Eskişehir'de on yıldır gayrimenkul alanında hizmet veren Atilla Aracı, emlak piyasasında gözlemlenen durgunluğa dikkat çekti. Aracı, mevcut durumla ilgili olarak, "Piyasa o kadar kilitlendi ki, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Piyasanın yeniden açılmasını beklerken ayakta kalmak temel öncelik" şeklinde konuştu.
Son dönemde gayrimenkul sektöründe yaşanan bu durgunluk, emlak sektöründeki profesyonelleri olumsuz etkilemeye devam ediyor. Eskişehir'de gayrimenkul danışmanlığı yapan Atilla Aracı, kariyeri boyunca bu denli sıkışık bir piyasa ile karşılaşmadığını belirtti. İş hacminin geçen yıla kıyasla yüzde 60 ile yüzde 70 arasında bir düşüş yaşadığını ifade eden Aracı, piyasanın tekrar faaliyete geçeceği güne kadar varlığını sürdürme mücadelesi verdiklerini dile getirdi.
"Geçen seneye kıyasla işler yüzde 70 oranında geriledi," şeklinde bir değerlendirme yaptı Aracı.
Piyasadaki mevcut durumu analiz eden Atilla Aracı, "Bu sektörde on yıldır faaliyet gösteriyorum ve hayatımda bu kadar kilitlenmiş bir piyasa görmedim. Durum o kadar sıkışık ki, yol haritamızı belirlemekte zorlanıyoruz. Artık piyasanın yeniden canlanması gerekiyor; insanlar ciddi bir daralma ve bunalma yaşıyor. Bu koşullarda devam ederse küçük ölçekli esnafın ayakta kalması zorlaşıyor. Piyasanın açılması kaçınılmaz olsa da, o açılana kadar devamlılık sağlamak hayati önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl sizinle yaptığımız görüşmelerin temposu farklıydı; yerimizde duramıyorduk, telefonlarımız sürekli meşguldü. Şu an için günlük olarak üç ila dört müşterimiz iletişime geçiyor, bu müşteriler dahi genellikle yalnızca daire fiyatlarını soruyor, ciddi alıcı profili çizmiyorlar. Geçen yıla kıyasla iş hacminde yüzde 60, hatta yüzde 70'e varan bir düşüş yaşanmış olabilir" dedi.
"Altın fiyatlarının düşmesi ve bütçelerin daralması, sözleşmelerin iptaline yol açıyor," diye ekledi.
Satışlardaki tıkanıklığın temel nedenlerine ve yaşanan aksaklıklara değinen Aracı, sorunun ana kaynağının altının değer kaybetmesi olduğunu belirtti. İnsanlar belirli bir bütçe ayırsa bile, kira ödemekten kaçınmak amacıyla kredi çekme eğiliminde bulunuyorlar. Ancak altın değer kaybettiğinde, bireylerin bütçeleri eriyor ve almayı hedefledikleri dairelerin fiyatları bu yeni koşullarda yetersiz kalıyor. Bu yetersizlik nedeniyle yapılan tüm sözleşmeler iptal ediliyor. İptal edilen bu sözleşmelerin, işletme için herhangi bir fayda sağlamadığı, aksine daha fazla olumsuz etki yarattığı vurgulandı.
"Dört yıl kira ödemek yerine, dört yıl boyunca kredi çekerek ev sahibi olma yoluna gidiyorlar," şeklinde bir tespitte bulundu.
Eskişehir'in öğrenci şehri olması nedeniyle kiralık konut piyasasının hareketli kaldığını ve ailelerin ev satın almayı mantıklı bir yatırım stratejisi olarak gördüğünü belirten Aracı, öğrencilerin varlığının sektör için büyük bir avantaj olduğunu ifade etti. Özellikle kiralık dairelerde öğrencilerin sezonluk olarak gelip gitmesi, piyasada sürekli bir hareketlilik sağlıyor. Bu durumun mantıklı bir seçenek olduğunu söyledi. Dört yıl boyunca kira ödemek yerine dört yıl kredi ödemek, sonunda hem konut değeri açısından hem de kira geliri elde etme potansiyeli sunuyor. Bu model sayesinde öğrenciler maliyet etkin bir şekilde eğitimlerini sürdürebiliyorlar.










Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol