Bianlik
Son Gelişmeler

Kanser tanısı duygusal değişimleri de beraberinde getiriyor

Pelin Altıntop•5 dk okuma•9
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Meme kanseri tedavisinde psikolojik sürecin de en az fiziksel değişimler kadar hassasiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.

Kanser tanısı duygusal değişimleri de beraberinde getiriyor

Meme kanseri, yalnızca fiziksel sağlığı değil, kişinin duygusal dünyasını ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkileyebiliyor. Tedavi sürecinde yaşanan kaygı, korku ve beden algısındaki değişimlere dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Dilara Çiltepe, psikoonkolojik desteğin önemini anlattı. Çiltepe, hastaların sürekli güçlü ve moralli görünmek zorunda olmadığını vurgulayarak, gerektiğinde destek istemenin de güçlü olmanın bir parçası olduğunu belirtti.

Kanser tanısı duygusal değişimleri de beraberinde getiriyor

Meme kanseri farkındalık ayında erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastalığın psikolojik boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Klinik Psikolog Dilara Çiltepe, kanser tanısının ardından kişilerin yalnızca tedaviyle değil, belirsizlik, korku, kaygı ve kayıp duygularıyla da mücadele edebildiğini ifade etti.

Hastalığın etkilerinin her zaman dışarıdan görülemeyeceğini belirten Çiltepe, saç kaybı ve ameliyat izleri gibi fiziksel değişimlerin yanında kişinin düşüncelerinde ve duygularında da önemli izler oluşabildiğini söyledi. Psikoonkolojik desteğin ise bu duyguların anlamlandırılmasına, değişen bedene uyum sağlanmasına ve psikolojik iyi oluşun korunmasına katkı sunduğunu dile getirdi.

Sürekli güçlü görünme beklentisi baskı oluşturabiliyor

Tedavi sürecindeki hastaların yakın çevrelerinden sık sık güçlü olmaları ve morallerini yüksek tutmaları yönünde telkinler alabildiğini belirten Çiltepe, iyi niyetle söylenen bu sözlerin zaman zaman ek bir psikolojik baskıya dönüşebildiğini kaydetti.

Güçlü olmanın sürekli olumlu hissetmek anlamına gelmediğini vurgulayan Çiltepe, şöyle konuştu:

"Tüm bunlar yaşanırken kişi, çevresinden sık sık aynı cümleyi duyabilir: ‘Güçlü olmalısın.' Peki, insan her zaman güçlü olmak zorunda mı? Bir yandan tedavi sürecinin getirdiği fiziksel ve duygusal yüklerle baş etmeye çalışırken, diğer yandan çevreden gelen bu ifadeler de zaman zaman yıpratıcı olabilir. Oysa bazen ihtiyacımız olan tek şey tavsiye almak değil, anlaşılmaktır. Güçlü olmak, sanki hiç üzülmemek, korkmamak ya da her şartta olumlu kalabilmekmiş gibi algılanabilir. Oysa duygular, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Özellikle meme kanseri gibi fiziksel ve psikolojik açıdan zorlayıcı bir süreçte zaman zaman bunalmış, kaygılı, üzgün veya öfkeli hissetmek oldukça anlaşılırdır. Bazen yorulmak, durmak, ağlamak ya da desteğe ihtiyaç duymak da bu yolculuğun bir parçasıdır. Çünkü güçlü olmak, hiç düşmemek değil; düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilmek için kendimize zaman tanıyabilmektir"

Değişen beden algısına uyum sağlamak zaman alıyor

Meme kanseri tedavisinin neden olduğu fiziksel değişimlerin kadınların beden algısını ve özgüvenini etkileyebildiğini belirten Çiltepe, saçların dökülmesi, meme dokusunun kaybı ve ameliyat izlerinin bazı kadınlar için duygusal açıdan zorlayıcı olabildiğini ifade etti.

Bu değişimlerin kişinin kendisini aynada gördüğünde yabancı hissetmesine, kadınlık algısını ve beden bütünlüğü duygusunu sorgulamasına neden olabildiğini aktaran Çiltepe, her kadının bu süreci farklı yaşadığının altını çizdi. Değişen bedene alışmanın ve kişinin kendisiyle yeniden bağ kurmasının zaman alabileceğini belirterek bu süreçte kendine anlayış ve şefkat göstermenin önemini vurguladı.

Kanser tanısı kişinin kimliğini belirlemiyor

Tedavi boyunca duyguların sürekli aynı şekilde ilerlemesinin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Çiltepe, bazı günler umut ve güç hissi ön plandayken bazı günlerde korku, kaygı ve belirsizliğin ağır basabileceğini kaydetti.

Psikolojik uyumun her gün iyi hissetmek anlamına gelmediğini belirten Çiltepe, kişinin yaşadığı duyguları fark etmesinin ve zorlandığı zamanlarda kendisine anlayış göstermesinin önemine işaret etti. Kanserin kişinin hayatında önemli bir yer tutabileceğini ancak kimliğini ve benliğini tanımlamadığını hatırlatan Çiltepe, kişinin değerlerini, ilgi alanlarını ve kendisini oluşturan özelliklerini unutmaması gerektiğini ifade etti.

Yardım istemek de güçlü olmanın bir parçası

Kanser tedavisi sırasında kişinin zaman zaman tek başına baş etmekte zorlanabileceğini belirten Çiltepe, yakın çevreyle duyguları paylaşmanın ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel psikolojik destek almanın önemine dikkat çekti.

Psikolojik desteğin yaşanan zorluklarla baş etmeye yardımcı olabileceğini ifade eden Çiltepe, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

"Yakınlarımızla duygularımızı paylaşmak ya da gerektiğinde profesyonel psikolojik destek almak, yaşadığımız zorluklarla baş etmemize ve psikolojik iyi oluşumuzu desteklememize yardımcı olabilir. Unutmayalım, gerçek güç her zaman dimdik ayakta kalmak ya da her şeyle tek başımıza mücadele etmek değildir. Bazen kendi ihtiyaçlarımızı fark edebilmek, duygularımıza alan açabilmek ve gerektiğinde yardım isteyebilmek de güçlü olmanın bir parçasıdır. Çünkü bu yolculukta her zaman güçlü olmak zorunda değilsiniz. Ve bu süreçte yalnız değilsiniz."

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Kanser tanısı duygusal değişimleri de beraberinde getiriyor