Uzmanlar, Sudan'daki çatışmaların hızla tırmandığını ve taraflar arasındaki güvensizliğin siyasi çözümleri zorlaştırdığını belirtiyor. Mevcut koşullarda, savaşın süreceği en olası senaryo olarak değerlendiriliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kuruluşlardan alınan bilgilere göre, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar, 15 Nisan 2023'te başlayarak Darfur ve Kurdufan'da yoğunlaşıyor.
Özellikle son haftalarda Batı Darfur'da El Geneyna çevresinde yeni cephelerin açılması, savaşın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Elektrik santralleri, su altyapısı ve diğer kritik noktaların hedef alınması nedeniyle insani kriz derinleşiyor.
BM verilerine göre, Nisan 2023'ten bu yana yaklaşık 11,5 milyon kişi evlerinden ayrılmak zorunda kalırken, 4,5 milyondan fazlası Çad, Mısır, Güney Sudan ve diğer komşu ülkelere sığındı.
BM Dünya Gıda Programı, açlığın felaket seviyesine ulaştığını vurgulayarak uyarılarda bulunuyor.
Askeri genişlemenin diplomatik çözümleri zorlaştırdığını ifade eden uzmanlar, tarafların birbirlerinin dikkatini dağıtmaya çalıştığını belirtiyor. Güvenlik ve Barış Çalışmaları Platformu Başkanı Dr. İbrahim Nasır, çatışmaların yeni bir aşamaya girdiğini söylüyor.
Nasır, El Geneyna çevresindeki gelişmelerin önemli bir göstergesi olduğunu, Sudan ordusunun HDK'nin dikkatini başka yöne çekmeye çalıştığını ifade ediyor.
Nasır'a göre, ordu daha önce zayıf görülen bölgelerde baskıyı artırmaya çalışırken, HDK ise Sudan'ın doğusunda yeni cepheler açarak ordunun kapasitesini yaymayı hedefliyor.
Nasır, bu gelişmelerin askeri operasyonların tırmandığını, savaşın süresini uzattığını ve diplomatik çözümleri zorlaştırdığını belirtiyor. ABD'nin diplomatik çabalarının başarı şansının tarafların tavrına bağlı olduğunu ifade ediyor.
Nasır, Sudan ordusunun HDK'nin belirli bölgelerden çekilmesini ön şart olarak gördüğünü, HDK'nin ise bunu uygulanamaz bulduğunu belirtiyor.
ABD'nin Libya benzeri uluslararası müdahaleler istemediğini söyleyen Nasır, çözümün ancak Sudanlılar arası bir diyalogla mümkün olabileceğini ifade ediyor. Uluslararası girişimlere güvensizliğin çözümü zorlaştırdığını ekliyor.
Nasır, bölgesel ve uluslararası aktörlerin farklı politikalarının süreci kötü etkilediğini belirtiyor. Yaptırımların beklenilen sonucu vermediğini de ekliyor.
Taraflar arasındaki güvensizliğin çözüm önünde engel olduğunu, ateşkes dönemlerinin kötüye kullanıldığını söylüyor. Ordu, HDK'yi baskı altına almaya çalışırken, HDK altyapıyı hedef almayı sürdürüyor.
Düzce Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ahmet Hüsrev Çelik, Darfur'daki çatışmaların çok boyutlu bir krize dönüştüğünü belirtiyor.
Çelik, yüz binlerce kişinin öldüğünü, milyonlarca insanın yerinden edildiğini ve insani krizin ağırlaştığını ifade ediyor.
Çatışmaların sağlık sistemini çökerttiğini, salgın hastalıkların yayıldığını ve tarımsal üretimin durduğunu belirtiyor. Güvenlik sorunları nedeniyle yardımın zorlaştığını ifade ediyor.
Kurdufan'daki ihlaller nedeniyle BM İnsan Hakları Konseyi soruşturma başlattı. UNICEF ise ciddi insan hakları ihlali riskine dikkat çekiyor.
Çelik, uluslararası toplumun hesap verilebilirlik çağrılarını artırdığını belirtiyor. BM İnsan Hakları Konseyi, ihlallerin soruşturulmasına oy birliğiyle karar verdi.
BM'nin 2004'ten beri Darfur'da silah ambargosu uyguladığını ve mevcut yaptırımların çatışmaları durduramadığını belirtiyor.
Çelik, çatışmalar sona erdiğinde uluslararası hukuk çerçevesinde yargı süreçlerinin gündeme gelebileceğini söylüyor.
Uluslararası sistemin çözüm üretmekte zorlandığını ve bunun yapısal sorunların bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Sudan ordusunun HDK kontrolündeki bölgelerden çekilmesi talebinin hukuki ve siyasi açılardan makul olduğunu ancak kısa vadede gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade ediyor.
Ülkede fiili bir bölünmüşlük tablosunun oluştuğunu ve Güney Sudan'ın ayrılmasına benzer risklerin bulunduğunu belirtiyor.
Uluslararası destekli yeni bir askeri müdahaleye gerek kalmadan, müzakerelerle çözümün en gerçekçi seçenek olduğunu belirtiyor.
Çelik, mevcut güç dengeleri ve güvensizlik nedeniyle siyasi çözümün zor olduğunu, uluslararası arabuluculuk ve güven artırıcı mekanizmaların önemini vurguluyor.





Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol