Batı Şeria'nın Deyr Cerir ve Sincil bölgelerinde son zamanlarda aşırılık yanlısı İsraillilerin saldırılarında artış gözlemleniyor. Bu saldırılarla paralel olarak yasa dışı yerleşim yerleri kuruluyor ve mevcut yapılar genişletilirken, Filistinlilere yönelik kısıtlamalar da artırılıyor.
Yedioth Ahronoth gazetesinin 14 Temmuz tarihli haberine göre, İsrail Güvenlik Kabinesi, Batı Şeria'da yeni yerleşimlerin inşası için 1,3 milyar şekel (yaklaşık 370 milyon dolar) bütçe ayrılmasını onayladı.
Bu kararın, yaklaşık bir ay önce Başbakan Binyamin Netanyahu, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Yerleşim Bakanı Orit Strock tarafından sunulan bir önerinin parçası olduğu belirtildi. Kararın, Amerikan kamuoyunu rahatsız etmemek adına gizli tutulduğu ifade edildi.
Ayrılan bütçe ile hükümet tarafından onaylanan yerleşim bölgelerinde mahallelerin oluşturulması ve yeni yerleşimlerin inşası için alt yapı çalışmalarının başlatılması amaçlanıyor.
İsrail hükümeti, yerleşim faaliyetlerini en çok destekleyen hükümet olduklarını belirtirken, 2022'nin sonlarında kurulan Netanyahu hükümeti döneminde Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler, bahsedilen yerleşimleri işgal altındaki Filistin toprakları olarak kabul ediyor.
Batı Şeria'da 141 onaylı ve 224 kaçak İsrail yerleşiminde yaklaşık 750 bin İsrailli yaşıyor. Bunların 250 bini, Doğu Kudüs'teki 15 yerleşim yerinde ikamet ediyor.
Yerleşim yerlerinin genişlemesiyle aynı anda İsrail ordusu ve aşırı Yahudi grupların saldırıları artıyor. Bu saldırılar genellikle Filistinlilerin öldürülmesi, gözaltına alınması, mülklerin yıkılması ve yerlerinden edilmeleri ile sonuçlanıyor.
Filistinliler, bu saldırıların Batı Şeria'nın ilhak edilmesine yol açtığını ve bağımsız bir Filistin devleti kurulma olasılığını tehlikeye attığını belirtiyor. İsrail hükümetinde yerleşim yanlısı bakanların etkisi uzmanlarca vurgulanıyor.
2023'te İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki sivil yetkileri aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e devretti. Bu adım, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in doğrudan kontrolünü güçlendirmek amacı taşıyor.
Siyasi analist Ala er-Rimavi, AA'ya verdiği demeçte, artık mesele hükümetteki yerleşimcilerin etkisi değil, hükümet ile yerleşimciler arasında fark olup olmadığıdır, dedi.
Rimavi, Smotrich'in, yerleşim birimlerinin bütçelerinden sorumlu olduğuna ve bu bütçelerin Maliye Bakanlığı tarafından sağlandığına dikkat çekti. İsrail ordusunun ise bu yerleşimlerin korunmasından sorumlu olduğunu hatırlattı.
Filistinli uzman, hükümetin, yerleşim projesini yürütmek için siyasi, mali ve askeri araçlarını kullandığını belirtti. Bu sebeple hükümet ile yerleşim hareketi arasında bir fark görmediğini ifade etti.
Rimavi, İsrail hükümetinin, Filistin topraklarının gaspedilmesine yönelik desteğinin güvenlik sağlamakla sınırlı olmadığını vurguladı. Yaklaşık 370 milyon dolarlık bütçe aktarımıyla yolların yapımı, yerleşimlerin genişletilmesi ve yerleşim projelerine hizmet edecek kurumların oluşturulmasının sağlandığını söyledi.
Hükümetin, yerleşimcilere Filistin toprakları üzerinde daha fazla kontrol sağlayan örgütsel, mali ve sosyal yapılar oluşturduğunu belirtti.
Rimavi, yerleşim yerleri arasında coğrafi bir yakınlık sağlandığını ve daha önce izole olan yerleşim yerlerinin birbirine bağlı bloklar haline getirildiğini belirtti.
Rimavi, yerleşim yollarının kurulduğunu ve hayati bölgelerde İsrail sembollerinin yerleştirilmesiyle Batı Şeria'nın altyapısının yeniden şekillendirildiğini söyledi.
İsrail'in son iki yılda hızlandırdığı yerleşim faaliyetleri ile binlerce dönüm arazi, stratejik su ve enerji alanları, dağ zirveleri, vadiler ve su kaynaklarının kontrol altına alındığını vurguladı.
İşgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi ile birçok BM Güvenlik Konseyi kararını ihlal ediyor. Bu kararlar arasında yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını talep eden 2334 sayılı karar da var. İsrailli yerleşimciler ve saldırılar konusuna da dikkat çekiliyor.
BEYDER Genel Müdürü Hasan Melihat, İsrailli yerleşimcilerin artık hükümet içinde temsil edildiklerini, bu nedenle dışarıdan baskı yapmadıklarını söyledi.
Melihat, yerleşimcilerin hükümetteki ve Meclis'teki varlıklarının, Batı Şeria'daki İsrail politikalarını şekillendirdiğini belirtti. Özellikle Batı Şeria'nın "C" bölgesinde yerleşimlerin genişlemesi ve Filistinlilere yönelik saldırıların artışıyla bu durum açıkça görülüyor.
BEYDER Genel Müdürü, Smotrich ve aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in yerleşim yerlerini genişletme ve Filistin varlığını zayıflatmaya yönelik politikalar izlediğini vurguladı.
Melihat, yılbaşından bu yana Filistinli bedevi topluluklara yönelik 3 bin saldırının belgelendiğini, 21 topluluğun yerinden edildiğini ve binlerce dönüm arazinin gaspedildiğini belirtti. Kaçak yerleşim birimlerinin "benzeri görülmemiş" bir hızla kurulduğunu ekledi.
Melihat, İsrail yasalarınca da yasadışı kabul edilen bu kaçak yerleşimlerin sadece yerleşim yeri değil, aynı zamanda Filistinlilere saldırılar için kullanıldığını ve daha fazla bölgeyi kontrol altına alma amacı taşıdığını ifade etti.
Mevcut durumun ciddi demografik değişikliklere yol açabileceği uyarısında bulunan Melihat, "Batı Şeria, özellikle bedevi toplulukların ve köylerin hedef alınmasıyla yeni bir Nekbe'nin eşiğinde kalacak" dedi.
Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması'na göre "A", "B" ve "C" bölgelerine ayrılıyor. "A" bölgesi Filistin yönetiminin tam kontrolünde, "B" bölgesinde ise sivil yönetim Filistin'e, güvenlik kontrolü İsrail'e ait. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını kapsayan "C" bölgesi ise tamamen İsrail'in kontrolünde.




Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol