Tarım ve Orman Bakanlığının Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi kapsamında gerçekleştirilen “Topraktan Sağlığa” semineri, İEÜ Medical Point Hastanesi ev sahipliğinde düzenlendi. Sürdürülebilir tarım ve koruyucu sağlık anlayışını bir araya getiren etkinlikte, organik üretimin insan sağlığı açısından taşıdığı önem değerlendirildi.

İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) üyeleri, organik tarım üreticileri ve hekimlerin katıldığı seminerde, toprağın ve su kaynaklarının korunmasından güvenilir gıdaya erişime kadar pek çok konu gündeme geldi.

Seminerin açılışında konuşan İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Kahraman Akdoğan, üreticiler ile sağlık alanındaki uzmanların aynı platformda buluşmasının önemine dikkat çekti. Organik tarımın doğal kaynakları koruyarak sürdürülebilir üretimi hedeflediğini belirten Akdoğan, şöyle konuştu:
“Son yıllarda doğayı ve doğal kaynakları koruyan üretim yöntemleri önemli hale geldi. Organik tarım da toprağı, suyu, doğal kaynaklarımızı koruyarak üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlayan bir tarım modelidir. Gıdanın üretim süreci kadar tüketimi ve insan sağlığı ilişkisi de üzerinde durulması gereken önemli bir unsurdur. Üretimden tüketime uzanan bu süreçte hepimizin ortak amacı doğal kaynaklarımızı korumak, güvenilir gıdaya erişimi desteklemek ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakmaktır”
Organik ürünlerde şeffaflık vurgusu
ETO Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Nebahat Kılıç, organik tarımın yaygınlaşmasında tüketici güveninin belirleyici olduğunu ifade etti. Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin hangi tarlada yetiştirildiğini takip edebileceği şeffaf bir sistemin önemine değinen Kılıç, “Tüketicinin almak istediği ürünün hangi tarladan çıktığını görebileceği, sürdürülebilir, şeffaf bir sistem kurulduğunda organik üretimi ve organik ürün tüketimini artırabiliriz” dedi.
Organik tarım üreticisi Dr. Hatice Yüksel ise organik üretimin hastalıkların önlenmesindeki rolüne dikkat çekti. Toprak ve su kirliliğinin yanı sıra kanser vakalarındaki artışa değinen Yüksel, sağlıklı gıdayla korunmanın önemini şu sözlerle anlattı:
“Hastalıkları önlemek için en iyi yöntem organik tarım. Toprak kirleniyor, su kirleniyor, kanser vakaları artıyor. Kansere yönelik insanların sağlıklı gıdayla korunması çok değerli. Neden Akdeniz çevresinde kanser vakaları daha az çünkü Akdeniz tipi beslenme dediğiniz şey sadece zeytinyağı ile beslenme değil, organik zehirsiz tarım ürünleri ile beslenmek demek”
Bitki koruma ürünlerine reçete zorunluluğu
İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Engin Altunoğlu da tarımsal üretimde kullanılan bitki koruma ürünlerinin kontrolüne ilişkin yürütülen çalışmaları anlattı. Toprağa gereğinden fazla ilaç verilmesinin zararlarına işaret eden Altunoğlu, yeni düzenlemeyle bitki koruma ürünlerinin satışında reçete uygulamasına geçildiğini belirtti.
Altunoğlu, uygulamaya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Pestisitle ciddi anlamda mücadele ediyoruz. Daha önceden çiftçi olan ya da olmayan herkes bitki koruma ürünü satışı yapılan bir bayiden istediği miktarda, istediği dozda, istediği bitki koruma ürününü alabiliyordu. Ama yeni çıkan yönetmelikle birlikte bu süreç tamamen engellendi. Artık reçeteye tabi. Nasıl doktorun yazdığı ilacın süresi dolmadan yenisi alınamıyorsa aynı sistem bitki koruma ilaçları için de geçerli oldu. Tüketicimizin sağlıklı besinlere ulaşması için ciddi bir takip süreci uyguluyoruz”
“Organik beslenmenin önemini hasta olmadan bilmeliyiz”
İEÜ Medical Point Hastanesi Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Esra Özsoy Kayaokay ise beslenmenin fonksiyonel tıp ve koruyucu hekimliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Besinlerin vücuda alınan en önemli girdiler arasında bulunduğunu belirten Kayaokay, hastalıkların oluşumunda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel koşulların, yaşam tarzının ve beslenmenin de etkili olduğunu söyledi.
Organik beslenme konusunda özellikle çocuklarda farkındalık oluşturulmasının önemine değinen Kayaokay, şu ifadeleri kullandı:
“Vücudumuza en büyük girdi aslında bizim besinlerdir. Gün boyu vücudumuza girmesini sağlıyoruz ve bunlar bizim vücudumuzda bir çıktı olarak bize sonuç veriyor. Organik beslenmenin önemini aslında hasta olmadan bilmemiz gerekiyor. Çünkü artık kanser ya da endokrin hastalıklar gibi hastalıkların aslında tamamen genetik olmadığını, çevresel faktörler, yaşam tarzı ve beslenmeyle de ilgili olduğunu biliyoruz. Hepimizin organik beslenmesi her zaman mümkün olmayabilir ama çocuklarımıza organik beslenmeyi aşılarsak ve farkındalık oluşturursak bile çok önemli”








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol