Acıbadem Eskişehir Hastanesi bünyesinde Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı görev yapan Dr. İlker Altundağ, meme kanseri tedavisi sonrasında gerçekleştirilen rekonstrüksiyon müdahalelerinin sadece görsel bir iyileştirme sağlamadığını, aynı zamanda hastanın beden bütünlüğünü yeniden tesis etmesi açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Dr. Altundağ, bu bağlamda, "Her birey için geçerli tek bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır" şeklinde konuştu.
Meme kanseri tedavisinin bazı vakalarında, hastanın memenin tamamını alması gerekliliği ortaya çıkabiliyor. Bu kanser tedavisinin ardından yaşanan meme kaybı durumu, sadece fiziksel görünümü etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda hastanın kendi beden algısını ve özgüven düzeyini de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamalarda Dr. İlker Altundağ, meme onarımını yalnızca estetik bir operasyon olarak değerlendirmenin yanlış olduğunu belirtti. Kendisi, "Meme rekonstrüksiyonu yalnızca kozmetik bir işlem değildir. Temel hedef, hastanın beden bütünlüğünü geri kazanmasına destek olmaktır. Öncelik sağlık durumudur, ardından ameliyat sonrasında hastanın kendini daha önce olduğu gibi hissetmesi hedeflenir" şeklinde konuştu.
"Uygulanacak tek bir yöntem herkese uygun değildir"
Dr. Altundağ, meme rekonstrüksiyonunun farklı tekniklerle gerçekleştirilebildiğini detaylandırdı. Bazı hastalar için silikon protezler tercih edilirken, diğer hastalar için kişinin kendi vücudundan elde edilen cilt ve yağ dokuları kullanılmaktadır. Karın, sırt, uyluk veya kalça gibi farklı bölgeler, uygun hastalarda doku kaynağı olarak değerlendirilebilir. Mikrocerrahi gerektiren DIEP gibi ileri tekniklerde ise, karın bölgesinden alınan cilt ve yağ dokusu, damarlarıyla birlikte çıkarılarak mikroskop altında göğüs bölgesindeki uygun damarlara bağlanabilir.
"Hastanın mevcut durumu, uygulanacak yöntemi belirleyen temel faktördür"
Hastaların en sık merak ettiği konuların başında meme onarımının zamanlaması geliyor. Dr. Altundağ, bu sürecin tamamen hastanın mevcut durumuna göre şekillendiğini dile getirdi. Uygun vakalarda, meme onarımı ile birlikte mastektomi ameliyatının aynı anda yapılması mümkünken, bazı özel durumlarda onarımın ertelenmesinin daha uygun olabileceğini aktardı. Altundağ, "Özellikle radyoterapi gibi ek tedavi protokollerinin planlandığı zamanlarda, rekonstrüksiyonun ne zaman yapılacağı ve hangi yöntemin seçileceği titizlikle değerlendirilir. Ancak rekonstrüksiyonun gecikmesi durumunda bile 'artık çok geç' şeklinde bir varsayım doğru değildir. Meme rekonstrüksiyonunun son kullanma tarihi bulunmuyor. Mastektomiden aylar hatta yıllar sonra dahi uygun hastalar için meme rekonstrüksiyonu gerçekleştirilebilir" dedi.
"Amaç sadece yeni bir meme oluşturmak değildir"
Meme onarımı sürecinde, yeni oluşturulan meme ile mevcut diğer meme arasındaki uyumun önemi üzerine konuştu. Dr. Altundağ, meme rekonstrüksiyonunu sadece 'bir memenin yeniden inşa edilmesi' olarak görmenin yetersiz olduğunu belirtti. Yeni oluşturulan memenin, diğer meme ile boyut, şekil ve konum açısından uyumlu olması gerektiğinin altını çizdi. Bu uyumu sağlamak amacıyla, gerekirse karşı memenin küçültülmesi, dikleştirilmesi veya hacim düzenleme gibi prosedürlerin uygulandığını ifade etti.
Rekonstrüksiyonun ilerleyen aşamalarında meme başı ve areolanın da yeniden oluşturulabileceğini belirten Dr. Altundağ, gerekli durumlarda küçük kontur bozukluklarını ve asimetrileri gidermek için yağ enjeksiyonu gibi yöntemlerden faydalanılabildiğini aktardı.
"Onkolojik güvenlik, tüm süreçlerin en üst önceliğidir"
Tedavi sürecinde onkolojik güvenliğin her şeyin üzerinde tutulması gerektiğini vurgulayan Dr. Altundağ, meme rekonstrüksiyonunda en temel ilkenin onkolojik güvenlik olması gerektiğini belirtti. Plastik cerrahi ve meme cerrahisinin işbirliği yapmasının bu nedenle büyük bir önem taşıdığını ifade etti. Genel cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve plastik cerrahın, hastanın tedavi planını ortaklaşa değerlendirmesi, hem kanser tedavisinin hem de rekonstrüksiyonun doğru zamanda ve doğru usulde planlanmasına yardımcı oluyor.
"Her kadının rekonstrüksiyon yaptırma zorunluluğu yoktur"
Meme rekonstrüksiyonunun bir zorunluluk olmadığını hatırlatan Dr. Altundağ, bu işlemin her kadın için doğru veya gerekli bir seçenek olmadığını belirtti. Bazı kadınlar rekonstrüksiyon operasyonunu gerçekleştirmek istemeyebilir veya dış protez kullanmayı tercih edebilir. Önemli olanın, hastanın mevcut tüm seçenekler hakkında tam ve yeterli bilgiye sahip olması ve kendi bedeniyle ilgili kararı bilinçli bir şekilde verebilmesidir. Erken teşhis ve doğru tedavi kadar, tedavi tamamlandıktan sonraki yaşam kalitesinin de kritik bir önem taşıdığını ekledi. Çünkü meme kanseri tedavisi, yalnızca hastalığın kendisini tedavi etmekle sınırlı değildir; aynı zamanda kadının hayatına mümkün olduğunca güçlü ve sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlamayı amaçlar.








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol