Bianlik
Son Gelişmeler

Almanya'da Göçmen Çocukların Ailelerine Dönüş Süreçleri Bürokrasiye Takılıyor

Muzaffer Mermer6 dk okuma21
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Almanya'da Gençlik Dairesi davalarını izleyen avukat Fatih Zingal, kurumun çocukları korumak amacıyla kurulduğunu, ancak uzun yargı süreçlerinin çocukların ailelerinden kalıcı olarak ayrılmalarına neden olabileceğini belirtti.

Almanya'da Göçmen Çocukların Ailelerine Dönüş Süreçleri Bürokrasiye Takılıyor

AA muhabirine açıklamalarda bulunan avukat Fatih Zingal, Almanya'daki Gençlik Dairesinin bir devlet kurumu olduğunu ve temel görevinin çocukları korumak olduğunu ifade etti. Yılda yaklaşık 60 bin çocuğun koruma altına alındığını belirten Zingal, bu çocukların önemli bir bölümünün yabancı kökenli ailelerden geldiğini söyledi.

Zingal, koruma sürecinin acil durumlarda Gençlik Dairesinin müdahalesiyle başladığını, ardından velayet sürecinin mahkemede yürütüldüğünü ve davaların kamuoyuna kapalı gerçekleştirildiğini anlattı.

Zingal, avukatlık pratiğinde en sık karşılaştığı sorunun iletişim eksikliği olduğunu belirtti. "18 yaş altındaki çocuklarla ilgili ihmal, şiddet veya farklı tehlikeler olduğunda devlet müdahale ediyor ve en kötü durumda çocuğu koruma altına alıyor. Özellikle Orta Doğu kökenli göçmenlerin sembolik dili, Alman mahkemelerinde yanlış anlaşılabiliyor." dedi.

"Kültürel farklılıklar önemli sorun oluşturuyor"

Kültürel farklılıkların da önemli sorunlara yol açtığını aktaran Zingal, göçmen ailelerin çoğu zaman neden yargılandıklarını anlamadıklarını belirtti. Koruma altına alınan çocukların ailelerine dönmesinin teoride mümkün olduğunu ancak uygulamada çoğunlukla gerçekleşmediğini, bürokratik süreçlerin aylarca sürdüğünü ve bu süreçte çocukların ailelerinden uzaklaştığını açıkladı.

Zingal, koruma altındaki çocukların anne ve babalarıyla görüşmelerinin oldukça sınırlı olduğunu belirtti. Bu görüşmelerin çoğunlukla ayda bir saat ve devlet görevlilerinin gözetiminde yapıldığını ifade etti. "Koruyucu aile çocuğu geri vermek istemiyor" Zingal, koruyucu aile sisteminde de sorunlar bulunduğunu ve yeterli sayıda Müslüman koruyucu aile olmadığı için çocukların farklı ailelere yerleştirildiğini söyledi.

Kalıcı koruyucu aile sürecine geçildikten sonra biyolojik aileye dönüşün daha da zorlaştığını vurgulayan Zingal, "Süreç uzadıkça çocuk anne babasını tanımayabiliyor. Daha sonra 'Çocuk artık ailesine dönmek istemiyor.' denilerek geri dönüş daha da zorlaşıyor. Koruyucu aile çocuğu kendi evladı gibi büyütüyor ve geri vermek istemiyor." dedi.

Zingal, Gençlik Dairelerinin personel eksikliği yaşadığını belirterek asıl sorunun, ailelerle kurulan güven ilişkisinin zayıflığından kaynaklandığını vurguladı.

Koruma altına alınan çocukların ciddi psikolojik travmalar yaşayabileceğine dikkat çeken Zingal, aylar sonra anne ve babasını devlet görevlilerinin gözetiminde gören çocukların büyük baskı altında hissettiklerini ifade etti.

Zingal, ailelerin Gençlik Daireleri ile sorun yaşamaması gerektiğini belirterek "Aileler başlangıçta işbirliği yapıyor ancak verilen sözlerin tutulmadığını düşündükleri için güven tamamen kayboluyor. Bu çocuklar ailelerine geri dönseler bile yaşadıkları süreç nedeniyle ciddi psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorlar." dedi. "Gençlik Dairesi süreçlerinde en büyük sorun, bilgi eksikliği" Almanya’da mahkemelerde çocuk davalarında bilirkişilik yapan Ender Beyhan Bilgin de Gençlik Dairesinin çocuklarla ilgili şikayetlerde hızlı hareket ettiğini ancak göçmen ailelerin sistemin işleyişini yeterince bilmedikleri için çoğu zaman sürecin daha da uzadığını söyledi.

Bilgin, Almanya’da ilkokuldan itibaren okullarda sosyal pedagogların görev yaptığını ve çocukların fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarında kendilerine başvurabileceklerinin anlatıldığını ifade etti.

Bilgin, bu durumun iki farklı tablo ortaya çıkardığını belirterek, "Bir gerçekten şiddet gören çocuklar var, bir de aile baskısından kaçmak isteyen çocuklar. Özellikle kız çocuklarında bunu daha sık görüyoruz." diye konuştu.

Çocuklardan gelen şikayetlerin okul, kreş veya etüt merkezlerindeki görevliler tarafından Gençlik Dairesine bildirilmesinin yasal zorunluluk olduğunu aktaran Bilgin, kurumun ihbar aldığında çoğu zaman önce çocuğu aileden ayırdığını söyledi.

Bilgin, çocuğun alınmasının ardından ailelere genellikle hafta sonu boyunca bilgi verilmediğini ve pazartesi günü kuruma çağrıldıklarını anlattı. Bu süreçte ailelerin çevreden çok farklı tavsiyeler aldığı için öfkeli bir şekilde kuruma gittiklerini ifade etti.

Gençlik Dairesinin ailelere çoğu zaman "Bizimle işbirliği yapın yoksa mahkemeye başvururuz" dediğini aktaran Bilgin, "Vatandaşlar ilk aşamada iş birliği protokolünü imzalasınlar. Çünkü mahkeme devreye girmeden Gençlik Dairesi ikna edilirse çocuk daha hızlı geri dönebiliyor ama imza atılmazsa 24 saat içinde mahkemeden velayet kararı çıkabiliyor." diye konuştu. "Mahkeme süreci çok uzun sürüyor" Bilgin, mahkeme sürecinin çok uzun sürdüğünü vurguladı ve Münih'te velayetin geri alınması için ilk duruşmanın bazen altı ay sonrasına verildiğini belirtti. "Aile haklı olsa bile çocuk bu süre boyunca yurtta kalabiliyor." ifadesini kullandı.

Gerçek şiddet vakaları ile ailesinden kaçmak için yalan söyleyen çocukları ayırmak gerektiğini kaydeden Bilgin, kendi tecrübelerine göre çocukların büyük bölümünün kısa süre sonra eve dönmek istediğini söyledi.

Bilgin, şiddetin tespit edildiği durumlarda doktor raporları alındığını; ailelerin terapi, danışmanlık ve şiddetle mücadele eğitimlerine katılmak zorunda kaldığını ifade etti.

Alman makamlarının bazı kültürel farklılıkları anlamakta zorlandığını belirten Bilgin, özellikle kız çocuklarının arkadaşlarıyla görüşme saatleri gibi konularda ailelerle çatışma yaşayabildiklerini söyledi.

Bilgin, bu nedenle Türkçe ve Türk kültürünü bilen bilirkişilere ihtiyaç olduğunu aktararak YTB desteğiyle Almanya’nın farklı şehirlerinde Türk ve Müslüman kültürünü tanıyan çocuk avukatları ve bilirkişiler yetiştirmeyi hedeflediklerini anlattı.

Meslek hayatında unutamadığı olaylardan birini de anlatan Bilgin, bir çocuğun dedesinin hastanede sünnetle ilgili yaptığı konuşmanın "cinsel taciz" şüphesi olarak yorumlandığını ancak kültürel bağlam açıklanınca büyük bir yanlış anlaşılmanın önüne geçildiğini ifade etti.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Almanya'da Göçmen Çocukların Ailelerine Dönüş Süreçleri Bürokrasiye Takılıyor
Almanya'da Göçmen Çocukların Ailelerine Dönüş Süreçleri Bürokrasiye Takılıyor