Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından yapılan analize göre, fosil yakıt kullanımının artmasıyla tetiklenen iklim değişikliği, 1991-2020 ortalamasına göre 2025 yılında küresel sıcaklık artışını 0,59 dereceye çıkardı.
Bu artış, "dünyanın en hızlı ısınan kıtası" olarak tanımlanan Avrupa'da 1,17 derece olarak ölçüldü. Artan küresel ısınma nedeniyle Avrupa'da sıcak hava dalgaları daha erken ortaya çıkmaya başladı.
Mayıs ayında olağandışı derecede erken ve şiddetli olan sıcak hava dalgalarının ardından, Avrupa son günlerde yeniden aşırı sıcaklarla karşı karşıya. Bu aşırı sıcaklar, insan sağlığı açısından tehlike oluştururken, gıda üretimini de olumsuz etkiliyor.
AA muhabirinin Avrupa Komisyonu ve uluslararası tarım raporlarından derlediği bilgilere göre, azalan toprak nemi ve su stresi, kışlık mahsullerde rekolte tahminlerini düşürüyor ve küresel gıda fiyatlarında yeni bir artış dalgası riskini artırıyor.
Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) tarafından yayımlanan son Avrupa Ürün İzleme (MARS) raporları, Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da bahar aylarının kurak geçmesinin ardından gelen erken sıcak hava dalgalarının toprak nemini kritik seviyelere düşürdüğünü ortaya koydu. Uzmanlar, El Nino anomalisiyle birleşen yüksek sıcaklıkların bitkilerin polenleşme dönemini kısalttığını ve kök sistemlerini zayıflatarak verim potansiyelini doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Sıcaklık artışından en çok etkilenen ürünlerin başında stratejik öneme sahip tahıllar geliyor. AB verilerine göre, bu yıl Avrupa genelinde toplam tahıl üretiminin geçen sezona kıyasla yüzde 3,2 ila yüzde 4 oranında gerileyebileceği tahmin ediliyor. Özellikle temel gıda maddesi olan yumuşak buğday üretiminde yüzde 6,2'lik bir düşüş bekleniyor.
Kuraklıktan en çok etkilenen bir diğer ürün olan mısırda ise çiftçiler farklı ürünlere yöneliyor. Fransa ve Balkanlar başta olmak üzere yüksek su stresi nedeniyle mısır ekim alanları daralırken, üreticiler suya daha dayanıklı ayçiçeği ve soya gibi alternatif ürünlere yöneliyor. Avrupa'da ayçiçeği ekim alanlarında bu nedenle yüzde 14,5'lik artış kaydedildi.
Geçen yıl zirai don ve ardından yoğun kuraklık koşullarının yaşandığı Türkiye'de ise son dönemdeki bol yağışlar buğday üretiminde yüzde 15 ile 22 arasında rekor bir verim artışı sağladı.
Aşırı sıcaklar, tarımsal üretim kadar hayvancılık sektörünü de etkiliyor. Yüksek sıcaklık ve nem endeksinin yükselmesi nedeniyle çiftlik hayvanlarında "ısı stresi" ortaya çıktı. Veteriner hekimler ve hayvancılık birlikleri, sıcaklıklar nedeniyle yem tüketimi azalan süt ineklerinde süt veriminin önemli ölçüde düştüğünü bildiriyor.
Küresel ölçekte ise El Nino'nun etkilediği Akdeniz havzasındaki zeytinlikler ile Batı Afrika'daki kakao plantasyonlarındaki üretim krizleri, Avrupa pazarında arz eksikliği ve yüksek fiyatlar olarak yansıyor.
Tarımsal üretimdeki bu sıkışıklık, küresel finans ve emtia piyasaları tarafından yakından izleniyor. Uluslararası tarım bankası Rabobank ve Dünya Bankası analizleri, düşüş eğilimine giren gıda fiyatlarının yeniden yukarı yönlü bir baskı altında olduğunu gösteriyor.
Tarımsal üretimdeki bu daralmaya, üre gübresi fiyatlarında yüzde 46'yı bulan artış gibi yüksek girdi maliyetlerinin eklenmesi, maliyetleri doğrudan yükseltiyor. Aylık yüzde 46'lık ani sıçramalar gibi yüksek girdi maliyetleri de eklenince, maliyetlerin doğrudan tüketiciye yansıması kaçınılmaz hale geliyor.
Sıcaklıklar nedeniyle zayıflayan tarımsal üretim, girdi maliyetlerindeki artış ve El Nino'nun tetiklediği eş zamanlı ürün kayıplarının küresel zincirde oluşturduğu baskılar, gelecek aylarda nihai fiyatları etkileyerek gıdada yeni bir fiyat şokuna yol açabilir.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) İklim Değişikliği, Biyoçeşitlilik ve Çevre Ofisi Doğal Kaynaklar Uzmanı Hideki Kanamaru, aşırı sıcakların çiftçiler, balıkçılar, hayvancılıkla ve ormancılıkla uğraşanların neyi yetiştirebilecekleri, ne zaman çalışabilecekleri ve geçim kaynaklarının temelini oluşturan tarımsal gelirleri dahil birçok alanda belirleyici hale geldiğini söyledi.
Aşırı sıcaklığın, dünyayı besleyen temel gıda maddelerini şimdiden etkilediğini belirten Kanamaru, "Küresel ortalama sıcaklıklardaki her 1 derecelik artışla, dört ana mahsul olan mısır, pirinç, soya ve buğday veriminde yüzde 6'ya varan bir düşüş gözlemliyoruz." bilgisini paylaştı.
Kanamaru, çiftlik hayvanları açısından ise sıcak hava dalgalarının, verimliliği ve doğurganlığı düşürdüğünü ve zararlı böcek ve hastalıkların artmasına neden olduğunu ifade etti.
"Sıcaklıklar, Amazon'dan Avrupa ormanlarına kadar orman yangınlarını körüklüyor. Üstelik bu etki sadece karayla sınırlı değil. Deniz sıcak dalgaları, küresel balıkçılık alanlarının yüzde 15’ini şimdiden etkilemiş durumda. Bu durum, 2013 ile 2022 arasında 5,6 milyon tonluk kayıp ve 6,6 milyar dolar ekonomik zarara yol açtı. En ciddi hasar, aşırı sıcaklığın kuraklık ve orman yangınları gibi diğer tehlikelerle birleştiğinde ortaya çıkıyor. Bunlar bir araya geldiğinde, mahsul kaybı, kurumuş otlaklar, gıda güvensizliği ve tehlikeli çalışma koşullarıyla aynı anda karşı karşıya kalabiliriz. Avrupa'daki mısır üretimi, aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeniyle şu anda daha yüksek risk altında olabilir."
FAO'nun aşırı sıcağın tarıma etkilerine ilişkin küresel sentezinin bu etkilerin tüm sektörlerde ve bölgelerde hissedildiğini gösterdiğini kaydeden Kanamaru, "Kanıtlar, aşırı sıcağın tarım-gıda sistemlerinin her alanında iz bıraktığını ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Kanamaru, bu etkilerin mahsul verimlerinde keskin düşüşlerden balıkçılık, ormancılık ve hayvancılığı etkilemeye kadar uzandığını vurgulayarak, "Bölge bazında baktığımızda, aşırı sıcaklık, Güney Asya'nın başlıca tarım havzalarından Kuzey Afrika'nın tahıl ambarına kadar küçük ölçekli üreticileri vuruyor. Sağlık ve gelirler üzerindeki birleşik etki, genellikle daha fazla maruz kalan ve uyum sağlama seçenekleri daha az olan kırsal kesimdeki kadınlar ile yoksul haneler üzerinde en ağır şekilde hissediliyor." dedi.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol