Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde 1972’de doğan Halid Tadmori’nin Türkiye ile bağlantısı, çocukluk yıllarında İslam tarihçisi olan babası Prof. Ömer Tadmori’nin etkisiyle başladı.
Trablusşam’ın tarihi yapıları arasında büyüyen ve iç savaş döneminde Türk Memluk ve Osmanlı eserlerinin tahrip edilmesine tanık olan Tadmori, bu eserlerin yeniden canlandırılması hayaliyle yetişti.
Çocukluk döneminde sıkça ziyaret ettiği Kahire’de annesi sayesinde Memluk mimarisini tanıma fırsatı buldu.
Osmanlı mimarisini yerinde incelemek amacıyla Türkiye’de eğitim almaya karar veren Tadmori, 1990 yılında burslu olarak geldiği Türkiye’de Türkçe öğrendikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı.
İstanbul’da eğitim gördüğü dönemde Osmanlı Türkçesi öğrendi ve Osmanlı arşivlerinde Lübnan ve Trablusşam’a dair belgeler üzerinde çalıştı. Aynı zamanda Lübnan’ın tarihi ve kültürel mirasını tanıtan sergiler düzenledi.
Mimar Sinan Üniversitesi’nde restorasyon alanında yüksek lisans ve şehircilik ile planlama alanında doktora yaptıktan sonra, 2004 yılında yaklaşık 15 yıl süren eğitim hayatını tamamlayarak ülkesine döndü.
Trablusşam Belediye Meclisi’ne seçilen Tadmori, sonraki yıllarda kentin tarihi eserlerinin korunması ve restorasyon projelerinde görev aldı.
Osmanlı dönemine ait birçok yapının restorasyon projelerinde yer alan Tadmori, Lübnan’daki Osmanlı ve Türk mirasının belgelenmesi ve korunması yönündeki çalışmalarıyla tanındı.
Aldığı eğitimle birlikte, Trablusşam Mevlevihanesi, Hamidiye Saat Kulesi ve Büyük Mansuri Camisi’ndeki Sakalı Şerif Hücresi gibi birçok yerin restorasyon ve müze düzenlemelerinde bulundu.
Lübnanlı akademisyen ayrıca, Beyrut’un modernleşme sürecini anlatan “Beyrut ve Sultan” adlı kitabı üç dilde kaleme aldı.
Lübnanlı mimar, çalışmaları ve deneyimleri hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Tarihçi bir baba ve Mısırlı bir annenin çocuğu olarak iki kültürün birleştiği bir ortamda büyüdüğünü belirten Tadmori, küçük yaşlardan itibaren Trablusşam’ın tarihi eserleriyle iç içe olduğunu söyledi.
Babasıyla birlikte kentin tarihi çarşılarını ve eserlerini gezdiğini anlatan Tadmori, genç yaşlarda restorasyon alanında çalışmaya karar verdiğini ifade etti.
İstanbul’da eğitim gördüğü yıllarda Osmanlı Türkçesini öğrenmeye başladığını aktaran Tadmori, “İstanbul’a yerleşince eğitime başladım ve Osmanlıca öğrenmeye başladım. Osmanlı Arşivleri o dönemde yeni yeni araştırmacılara açılıyordu. Belki de Lübnan’dan bu alanda çalışan ilk araştırmacılardan biri oldum. Türkiye bana birçok alanda değerli deneyimler kazandırdı.” dedi.
Yaklaşık 15 yıl süren eğitim hayatının ardından 2004 yılında Lübnan’a döndüğünü aktaran Tadmori, aynı yıl belediye seçimlerini kazanarak Trablusşam Belediye Meclisi üyeliğine seçildiğini anlattı.
Yaklaşık 21 yıl boyunca Trablusşam Belediyesi Tarihi Eserler Komitesi Başkanlığı’nı yürüttüğünü ifade eden Tadmori, göreve geldikten sonra kentin Osmanlı mirasının korunması için yoğun çaba harcadıklarını belirtti.
Kentteki harap durumdaki Osmanlı eserlerinin kurtarılması amacıyla Türk basınında çağrılar yaptığını ifade eden Tadmori, bu çağrıların ardından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile temas kurulduğunu anlattı.
2004 yılından bu yana Trablusşam ve Beyrut’ta çok sayıda Osmanlı eserinin restorasyonunda görev aldığını kaydeden Tadmori, bu projelerin TİKA ve Türkiye’nin Beyrut Büyükelçiliği ile işbirliği içinde yürütüldüğünü söyledi.
Trablusşam Belediyesini Gaziantep, Bursa, Konya, Fatih ve Keçiören belediyeleriyle kardeş şehir olmasına öncülük ettiğini paylaşan Tadmori, kentin aynı zamanda Türk Dünyası Belediyeler Birliği ve Marmara Belediyeler Birliği ile de ilişkiler geliştirdiğini belirtti.
Türkiye-Lübnan ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla çok sayıda kültürel projede yer aldığını ifade eden Tadmori, Lübnan Türk Cemiyetinin kuruluşunda görev aldığını ve Türkiye dışında düzenlenen ilk Türk Üniversiteleri Fuarı’nın Lübnan’da gerçekleştirilmesine katkı sunduğunu dile getirdi.
Türkiye’de ve farklı ülkelerde 30’dan fazla sempozyuma katıldığını aktaran Tadmori, Osmanlı ve Türk mirasının belgelenmesine yönelik kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
Lübnanlı akademisyen, “Lübnan’da 1250 Osmanlı ve Türk eseri tespit ettik. Bu önemli bir hizmettir. Çünkü bu eserler, Osmanlıların bu topraklara önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Bunları ihya etmek bizim görevimizdir. Zaten bu eğitimi de bunun için aldık.” ifadelerini kullandı.
“YTB kurulduğundan bu yana Lübnan’da yürüttüğü çalışmaların içinde yer aldık. Bu konuda kendilerine çok şey borçluyuz.” diyen Tadmori, Ankara’daki törende ödüle layık görülmesinin kendisi ve ailesi için büyük bir onur olduğunu vurgulayarak, YTB’ye desteklerinden dolayı teşekkür etti.
Tadmori, şöyle devam etti:
“1989’dan 2004’e kadar Türkiye’de eğitim gördüm, bütün kariyerimin temelini Türkiye’de attım. Türkiye’de eğitimden kariyere, restorasyondan fotoğrafçılığa ve tarihi vesika araştırmalarına kadar pek çok alanda değerli deneyimler kazandım. 2004’ten bu yana Trablusşam’da birçok Osmanlı eserinin restorasyonunu gerçekleştirdik. Beyrut’ta da TİKA ve Türkiye’nin Beyrut Büyükelçiliği ile birlikte bu çalışmaları yürüttük.”
Türkiye’nin uluslararası öğrencilere sunduğu imkanların önemine dikkati çeken Tadmori, “Türkiye’de eğitim gören her öğrenci ülkesine döndüğünde bir kültür elçisi oluyor. Bu nedenle Türkiye burslarının ve uluslararası öğrenci programlarının daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
YTB’nin kuruluşundan bu yana Lübnan’daki çalışmalarında yer aldıklarını belirten Tadmori, “Bu konuda YTB’ye çok şey borçluyuz. Teşvikleri sayesinde Türkiye’de eğitim görmek isteyen Lübnanlı vatandaşlarımıza kapılar açıldı. Bu aşamaya gelebilmemizde Türkiye’deki büyüklerimizin, Milli Eğitim Bakanlığının, YTB’nin, TİKA’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığının yanı sıra üniversitelerdeki hocalarımızın ve rektörlerimizin önemli katkıları oldu.” dedi.
Türkiye mezunu mimar restoratör ve akademisyen Prof. Dr. Halid Tadmori, “Tek temennimiz YTB’nin kapılarını daha fazla açması ve Türkiye’ye daha fazla uluslararası öğrenci kazandırmasıdır. Özellikle Arap bölgesinden ve Lübnan’dan Türkiye’ye büyük bir ilgi var. Bu yakınlığı daha da güçlendirmek için bursların sayısını artırmalı ve üniversitelerin kapılarını daha fazla açmalıyız. Ne kadar çok öğrenci gönderebilirsek, bunun gelecekte daha güçlü bir birlikteliğe dönüşeceğine inanıyorum.” diye konuştu.





Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol