Bianlik
Son Gelişmeler

Uzman Gönültaş'tan Okul Saldırılarının Analizi: Saldırgan Davranışları Oyun Karakterlerini Andırıyor

Dr. Derin Özdoğan•9 dk okuma•1
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okul saldırılarını bilimsel bir perspektifle inceleyerek, saldırganların sergilediği davranış kalıplarının şiddet içeren oyun karakterleriyle paralellik gösterdiğini tespit etti.

Uzman Gönültaş'tan Okul Saldırılarının Analizi: Saldırgan Davranışları Oyun Karakterlerini Andırıyor

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okul saldırılarını bilimsel bir çerçevede inceledi. Bu analizde, saldırganların sergilediği davranış biçimlerinin, şiddet temalı oyun karakterleriyle benzerlikler gösterdiğine dikkat çekti.

Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet gibi disiplinlerde önemli araştırmalar yürüten Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okul saldırılarını bilimsel bir gözle değerlendirdi ve saldırganların hareketlerinin şiddet içeren oyun karakterleriyle örtüştüğünü belirtti.

Bu tespitin temel amacı dikkat çekmek olabilir.

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, saldırıların karşı tarafa zarar verme amacı güderek gerçekleştirilebileceği gibi, dikkat çekme amacıyla da işlenebileceğini ifade etti. Kendisi, okullarda yaşanan bu tür şiddet vakalarının gerçekten üzücü olduğunu dile getirdi. Özellikle çocukların eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürüttüğü bu mekanların, bu tür olaylarla karşı karşıya gelmesi, hem çocukları hem de ebeveynleri hem de toplumu ciddi ölçüde üzüp endişelendiriyor. Geçtiğimiz dönemlerde ve şu an yaşanan olaylarda; Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Manisa'daki vakalarda ve yakın zamanda gerçekleşen olaylarda gözlemlenen durum, şiddetin bir araç olarak kullanılması şeklinde kendini gösteriyor. Silah kullanımının ve suçun temelinde şiddetin yer aldığını vurguladı. Şiddetin kullanımında iki temel senaryo mevcut: ya karşı tarafa zarar vermek ya da dikkat çekmek, fark edilmek. Bu iki durumun da okullarda meydana gelen olaylarda gözlemlendiğini söyledi.

Saldırganların davranışlarında şiddet içeren oyun karakterleri ile benzerlikler tespit edildi.

Gönültaş, saldırganların eylemlerini izlediğinde, şiddet içeren oyunlardaki karakterlerle benzerlikler gözlendiğini kaydetti. Manisa'daki bir olaya odaklanarak bu tespiti sundu. Çocuğun okula geliş şekli ve kaçış yöntemi incelendiğinde, elinde silahla hareket etmesi, özellikle şiddet temalı oyunlardaki bazı figürleri anımsatıyordu. Elindeki silahı kavrama şekli ve kaçış stratejisi, piyasada bulunan şiddet içeren oyunlardaki karakterlerin hareketleriyle büyük ölçüde örtüşüyor. Bu durumun, çocukların bu tür içeriklerden şiddet uygulama biçimlerini ve eylemlerindeki davranış kalıplarını öğrendiklerini düşündürdüğünü ifade etti.

Silahların çocukların erişimine kolay olmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Gönültaş, bu konudaki önemli faktörlerden birinin, çocuğun bulunduğu çevrelerde, özellikle de aile ve ev ortamında silaha ulaşımının kolay olması olduğunu vurguladı. Kendisine göre bu durum en tehlikeli senaryolardan biridir. Kahramanmaraş'taki vakada bu durum gözlemlendi. Ebeveynlerin bu konularda çok daha dikkatli davranması gerektiğini belirtti. Bu tür araçların mümkün olduğunca kullanılmaması, kullanım amacına uygun şekilde ve çocukların erişemeyeceği biçimde saklanması gerektiğini ifade etti. Çocuk ve gençlerin bu şekilde motive olmaları durumunda, silaha ulaşmalarının kolaylaşması sürecini hızlandırıyor. Dolayısıyla, silaha kolay erişimin, maalesef eylemin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını kaydetti.

Saldırganların, iyi bildikleri ve çok vakit geçirdikleri yerleri tercih ettikleri belirtildi.

Gönültaş, saldırganların rutin olarak bulunduğu ve iyi bildikleri mekanları tercih etmelerinin kriminolojik açıdan önemli bir husus olduğunu açıkladı. Faillerin, mağdurların ve mekanların genellikle rastlantısal veya tesadüfi olaylar olmadığını belirtti. Failler, rutinlerinin geçtiği, aşina oldukları ve etkileşimde bulundukları yerlerde eylemlerini gerçekleştirmeyi tercih ederler. Bunun nedeni, bu yerlerin kendileri için tanıdık olmasıdır; nasıl ilerleyeceklerini, nasıl kaçacaklarını ve nerede ne yapacaklarını biliyorlardır. Gençlerin gün içinde en çok zaman geçirdiği ve rutinlerinin merkezinde yer alan yerlerden biri okul olduğu için, bu tür olayların okul ortamında gerçekleşme ihtimalinin artabileceğini belirtti. Bu bağlamda, en iyi bildikleri ve aşina oldukları mekan okul olduğundan, bu tür şiddet olaylarının okul ortamında meydana gelme potansiyelinin yükseldiğini ifade etti. Yakın zamanda bu konularla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmış ve okullarda yaşanan şiddet olaylarının nedenleri ve sonuçları ortaya konulmuştu.

Antisosyal kişilik özelliklerinin öne çıktığını tespit etti.

Gönültaş, saldırgan çocukların antisosyal kişilik özelliklerine sahip olmasına dikkat çekti. Özellikle bu tür eylemlere yönelen gençlerde, güçlü tahmin edicilerden biri antisosyal davranışlardır. Bu davranışlar; yıkıcı ve bozucu eylemler sergilemek, akran zorbalığına karışmak, madde kullanımı, ciddi şiddet vakalarına karışmak, otoriteye karşı çıkmak, sık sık yalan söylemek ya da okul kurallarını kabul etmemek gibi özelliklerle ilişkilidir ve risk seviyesini artırır. Bu çocukların okul içindeki kuralları ve disiplini benimsemekte zorlandığını gözlemlediğini belirtti. Okul ortamından kendilerini ayrı hissettiklerinde, öğretmenlerin ve diğer öğrencilerin ne düşündüğü konusundaki hassasiyetleri azalabiliyor. Bu durumda çocuk, 'Böyle bir şey yaparsam yanlış mı yaparım?' gibi içsel ve vicdani sorgulamaları yeterince gerçekleştiremiyor. Ayrıca, aile içinde şiddete tanık olmak da önemli bir etken olarak değerlendirildi.

Akran zorbalığının saldırganlığı tetikleyebileceğini belirtti.

Prof. Dr. Gönültaş, çocuklardaki saldırganlığın birden fazla nedeni olabileceğini vurguladı. Sosyal medya ve dijitalleşme sayesinde çocuklar dijital platformlarda daha fazla zaman geçiriyorlar. Bu mecralarda karşılaştıkları içeriklerde, şiddetin kendisi ve şiddet sonrası mağdurların yaşadıkları yeterince sorgulanmıyor. Ayrıca, şiddeti kolaylaştıran veya şiddet uygulandığında ortaya çıkabilecek vicdani rahatsızlığı yönetmeyi öğreten içeriklere maruz kalmaları bu durumu tetikleyebiliyor. Çocuğun duygusal ve psikososyal gelişimine bakıldığında, empati yeteneğinin gelişmemiş olması, empati eksikliği ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanamaması da önemli faktörler arasında yer alıyor. Geçmişte yaşadıkları problemlerin bulunma ihtimali de mevcut. Bu tür vakalara yönelen çocukların, geçmişte kendilerinin de çeşitli şekillerde mağdur olduklarını, özellikle aile içinde veya başka ortamlarda kötü muamele gördüklerini tespit etti. Okullardaki akran zorbalığı sorununun bu bağlamda kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Hem akran zorbalığı yapan bireylere yönelik müdahaleler yapılmalı hem de mağdur olan çocuklar desteklenmelidir. Silahlı şiddet olaylarına karışan çocukların, eyleme geçmeden önce ailelerine ve çevrelerine karşı tehdit mesajları ilettiği de gözlemlendi. Bu tehdit mesajları sosyal medya üzerinden çeşitli yollarla yapılabiliyor. Okullarda uygulanan güvenlik önlemlerinin faydalı olduğu ve özellikle akut vakaları önlemede önemli bir rol oynadığı belirtildi. Ancak bu tür olayları gerçekleştiren çocukların, bu aşamaya gelmeden önce belirli sinyalleri verdiğini ifade etti. Bu sinyalleri fark edip müdahale edebilecek, daha önleyici, psikososyal, koruyucu ve destekleyici mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Okullarda güvenliğin artırılması için belirli tedbirler önerdi.

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, okullarda güvenlik seviyesinin yükseltilmesi konusunda çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Okulların temel görevlerinin eğitim ve öğretim faaliyetlerine odaklanması gerektiğini belirtti. Ancak, bir havalimanında ulaşım, kargo, hizmet ve yeme içme gibi farklı faaliyet alanlarında çalışan profesyoneller bir arada bulunuyorsa, okulların da benzer bir yapıya sahip olması gerektiği görüşünü savundu. Okul ortamında özellikle risk taşıyan öğrencileri tespit edip onları koruma altına almak, onların davranışlarının daha ciddi tehlikeli durumlara dönüşmesini engellemek, psikososyal odaklı yaklaşımlar geliştirmek ve birebir rehberlik hizmetleri sunmak gerektiğini söyledi. Çocukları yakından takip etmek ve ebeveynlerle iş birliği içinde çalışmak zorunludur. Ayrıca, çocukların sosyal etkileşimini artıracak yeni ekip ve mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu ekledi. Yurt dışı çalışmalarında, okullar içinde anonim ihbar sistemlerinin oluşturulduğunu gözlemlediğini aktardı. Bir öğrenci, başka bir öğrencinin benzer eğilimler sergilediğini fark ettiğinde, bu durumu duyduğunda veya sosyal medyada gördüğünde, ismini ifşa etmeden durumu bildirebiliyor. Bu tür ihbarlara sadece güvenlikçi bir yaklaşımla değil, psikososyal açıdan yaklaşılması ve olayın önlenmesine yönelik çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Çocuklar böyle bir durum fark ettiklerinde, kendilerini riske atmadan, 'Şöyle bir durum var, şu öğrenci bu şekilde davranıyor' diyebilecekleri ve ardından hızlıca müdahale edilebilecek yeni bir iş birliği ve ekip çalışması modeline ihtiyaç olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, dizi ve filmlerin suçu normalleştirdiğine dikkat çekti.

Gönültaş, özellikle mahrem konuların ve şiddet içeren temaların bazı yayınlarda veya sinema filmlerinde bu denli rahat konuşulmasının, çocukların bu içerikleri normal bir durum olarak algılamasına neden olabildiğini ifade etti. Bu durumun, şiddetin genel kabulünü kolaylaştırdığını savundu. Suçun iki temel evresi mevcuttur: birincisi, suçun öğrenilmesi ve bu suçun normalleştirilmesi. Dijitalleşme ve dijital platformların bu süreci maalesef kolaylaştırdığını belirtti. Bundan daha kritik olan husus, işlenen suçun ve şiddetin ardından ortaya çıkması gereken vicdani rahatsızlığın üstesinden gelmeyi öğrenmek. Bu nedenle, çocukların şiddeti normalleştirmesini engellemek amacıyla, empati yeteneklerini ve sosyalizasyonlarını güçlendirecek, riskli davranışları erken aşamada fark edebilecek ve aile ile birlikte müdahale edebilecek mekanizmaların oluşturulması gerektiğini belirtti.

Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, geçen yıl TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'na görüşlerini aktarmıştı.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Uzman Gönültaş'tan Okul Saldırılarının Analizi: Saldırgan Davranışları Oyun Karakterlerini Andırıyor