İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, kruvaziyer turizmi kapsamında taksilerin Efes, Meryem Ana ve çevre bölgelerdeki turistik yerlere yolcu hizmeti sunması yönündeki eleştirilere karşılık verdi. Başkan Erkan Özkan, bu konuya ilişkin net bir açıklama yaparak, taksi esnafının tur programı satmadığını, paket turlar pazarlamadığını ve rehberlik hizmeti vermediğini belirtti. Özkan, taksi esnafının faaliyetlerini yalnızca kendi yasal mevzuatı dahilinde yolcuyu taşıma şeklinde yaptığını ifade etti.
"Tur satmak ile yolcu taşımak birbirinden farklı işlevlerdir," şeklinde konuştu.
Başkan Özkan, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu çerçevesinde, seyahat acentalarının faaliyet alanlarının yasal sınırlar içinde belirlendiğini vurguladı. Bu bağlamda, bir seyahat acentasının program hazırlayarak bir turu organize etmesi, bu turu pazarlaması ve satması ile ticari taksinin kendisine başvuran yolcuyu, yolcunun talebi doğrultusunda belirlenen noktaya ulaştırması aynı işleme benzemez. Taksi esnafının tur programı satmadığını, paket tur pazarlamadığını ve rehberlik hizmeti sunmadığını tekrar dile getirdi. Taksi esnafının yalnızca kendi mevzuatı çerçevesinde yolcuyu taşıdığını açıkladı. Yolcu taksiye biner ve gideceği yeri kendisi tayin eder; Efes'e gitmek isterse Efes'e, Meryem Ana'ya gitmek isterse Meryem Ana'ya götürülür. Yolcunun, kendisini getiren taksiyi bekletmesini ve ardından başka bir noktaya yönlendirilmesini istemesi de tamamen yolcunun tercihidir. Bir taksinin kendi yolcusunu bekletmesi, o taksiyi bir seyahat acentesine dönüştürmez.
"Biz bir dernek değiliz; kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşuyuz," diyerek İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nın statüsünü netleştirdi.
Özkan, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nın bir dernek olmadığını belirterek, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu uyarınca faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğunu vurguladı. Binlerce esnafı temsil eden odanın, yürüttüğü çalışmalar, hazırladığı projeler ve esnafa sunduğu hizmetler sayesinde sadece İzmir özelinde değil, Türkiye genelinde örnek teşkil eden bir meslek kuruluşu olma sorumluluğu taşıdığını ifade etti. Bazı dernek yöneticilerinin isimlerini ve temsil ettikleri yapıları kamuoyunda daha fazla gündeme getirmek amacıyla polemik yaratacak açıklamalar yaptığını gözlemlediğini dile getirdi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası olarak bu tür tartışmaların içinde yer almadıklarını ancak kurumlarının ve temsil ettikleri esnafın haksız ithamlara maruz kalmasına asla sessiz kalmayacaklarını sözlerine ekledi.
"Kuşadası Aydın ilinin sınırları içinde yer alır; bu nedenle Kuşadası üzerinden İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na yönelik yapılan değerlendirmeleri anlamakta zorlanıyoruz," şeklinde konuştu.
Sözlerini devam ettiren Özkan, Kuşadası üzerinden İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na yönelik yapılan yorumların değerlendirilmesini anlamakta güçlük çektiğini ifade etti. Kuşadası'nın, bilindiği gibi Aydın ilinin sınırları içerisinde yer aldığını hatırlattı. Aydın'a bağlı Kuşadası'daki uygulamaların İzmir'e ve İzmir taksi esnafına hangi gerekçeyle dayandığını anlamak mümkün olmadığını belirtti. İzmir'deki bir meslek kuruluşu ve İzmir'de faaliyet gösteren taksi esnafı hakkında bir değerlendirme yapılacaksa, öncelikle İzmir'deki uygulamalara odaklanılması gerektiğini savundu. Bu bağlamda dile getirilen en önemli yanlışlardan birinin taksimetre uygulamaları olduğunu belirtti. İzmir'de ticari taksiler taksimetrelerini yasal zorunluluk gereği açmak zorundadır. Sorun taksimetrenin çalışmaması değildir. Kruvaziyer gemisiyle kentteki bir turist taksiye bindiğinde taksimetresi çalışır ve açılır. Ancak taksi esnafının, yolcusunun ve İzmir turizminin yararını düşündüğü durumlarda, gerektiğinde kendi kazancından feragat ederek taksimetre ücretinin altında bir bedel talep edebildiğini aktardı. Bu durum, esnafın yolcunun aleyhine değil, lehindeki bir inisiyatif kullandığını gösteriyor.
"Turizm sektörünün tüm paydaşları birbirleriyle değil, İzmir için ortak bir hedef doğrultusunda işbirliği yapmalıdır," şeklinde konuştu.
Seyahat acentalarını rakipler olarak görmediklerini belirten Özkan, turist rehberleri, seyahat acentaları, oteller, restoranlar, taksiciler ve kent esnafının turizm ekonomisinin birbirini tamamlayan bileşenleri olduğunu ifade etti. Turistin bir seyahat acentesinden tur satın alma hakkı ne kadar doğal ve yasal ise, limandan çıktıktan sonra ticari bir taksiye binerek kendi belirlediği bir noktaya gitmesi de o kadar doğal bir haktır. Hiçbir taksicinin tur satmasını, rehberlik yapmasını veya seyahat acentesi gibi faaliyet göstermesini desteklemediklerini kaydetti. Ancak taksi esnafının yasal yolcu taşıma hakkının 'kaçak tur' veya 'kaçak acentacılık' gibi ifadelerle kamuoyuna sunulmasını kabul etmediklerini net bir dille ifade etti.
<"Konuşmaların sokak dilinden ziyade, kurumların ağırlığına uygun bir dille yapılması gerektiğini düşünüyorum," diye ekledi.
Kendisi hakkında kullanılan 'haddini aşmış' ya da 'abesle iştigal' gibi ifadeleri uygun bulmadığını belirten Özkan, fikir ayrılıklarının ve hukuki görüş farklılıklarının mevcut olabileceğini kabul etti. Herkesin kendi görüşünü ifade etme hakkına sahip olduğunu söyledi. Ancak kamu kurumu statüsündeki bir meslek kuruluşunun başkanına yönelik kullanılan dilin belirli bir seviyede tutulması gerektiğini savundu. Bu ifadeleri kullanan dernek başkanının konuyu yapay zekaya sorduğunu özellikle işaret etti. Özkan, keşke yapay zekadan aldığı cevabı kamuoyuna sunmadan önce telefonu kapatıp Odalarını arayarak, ne söylediğini, neyi savunduğunu ve İzmir'deki uygulamayı nasıl ele aldığını anlatabilseydi, sorunun yapay zekadan bağımsız olarak, karşılıklı konuşarak, dinleyerek ve doğru bilgiyi kaynağından alarak çözülebileceğini vurguladı.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol