ABD ile İran arasında yaklaşık altı aydır devam eden gerilimde Washington’ın başlangıçta ortaya koyduğu iddialı hedeflerin giderek geri plana itildiği belirtiliyor. ABD yönetiminin İran’a yönelik baskı politikasında kapsamlı sonuçlar yerine, enerji piyasalarının istikrarı ve nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması gibi daha dar başlıklara odaklandığı ifade ediliyor.
WASHINGTON’IN ÖNCELİKLERİ DEĞİŞTİ
İran’a yönelik süreçte ilk etapta oldukça geniş hedefler ortaya koyan ABD yönetiminin, aradan geçen aylarda beklentilerini önemli ölçüde değiştirdiği aktarılıyor.
İran’ın teslim olması, rejim değişikliği ve nükleer kapasitesinin tamamen engellenmesi gibi hedeflerin yanı sıra Tahran’ın bölgedeki silahlı gruplara desteğinin kesilmesi de Washington’ın gündemindeydi.
Ancak gelinen noktada ABD’nin önceliğinin özellikle Körfez’den petrol ve doğal gaz akışının devam etmesi ve enerji fiyatlarının kontrol altında tutulması olduğu belirtiliyor. İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ise halen önemli bir başlık olmakla birlikte önceki döneme kıyasla daha geri planda değerlendiriliyor.
TAHRAN’DAN “ABD BAŞARISIZ OLDU” MESAJI
Washington’ın hedeflerini daraltması İran tarafından da yakından takip ediliyor. İran’ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamadığını savunarak mevcut tabloyu Tahran açısından bir başarı olarak değerlendirdi.
Kalibaf, ABD ve İsrail’in amaçlarına ulaşamadığını belirterek bunun Washington açısından büyük bir yenilgi olduğunu ifade etti.
İran tarafı ayrıca haziran ayında imzalanan mutabakat zaptının diplomasi yoluyla elde edilen kazanımların bir göstergesi olduğunu savunuyor.
KRİZİN SÜRESİ UZUYOR
ABD ile İran arasında daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması için belirlenen takvimin de kritik bir aşamaya geldiği belirtiliyor.
Tarafların uzun süredir yürüttüğü temaslardan henüz kalıcı bir sonuç çıkmazken, Washington’ın krizin kısa sürede sona ermeyeceğini değerlendirdiği aktarılıyor. ABD açısından sürecin giderek askeri hedeflerden çok ekonomik ve enerji politikaları üzerinden şekillenmeye başladığı ifade ediliyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİNDE RAHATSIZLIK ARTIYOR
İran ile yaşanan gerilimin en önemli sonuçlarından biri de ABD’nin Körfez’deki müttefikleri açısından ortaya çıktı.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerin İran’dan gelebilecek misilleme riskinin yanı sıra ekonomik ve güvenlik maliyetlerinden de endişe duyduğu belirtiliyor.
Washington’ın İran’la kalıcı bir uzlaşma sağlayamaması, bölgedeki ABD müttefiklerinin de tepkisini artırıyor. Bazı Körfez ülkelerinin ABD üslerine ev sahipliği yapmanın kendilerine sağladığı güvenlik avantajlarını yeniden değerlendirmeye başladığı aktarılıyor.
“SAVAŞIN BEDELİNİ BİZ ÖDÜYORUZ” TEPKİSİ
Bölgedeki rahatsızlığın boyutunu ortaya koyan değerlendirmelerde, bazı Körfez ülkelerinin Washington’ın İran politikasından ciddi şekilde memnuniyetsiz olduğu belirtiliyor.
Bir bölge yetkilisinin, ABD yönetiminin başlattığı sürecin ekonomik ve güvenlik sonuçlarının Körfez ülkelerine yansıdığını savunarak, “Trump bu savaşı başlattı, bedelini ise biz ödüyoruz” şeklinde değerlendirmede bulunduğu aktarılıyor.
Bu yaklaşım, ABD’nin bölgedeki geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde de yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.
ABD’YE GÜVEN TARTIŞMASI
Kriz uzadıkça Körfez ülkelerinde yalnızca Washington’ın İran politikasına değil, ABD’nin bölgedeki güvenlik rolüne yönelik soru işaretlerinin de arttığı belirtiliyor.
Bazı ülkelerin ABD askeri üslerinin varlığının kendileri açısından ne kadar avantaj sağladığını sorgulamaya başladığı ifade ediliyor. Böylece İran-ABD gerilimi, yalnızca iki ülke arasındaki bir kriz olmaktan çıkarak Washington’ın Ortadoğu’daki etkisi ve müttefikleriyle ilişkileri açısından da önemli bir sınamaya dönüşüyor.
TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN-PAKİSTAN ANLAŞMASI DİKKAT ÇEKTİ
Bölgedeki gelişmelerin bir diğer dikkat çekici boyutu ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması oldu.
Üst düzey bir Avrupalı yetkili, söz konusu anlaşmanın Washington’a verilmiş bir mesaj niteliğinde olduğunu savundu. Anlaşmanın, bölge ülkelerinin güvenlik politikalarında ABD’ye olan bağımlılığı azaltma arayışının göstergelerinden biri olarak değerlendirildiği belirtildi.
SONUÇ: ABD’NİN HEDEFLERİNDEN GERİYE ENERJİ VE NÜKLEER DOSYA KALDI
İran konusunda başlangıçta geniş kapsamlı hedefler açıklayan Washington’ın bugün daha sınırlı başlıklara yoğunlaşması, ABD politikasında önemli bir değişime işaret ediyor. İran yönetimi bu tabloyu ABD’nin başarısızlığı olarak yorumlarken, Körfez ülkelerindeki rahatsızlık da giderek büyüyor.




Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol