda. Bu nedenle Boğaçayı, Antalya'nın en önemli kuş yaşam alanlarından biri olarak kabul edilebilir," diye ekledi.

Sazlıkların kuşlar için üreme, saklanma ve avlanma alanı olarak kullanıldığını kaydeden Özten, balaban gibi bazı türlerin sazlıkların içinde gizlenerek balık ve amfibileri avladığını aktardı. Özten, alanın mevcut haliyle korunmasının, kuşların üremesi, göç etmesi, dinlenmesi ve enerji depolaması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

"Konyaaltı Plajı’nı da kaybediyor noktasındayız," şeklinde bir değerlendirme yaptı Özten.

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, 2018 yılında Boğaçayı Projesi'nin ilk gündeme geldiği dönemde meslek odalarının görüş ve itirazlarını dile getirdiğini aktardı. Karancı, projenin ilk planlamasında yaklaşık 700 metre uzunluğunda, 200 metre genişliğinde kapalı bir havuz oluşturulması ve deniz suyunun bu havuzun içine alınması öngörülmüştü. Meslek odalarının hukuki süreci başlattığını, deniz suyunun yeraltı sularını tuzlandıracağı gerekçesiyle bu uygulamadan vazgeçildiğini belirtti. Karancı, bu durumu şöyle açıkladı:

"Ancak bu alanda bugün 750 metreye 200 metre genişliğinde çok geniş bir havuz inşa edildi. Bu durumun bir diğer yönü şudur: Yukarıdan gelen sedimanter malzemeler denize ulaşıyor ve bu malzemeler aslında Konyaaltı Plajı'nı oluşturuyor. Bizim burada yaptığımız bu doğaya müdahale sonrasında, Konyaaltı Plajı'mızı da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız."

ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.
MUSTAFA KARANCI - UMUT ÖZTEN - LOKMAN ATASOY - MEHMET GÖKOĞLU
MUSTAFA KARANCI - UMUT ÖZTEN - LOKMAN ATASOY - MEHMET GÖKOĞLU
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI. UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI. UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
LOKMAN ATASOY
LOKMAN ATASOY
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI. UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI. UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
LOKMAN ATASOY
LOKMAN ATASOY
UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.
UZMANLAR İSE SAZLIKLARIN KİRLİLİK OLMADIĞINI, KUŞLAR VE BALIKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK CANLI İÇİN YAŞAM ALANI OLUŞTURDUĞUNU VE DOĞAL FİLTRE GÖREVİ GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTTİ.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Boğaçayı Tartışması: Uzmanlar Sazlıkları Kirlilik Değil, Ekosistem Olarak Değerlendiriyor