Bianlik
Son Gelişmeler

Üç Kişinin Hayatını Kaybettiği Heyelan Faciası Davası Yeni Mahkemede Sürüyor

Armağan Türkdoğan•7 dk okuma•1
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!

Samsun'da, bir akaryakıt istasyonunda meydana gelen heyelan felaketinde baba Adem Kaya ve iki kızı hayatını kaybetti; annesi Çiğdem Kaya ise yaralandı. Bu trajik olayla ilgili hukuki süreç, yeni bir yargı merciinde devam ediyor.

Olay, Samsun'un Canik ilçesinde, Lovelet AVM'nin yakınında bulunan bir akaryakıt istasyonunda, 27 Nisan 2025 gecesi gerçekleşti. Oto yıkama bölümünde araçlarını yıkayan Adem Kaya (35), eşi Çiğdem Kaya (31) ile kızları Açelya Mina (7) ve Ayla (5), toprak kayması sonucu oluşan göçük altında kaldı. Bu olay sonucunda baba Adem Kaya ve iki kızı olay yerinde yaşamını yitirdi; anne Çiğdem Kaya ise yaralı olarak kurtarıldı.

Olayın iş güvenliği ihmali sonucu meydana geldiği iddiasıyla Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, akaryakıt istasyonunun sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile işletmede fiilen müdür sıfatıyla hareket ettiği belirtilen Kemal Yıldırım hakkında TCK’nın 85/2. maddesi kapsamında iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası talep edildi. Daha önce Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bu dava, mahkemenin kapatılmasıyla birlikte Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredildi. Davanın yeni mahkemede görülen duruşmasına tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, tutuksuz sanık Kemal Yıldırım duruşma salonunda hazır bulundu.

Sanıklar, mahkemece istenen bilirkişi raporuna itiraz etti.

Duruşmada dosyaya sunulan bilirkişi raporu taraflara sunuldu ve rapor içeriğinde sanıkların kusurlu olduğu tespit edildi. Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli, bilirkişi raporlarına karşı çıkarken, elinde üç farklı dosya bulunduğunu belirtti. Gedikli, "Bu rapor, olay yerine ulaşmadan internet üzerinden hazırlanmış bir metindir. Birinci bilirkişi raporunu kabul etmiyorum. İkinci rapor ise mağdur tarafından alınan bir rapor. Bana herhangi bir tebligat yapılmadı; bu rapor Kemal Yıldırım'a ulaştırıldı. Üçüncü raporda ise benim asli kusurlu olmadığım, iş güvenliği uzmanının bana tebliğ etmiş gibi yüzde 30 kusur verilmiş. Ben işimi ihmal eden biri değilim. İş güvenliği raporunu ve bilirkişi raporunu kabul etmiyorum. On yedi aydır tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu.

Tutuksuz sanık Kemal Yıldırım ise, iş güvenliği uzmanı tarafından hazırlanan belgenin neden imzaladığını açıkladı. Yıldırım, "İş güvenliği uzmanı raporunu getirdi. Kemal Bey'in yokluğunda iş güvenliği uzmanı olarak ben imzaladım. Bu belgenin acilen savcılığa gönderileceğini söylediler. Kazadan üç gün sonra iş güvenliği uzmanı Köksal Erdoğan, savcılığın talebi üzerine benden imzalamamı istedi. Mehmet Bey tutukluydu, ben de imzaladım. Suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.

Duruşmaya katılan Çiğdem Kaya, eşini ve iki kızını kaybetmenin derin üzüntüsünü dile getirdi. Kaya, olayın doğal afet olarak değerlendirilmesini reddetti. Kaya, "Ben bir anne ve eş olarak konuşuyorum. Kızımın ölümünden üç gün sonra doğum günüydü. On yedi aydır sürekli hastaneler arasında dolaşıyorum. Sol kolumu omzuma kadar kullanamıyorum. Sol bacağımda, kalçam ve diz kapağım bölgesinde platin implant var. Bu durumu doğal afet olarak kabul edemem. Burada bir ihmalkarlık söz konusu. Sanıkların cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

Kaya, tedavi sürecinin devam ettiğini ifade etti. İlaçlarına devam ettiğini ve psikiyatri ilaçlarının dozunun yükseltildiğini belirtti. Kaya, "Sol kolumu tam olarak kullanamıyorum. Yaşadığım tüm bu zorluklara rağmen adaletin sağlanmasını istiyorum" diye konuştu.

Duruşma tarihi 1 Aralık'a ertelendi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli'nin tutukluluk halinin sürdürülmesine karar verdi. Ayrıca, Çiğdem Kaya'nın olay sonrasında yaşadığı uzuv ve duyusal kayıpların tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına hükmedildi. Bu kararla birlikte duruşma 1 Aralık tarihine ertelendi.

Duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan, ailenin olay günü Kavak'taki arkadaşlarına gittiğini, dönüşte araçlarını yıkatmak için akaryakıt istasyonuna uğradığını aktardı. Akcan, "Yukarıdan büyük bir kaya kütlesi aşağı düşerek, biri beş, diğeri yedi yaşında olan iki kız çocuğu ve babaları çok ağır şekilde hayatını kaybetti. Sağ kalan tek kişi anneleri Çiğdem kardeşimizdir" şeklinde konuştu.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Tüketici Mahkemesi ve kamu kurumlarına karşı İdare Mahkemesi'nde davalar açıldığını belirten Akcan, bilirkişi raporlarında kurumlar ve akaryakıt istasyonu işletmecisi tarafında asli kusur tespit edildiğini ifade etti. Akcan, "Olay yerine %80 eğimli bir alana hiçbir önlem alınmamıştı. Çelik ağ konulmadı, istinat duvarı yapılmadı, palyeleme olarak adlandırılan basamaklama yapılmadı. Bu önlemlerden herhangi biri alınsaydı, şu an bu dava görülmezdi. Bunlar, evlatlarından, Çiğdem'in eşinden ve çocuklarından kaynaklanmazdı" diye konuştu.

Akcan, olayın ardından kamu kurumlarının sadece yasal mevzuat açısından değil, işletmelerin güvenlik standartları bakımından da denetim yapması gerektiğini vurguladı.

Duruşma sonrasında açıklama yapan Çiğdem Kaya, olayın doğal afet olarak değerlendirilmesine karşı çıktığını yineledi. Kaya, ihmal bulunduğunu ve bu durumun eşini ve çocuklarını kaybettiğini belirtti. Kaya, "Biz yasaklı bir alana gitmedik. Halkın erişimine açık bir yere gittik. Kızım öldükten üç gün sonra doğum günüydü. Ben sadece toprağına ve resimlerine bakabildim. Bizi mağdur ettiler. Kolumu ve kanadımı kırdılar. Yaslanacağım bir omuz bırakmadılar. Bu nedenle adalet talep ediyorum. Cezalarını da infaz etmelerini istiyorum" dedi.

Yaşadığı sağlık sorunlarının devam ettiğini belirten Kaya, ilaç dozlarının artırıldığını ve psikolojik destek aldığını dile getirdi. Kaya, "Bacağımdaki sakatlık devam ediyor. Bir ortama giremiyorum. İlaçlarım hâlâ devam ediyor, miligram dozları yükseltildi. İnşallah adalet yerini bulur. İnsanların ölmesine izin verilmemeli. Bu olay bir örnek teşkil etmeli. Ruhsatsız çalışan yerler olmamalı. Benzinliğin ruhsatı olabilir, ancak yıkama yerinin ruhsatı yok. Bu işletme ruhsatsız çalıştırılıyor" şeklinde konuştu.

Kaya, "Bu açıklamaları yapıyorum. Lütfen benim anneliğimle ilgili eleştirilerde bulunmayın. Ben eşim ve çocuklarım adına mücadele ediyorum ve onların adaleti için talepte bulunuyorum. Benim hiçbir şahsi menfaatim yok, tek isteğim cezalandırılmaları" dedi.

Baba Kaya, sorumlu kişilerin hesap vermesini talep etti.

Adem Kaya'nın babası İrfan Kaya, olay nedeniyle üzüntüden kalp krizi geçirdiğini ve kendisinin anjiyo tedavisi gördüğünü belirtti. İrfan Kaya, "Bir oğlum ve iki torunum hayatını kaybetti. Onların cevaplarını almak istiyorum. Adaletin yerini bulmasını bekliyorum" şeklinde konuştu.

Adem Kaya'nın annesi Nurhayat Kaya da, adalet taleplerini dile getirdi."

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Üç Kişinin Hayatını Kaybettiği Heyelan Faciası Davası Yeni Mahkemede Sürüyor