İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü'nde görevli Dr. Olcay Plevne ve doktora öğrencisi Furkan Akbaba, Samanyolu Galaksisi'nde cüce galaksi kalıntılarını tespit etmek amacıyla bir araştırma başlattı.
Bu çalışma, İÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi'nin doktora tez projesi ve TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında desteklendi. Araştırmada, Gaia uydusu ve SDSS-V teleskobundan elde edilen yüksek çözünürlüklü fotometrik ve astrometrik verilerle yer tabanlı tayfsal veriler bir araya getirildi.
Sonucunda, dört cüce galaksi kalıntısı ile bir dağılmış küresel küme kalıntısı keşfedildi.
Bu bilimsel araştırma, "Publications of the Astronomical Society of the Pacific (PASP)" adlı dergide yayımlandı.
Keşfedilen yeni yapılar, yazarların isimlerinin ilk harflerinden oluşan "FO1-FO2-FO3-FO4-FO5" şeklinde adlandırılarak literatüre kazandırıldı. Dr. Olcay Plevne, bu keşfin galaksi oluşum süreçlerinin anlaşılması açısından kritik olduğunu belirtti.
Plevne, araştırmanın temel hedefinin, Samanyolu'nun geçmişte gerçekleştirdiği birleşmeler sonucu bünyesine kattığı uydu cüce galaksilerin izlerini ortaya çıkarmak olduğunu ifade etti.
Plevne, önceki yapılar arasından yeni sistemleri ortaya çıkarmak için makine öğrenmesi ve büyük veri analizini kullandıklarını belirterek, "Bu yöntemlerle, önceden bilinen yapılar arasından dört yeni yapı keşfettik. Literatürde yaklaşık 15 benzer yapı vardı. Şimdi bu sayıya dört yeni yapı eklendi" dedi.
Plevne, yeni yapıların keşfine dair, "Galaksimizin nasıl oluştuğuna bakarak, evrendeki diğer galaksilerin oluşumunu inceliyoruz. Cüce galaksilerin evrimlerini ve ana galaksinin evrimine katkılarını anlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Plevne, "Bu dört yeni yapının, galaksinin içerisine dağılmış olan az sayıda yıldızını ayırdık. Derin analizler sayesinde ilişkilerini ve kökenlerini bulduk. Detaylı araştırmalarla daha fazla bilgi elde edeceğiz" dedi.
Doktora öğrencisi Furkan Akbaba, Avrupa Uzay Ajansı'nın Gaia uydusu ve yer tabanlı SDSS-V gözlem verilerini kullanarak araştırmayı gerçekleştirdiklerini belirtti.
Akbaba, SDSS-V verilerinin Güney ve Kuzey Yarımküre'den alınan iki farklı teleskoptan elde edildiğini ve Gaia uydu verileriyle birleştirildiğini söyledi.
Akbaba, makine öğrenmesi ve yapay zeka tekniklerinin önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, "Literatüre ek olarak dört yeni yapı daha ekledik" dedi.
Çalışmanın Q1 sınıfı, etki faktörü 6,8 olan prestijli bir dergide yayımlandığını belirten Akbaba, araştırmanın Samanyolu'nun oluşumuna dair önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Akbaba, yeni gözlem verileri geldikçe yapıların yaşları, ne zaman birleştiği ve kütlelerinin belirlenebileceğini aktardı.
Akbaba, araştırmada yıldızların kimyasal bollukları ve uzaysal hareketlerinin analiz edildiğini belirtti.
"DNA titizliğiyle çalışıyoruz. Kimyasal bollukları ve dinamik analizleri 'kemodinamik' yapısıyla makine öğrenmesi yöntemine girdik. Yapay zeka araştırarak bu 15 yapıya ek dört yeni yapıyı keşfetti" dedi.




Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol