İsrail güçleri, İsrail ordusunun desteğiyle Cuma günü Tel beldesine gerçekleştirilen saldırıya direnen Filistinlilerden 4'ünü öldürdü, 4 kişiyi de yaraladı. Bu olayın ardından, İsrail güvenlik güçleri Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde baskınlar düzenleyerek birçok kişiyi gözaltına aldı.
İsrail askerleri, Batı Şeria genelinde en az 15 Filistinliyi gözaltına aldı.
Filistin ve İsrail kaynakları, belde sakinlerinin saldırıya karşı koyduğu sırada meydana gelen çatışmalarda 2 İsraillinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Uzmanlar, bu gelişmeleri AA'ya değerlendirirken, İsrail'in yeni yasa dışı yerleşim birimleri kurarak Filistin toprakları üzerindeki kontrolünü genişletme çabalarının bir parçası olarak gördüklerini belirtti. FKÖ'ye bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinden Emir Davud, yaşananların İsrail'in yerleşim projelerini hızlandırma stratejisinin bir yansıması olduğunu dile getirdi.
İsrailli yerleşimciler Batı Şeria'da yeni kaçak yerleşim alanları kurdu.
Emir Davud, bu politikanın yeni olmadığını ve üç yıl önce yaptığı değerlendirmede bunu 'intikam amaçlı yerleşim politikası' olarak tanımladığını ifade etti.
Davud, İsrail'in her türlü güvenlik olayını yerleşim projelerine hizmet edecek şekilde kullandığını ve bunu normalleştirdiğini söyledi. Olaylardaki artışın bu stratejiyi beslediğini belirtti.
Yerleşim projelerinin hızlanmasının iki temel nedeni olduğunu belirten Davud, bunların hükümetin ideolojik yaklaşımı ve seçimler öncesi sağ seçmen tabanını memnun etme çabası olduğunu ifade etti.
Batı Şeria'da, Oslo Anlaşmasına göre 'B Bölgesi' olarak adlandırılan yerlerde dahi yasa dışı yerleşimlerin hızla arttığını vurgulayan Davud, bu durumun İsrail hükümetinin engel tanımadığına işaret ettiğini belirtti.
Bölgedeki yasa dışı yerleşim noktalarının sayısının 20'ye yaklaştığını ve hepsinin 7 Ekim 2023'ten sonra kurulduğunu vurgulayan Davud, İsrailli yerleşimcilerin bu alanları Filistinlilere kapatarak kontrol altına aldığını söyledi. Bu politikanın sahada giderek daha belirgin hale geldiğini belirtti.
Necah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Hasan Eyyub, Tel'deki olayların tehlikesinin sadece saldırıyla sınırlı olmadığını, İsrail'in bu olayları daha keyfi uygulamaları için kullanmasını eleştirdi.
Eyyub, İsrail'in Filistinlilere yönelik mesajının, 'her türlü savunma girişiminin daha fazla toprak gaspı ve kuşatma ile karşılanacağı' yönünde olduğunu belirtti.
Bu politikanın, şiddet ve terör ortamının Filistin topraklarının ele geçirilmesi amacıyla kullanılması olduğunu savunan Eyyub, İsrail hükümetinin toprak işgallerinin arkasında durmaya başladığını ifade etti.
Eyyub, Tel'deki olaylarla ilgili en endişe verici unsurun, bazı İsrailli bakanların, Filistin bölgelerinde zorla yerinden etme operasyonları yapılabileceğini ifade etmeleri olduğunu dile getirdi.
Eyyub, 1967'den beri İsrail yerleşim hareketinin sahada fiili durum oluşturmanın önemli araçlarından biri olduğunu söyledi. İsrail sağının siyasi güç kazanmasıyla bu politikaların daha görünür hale geldiğini belirtti.
Eyyub, 1974 yılında kurulan 'Gush Emunim' hareketinin, yasa dışı yerleşimlerin ve Filistinlilerin yıldırılmasının öncüsü olduğunu ve bu yaklaşımın İsrail siyasetinde merkez bir rol kazandığını vurguladı.
Necah Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Raid Nuayrat, İsrail hükümetinin Batı Şeria'nın Oslo Anlaşmasına göre yapılan idari bölünmesini artık siyasi bir sınırlama olarak görmediğini belirtti.
Nuayrat, İsrail hükümetinin bu sınıflandırmayı aşmayı hedeflediğini ve adımlarının, toprak işgalleri ile yeni fiili durumlar oluşturmak olduğunu söyledi.
Nuayrat, Filistinlilerin yaşam alanlarının daraltılması ve ekonomik imkanlarının yok edilmesinin, İsrailli yerleşimcilerin stratejik hedefleri arasında olduğunu ifade etti.
Nuayrat, Tel beldesi ve diğer bölgelerde yaşananların bu stratejinin bir parçası olduğunu, İsrail hükümetinin yerleşimcilere destek sağlamaktan vazgeçmediğini ve yeni yasa dışı yerleşim birimleri kurarak onları ödüllendirdiğini belirtti.
Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşmasına göre 'A', 'B' ve 'C' bölgelerine ayrılıyor. 'A' bölgesi Filistin yönetiminin, 'B' bölgesi ise sivil yönetimde Filistin'in, güvenlikte İsrail'in kontrolünde bulunuyor. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını kapsayan 'C' bölgesi ise tamamen İsrail'in denetimi altında.




Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol