Bianlik
Son Gelişmeler

Böbrek Kanseri Sessiz İlerliyor: Erken Teşhis Tedavi Başarısını Belirler

Muzaffer Mermer•6 dk okuma•1
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Şahin, sigara, obezite ve hipertansiyonun böbrek kanseri riskini artırdığını vurguladı. Erken evre tümörlerde böbreğin tamamını almak yerine sadece hasarlı dokunun çıkarılabildiğini belirten uzman, belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini ve robotik cerrahinin böbrek fonksiyonlarını koruma avantajlarını detaylandırdı.

Böbrek Kanseri Sessiz İlerliyor: Erken Teşhis Tedavi Başarısını Belirler

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Şahin, böbrek kanseri riskini artıran başlıca faktörler arasında sigara kullanımı, obezite ve yüksek tansiyonun bulunduğuna dikkat çekti. Bu uzman, erken aşamada tespit edilen küçük tümörler söz konusu olduğunda, böbreğin tamamının çıkarılması yerine yalnızca kanserli dokunun alınmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Liv Hospital Vadi İstanbul Üroloji Uzmanı olan Prof. Dr. Selçuk Şahin, özellikle sigara, obezite ve hipertansiyonun böbrek kanseri açısından önemli risk faktörleri olduğuna işaret etti. Ayrıca, erken evrelerde seyreden ve genellikle belirti vermeyen böbrek kanserlerinin, rutin sağlık kontrolleri ve çeşitli görüntüleme yöntemleri sayesinde tesadüfen ortaya çıkabildiğini ekledi. Bu durum, hastalığın ne kadar gizli ilerleyebileceğini göstermektedir.

"İdrarda kan görülmesi, bel ve yan bölgelerde ağrı hissedilmesi durumları mutlaka ciddiye alınmalıdır," şeklinde uyarıda bulundu Prof. Dr. Şahin.

Prof. Dr. Selçuk Şahin, böbrek kanserinin erken evrelerinde genellikle herhangi bir semptom göstermediği için, bu hastalığın 'sessiz ilerleyen' veya 'sinsi' bir karakter taşıdığını belirtti. Uzman, böbreklerin karın boşluğunun arka kısmında derin bir konumda yer almasının, büyüyen bir tümörün çevre dokulara baskı uygulamasına veya idrar yollarına ulaşmasına kadar uzun bir süre fark edilmeden kalmasına neden olduğunu açıkladı.

Hastalığın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan ve müdahale gerektiren temel işaretleri sıralayan Prof. Dr. Şahin, "İdrarda kanın gözlemlenmesi, bel ve yanlarda hissedilen ağrı, karın veya yan tarafta elle duyulan bir kitle," ifadelerini kullandı. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, erken teşhisin tedavi başarısı üzerindeki etkisi oldukça yüksektir. Bu nedenle, yukarıda sayılan belirtilerden herhangi biri veya birkaçının fark edilmesi halinde, vakit kaybetmeksizin bir üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı.

"Sigara, obezite ve hipertansiyon bu risk faktörlerinin üçlüsü, böbrek kanseri vakalarının yaklaşık yüzde ellisinden sorumludur," dedi Prof. Dr. Şahin. Bu faktörlerin her biri ayrı ayrı etki mekanizmalarına sahiptir. Sigara dumanındaki kanserojen maddelerin akciğerlerden kana geçerek böbrekler tarafından süzülmesi sonucu böbrek hücrelerinde doğrudan DNA hasarı oluşur ve bu durum tümör gelişimini tetikler. Obezite ise insülin direncini ve bazı hormonal dengesizlikleri artırır. Bu metabolik ve hormonal değişimler, böbrek hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına yol açar. Yüksek tansiyonun ise böbreklerin filtreleme birimleri olan nefronlarda kronik hasara, hücresel strese ve doku içinde oksijen eksikliğine (hipoksi) neden olarak tümör oluşumuna yol açtığı düşünülmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar, normal popülasyonla kıyaslandığında sigara içenlerde böbrek kanseri gelişme olasılığının 1.4 ila 2 kat, obez bireylerde ise 2 ila 3 kat, hipertansiyon hastalarında da benzer oranda, yani 2 ila 3 kat daha yüksek olduğunu tespit etti.

"Erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığı gözlemleniyor," diye konuştu Prof. Dr. Selçuk Şahin. Eskiden böbrek kanseri teşhisi konan hastaların büyük bir kısmı, şikayetler nedeniyle doktora başvuruyordu. Günümüzde ise böbrek tümörleri genellikle başka bir sağlık sorunu nedeniyle veya rutin kontrol sırasında uygulanan ultrason, tomografi veya MR gibi görüntüleme testleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Bu beklenmedik durumun hastaların endişelenmesine neden olduğu belirtildi. Ancak erken tanı, hayat kurtarıcı bir rol üstlenmektedir. Rutin kontrollerde tespit edilen birinci evre (lokalize) böbrek kanserleri için tedavi sonrası beş yıllık sağ kalım oranları yüzde 90 ile yüzde 95 aralığında seyrediyor. Metastaz evresinde (Evre 4) olan böbrek kanserlerinde ise bu oran yüzde 12 ile yüzde 32 arasında değişmektedir. Erken aşamada saptanan küçük tümörlerde, böbreğin tamamının çıkarılmasına gerek kalmaz. Sadece tümörlü dokunun çıkarıldığı ve sağlıklı böbrek dokusunun korunabildiği kapalı (laparoskopik veya robotik) ameliyat tekniklerinin kullanılabildiği belirtildi. Bu yaklaşım, hastanın gelecekte böbrek yetmezliği yaşaması riskini azaltmaktadır. Bu önemli avantajları göz önüne alındığında, özellikle risk faktörlerine sahip bireylerin düzenli kontroller ve ultrason takibi yaptırmalarını öneriyor.

"Robotik cerrahi, böbreğin sağlıklı dokusunu korumayı mümkün kılıyor," diye ekledi Prof. Dr. Şahin. Böbrek kanseri tedavisinde, böbreğin tamamının alınması gereken operasyonlarda ve özellikle parsiyel nefrektomi (yani böbreğin sağlıklı kısmını koruyarak sadece kanserli kitlenin çıkarılması) işlemlerinde robotik cerrahinin tercih edildiğini söyledi. Robotik cerrahi sırasında kanama miktarı azalır. Büyük kesiler oluşmadığı için ameliyat sonrası ağrı seviyesi düşüktür ve hastalar kısa sürede taburcu olabilmektedir. Ayrıca, küçük kesiklerden yapıldığı için büyük bir yara izi kalmaz ve açık ameliyatlarda görülen fıtıklaşma riski ortadan kalkar.

"Amacımız, mümkün olduğunca böbreği korumaktır," şeklinde ifade etti uzman. Böbrek tümörü olan bir hasta için böbreğin tamamını almak yerine sadece tümörlü bölümün çıkarılması mümkün olabilmektedir. Eğer tek böbrek çıkarılırsa, diğer böbrekte herhangi bir sorun yoksa hasta yaşamını sürdürebilir. Ancak diğer böbrek sağlıklı değilse veya kalan böbrekte ileride bir sorun ortaya çıkarsa, böbrek yetmezliği riski doğar. Bu nedenle, mümkün olduğunca her hastada böbreği korumaya ve sadece tümörlü kısmı çıkarmaya odaklanıyorlar. Tıpta parsiyel nefrektomi olarak adlandırılan bu operasyonda, kitle onkolojik prensiplere uygun olarak temiz bir şekilde çıkarılmalı ve kalan böbrek dokusu hızlı ve hassas bir şekilde onarılmalıdır. Özellikle zorlu yerleşimli veya büyük boyutlu tümörlerde böbreği korumak her zaman mümkün olmayabilir. Robotik cerrahi, yüksek çözünürlüklü, 10 ila 15 kat büyütmeli üç boyutlu görüntüleme ile robotik kolların sunduğu çok yönlü ve hassas manevra yeteneği sayesinde cerraha büyük kolaylık sağlar. Bu yöntemin onkolojik sonuçlardaki başarısı, böbrek fonksiyonlarını koruması ve ameliyat sonrası dönemde hızlı iyileşme avantajları nedeniyle tercih edilen bir yöntemdir."

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Böbrek Kanseri Sessiz İlerliyor: Erken Teşhis Tedavi Başarısını Belirler