Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, güncel yaşam maliyetleri karşısında vatandaşların karşılaştığı zorlukların farkında olduklarını ifade etti. Destici, enflasyonla mücadele sürecinin, üretimin artırılması, ekonomik verimliliğin güçlendirilmesi ve gelir dağılımının dengelenmesi gibi unsurlarla paralel ilerlemesi gerektiğini savundu.
BBP’nin Genel İstişare Toplantısı ve Siyasi Vizyon Belgesi, Mustafa Destici’nin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Neşet Ertaş Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyal gündemindeki mevcut gelişmeler detaylı bir şekilde değerlendirildi. Toplantının ardından parti, önümüzdeki dönem için stratejik yaklaşımlarını ve hedeflerini özetleyen Siyasi Vizyon Belgesini kamuoyuyla paylaştı.
Belge, Türkiye'nin hem iç hem de dış politikadaki temel önceliklerini, ekonomik dinamikleri, terörle mücadele stratejilerini, toplumsal birlik ve beraberlik çabalarını, devlet-millet ilişkilerini ve ülkenin bölgesel ve küresel konumunu değerlendirdi. Destici, bu açıklamalarında üretimden ekonomiye, iç siyasetten dış siyasete kadar geniş bir yelpazede konulara değindi. Emekliler ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Destici, partinin iktidara gelmesi durumunda yönetim kurulu ile birlikte bu zorlukların üstesinden gelebilecek kapasitede olduklarını dile getirdi. Terörsüz bir Türkiye hedefi bağlamında konuşan Destici, terör örgütü PKK’nın silahlarını tamamen bırakmadan kalıcı bir barışın sağlanmasının mümkün olmayacağını ifade etti.
"BBP, Türkiye’yi yönetmeye hazır ve taliptir" şeklinde bir değerlendirme yaptı Destici.
BBP lideri Mustafa Destici, partinin iktidar konumunda Türkiye'yi yönetme yeteneğine sahip olduğunu belirtti. Destici, milletin vereceği yetkiyi taşıyacak ciddiyetle hareket edeceklerini ve bu sorumluluğu üstleneceklerini vurguladı. Bu inancın temelinde, ülkenin insanının, mevcut imkanlarının ve ortak başarı potansiyellerinin olduğuna inanıldığını dile getirdi. Türkiye’nin geleceğinde üstlenecekleri sorumlulukları şimdiden düşünerek çalışacaklarını ifade eden Destici, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama döneminin başlangıcını tebrik etti ve yeni dönemin ülkeye faydalı olmasını diledi. Milletin Meclisten beklentilerinin net olduğunu belirten Destici, vatandaşların evlerindeki geçim sıkıntısının hissedilmesi, adalet arayışlarının karşılık bulması ve geleceğin güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Önümüzdeki bütçe görüşmeleri sırasında bu beklentilerin ölçüt olarak kullanılacağını ekledi. Kamu kaynaklarının milletin emaneti olduğunu belirterek, her harcamanın ve her önceliğin vatandaşın hayatında somut bir karşılığı olması gerektiğini vurguladı. Emeklilerin pazar çantalarına, çocukların eğitimine ve üreticilerin işlerine yansımayan bir başarı hikayesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Ülke için doğru işlerin yanında olacaklarını, yanlışları açıkça dile getireceklerini ve çözüm yollarını sunacaklarını ifade etti. Milli meselelerde sorumluluk almanın, vatandaşların sıkıntılarını daha büyük bir kararlılıkla dile getirmeyi zorunlu kıldığını ekledi. Bayrağın altında yaşayan her bireyin, bu ülkenin kendisine adaletle yaklaştığını hissetmesi gerektiğini dile getirdi.
"Biz Türkiye’nin meselelerini bütünlük içinde ele alıyoruz" şeklinde bir açıklama yaptı.
İktidar sorumluluğunu üstlenmeleri halinde ilk önceliklerinin aile yapısını güçlendirmek olacağını belirten Destici, sorunların kökenine inerek yaklaşacaklarını açıkladı. Okulda başlayan eksikliklerin fabrikalarda kendini gösterdiğini, tarladaki kayıpların sofralara yansıdığını ve bu durumun geçim sıkıntısı nedeniyle aile kurmayı zorlaştırdığını aktardı. Destici, Türkiye'nin meselelerini bütüncül bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirtti. Devletin bu süreçteki görevini netleştirdi: vatandaşın haklarını korumak, ulusal üretme gücünü artırmak ve ülkenin bağımsızlığını güvence altına almak. Devlet anlayışında makamın vatandaşa üstünlük kurma alanı bulunamayacağını ifade etti. Devlet kapısına gelen bir bireyin kendisini bir yük olarak görmemesi, bir işi yaptırmak için tanıdık arama zorunluluğu hissetmemesi gerektiğini belirtti. İlk odak noktalarının aile ve nesillerin devamı olduğunu belirten Destici, bir ülkenin geleceğinin çocuklarının sesinde ortaya çıktığını ifade etti. Gençlerin aile kurma arzusu ile geçim ve barınma kaygılarının bir arada bulunmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Evlat sahibi olmak isteyen ebeveynlerin yalnız hissetmediği bir düzen kurulması gerektiğini belirterek, yönetim sorumluluğunu üstlendiklerinde evlilik desteklerini artıracaklarını, üniversite öğrencisi evli çiftlere burs ve barınma olanaklarını geliştireceklerini ve ücretsiz, nitelikli kreş hizmetlerini yaygınlaştıracaklarını açıkladı. Çalışma hayatı da bu çerçevede ele alınacak; annelerin yükünü hafifletecek ve çocuk bakımını güvence altına alacak düzenlemeler yapılacağını ifade etti. Aileye verilen desteğin sağlık hizmetlerinde de hissedilmesi gerektiğini, anne ve bebeğin sağlığını merkeze alan, anne adaylarının doğru bilgilendirildiği ve ihtiyaç duydukları hizmetlere güvenle ulaşabildiği bir yaklaşımı benimsediklerini söyledi.
"Ekonomide temel ölçütümüz, milletimizin üretme gücünü ve refahını birlikte yükseltmektir" şeklinde konuştu.
<Türkiye’nin temel sorununu ekonomide konumlandıran Destici, bu sorunun çözümü için çeşitli projeler geliştireceklerini aktardı. Destici, ekonomik başarının ana ölçütünün, milletin üretim kapasitesini ve refah seviyesini birlikte artırmak olduğunu belirtti. Türkiye'nin kendi teknolojisini geliştirmesi, kendi markalarını büyütmesi ve girişimcilerin dünya pazarlarında daha güçlü bir konum edinmesi gerektiğini vurguladı. Devletin stratejik sektörlerde öncü rol üstlenmesi, özel sektörün faaliyet alanlarına açılması ve küçük üreticilerin ayakta kalabilmesi prensibine dayalı bir kalkınma modelini savundu. Türkiye’nin savunma sanayisinde edindiği yeteneklerin diğer sektörlere transfer edileceğini belirtti. Elektronik, enerji ekipmanları, tarım makineleri ve yüksek teknoloji alanlarında daha güçlü bir üretim yapısına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Kamu yatırımları, araştırmalar ve sanayi faaliyetlerini bu hedefin etrafında bir araya getireceklerini söyledi. Türkiye’nin üretebilme gücüne güvenildiğini dile getiren Destici, görevlerinin bu gücün önündeki engelleri ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. Esnafın bu yapının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Destici, mahalle dükkanlarının kapanmasının yalnızca bir ailenin gelirini değil, aynı zamanda mahallenin dayanışmasını da zayıflattığını ifade etti. Küçük işletmelerin finansman ve pazara erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların oluşturulacağını sözlerine ekledi. Esnafın dijital ticarette rekabet edebilmesi için gerekli desteğin sağlanacağını belirten Destici, dış ticarette de üreticinin haklarının korunacağını vurguladı. Yerli işletmelerin haksız rekabet karşısında yalnız bırakılamayacağını belirterek, ihracatta markalaşma, teknoloji geliştirme ve yeni pazarlara erişim konularında destek sağlanacağını söyledi. Küçük işletmelerin ortak lojistik ve satış imkanlarından faydalanacak modellerin geliştirileceğini değerlendirdi.
<"Hayat pahalılığı karşısında vatandaşımızın yaşadığı sıkıntının farkındayız" şeklinde bir kez daha ifade etti.
Emekliler ve asgari ücretlilerin karşılaştığı hayat pahalılığı sorununu çözme arzusunun, iktidara gelme motivasyonlarından biri olduğunu Destici dile getirdi. Destici, enflasyonla mücadele, üretimin artırılması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi sürecinin birlikte yürütülmesi gerektiğini tekrar vurguladı. Dar gelirli ailelerin bu mücadeleden ezilmemesi gerektiğini belirten Destici, milli ekonominin başarısının doğrudan milletin sofrasında görüleceğini ifade etti. Büyümenin getirdiği kazancın işçilerin ücretlerinde, çiftçilerin gelirlerinde ve emeklilerin huzurunda görülmesini amaçladıklarını söyledi. Milletin emeğiyle ortaya çıkan zenginliğin, toplumun genel yaşam standartlarını yükselteceğini belirtti. Emekli vatandaşların geçim meselelerinin de bu anlayışla ele alınacağını ifade etti. Ömrünü çalışarak geçirmiş bireylerin, temel ihtiyaçları için çocuklarına yük olmaması gerektiğini savundu. Emekli maaşlarının, bireyin onuruna yakışır bir yaşam standardını karşılaması gerektiğini ifade etti. Ücretli çalışanlar, emekliler ve küçük esnaflar için yeni yüklerin ilk hedefi haline gelen kolaycı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini dile getirdi. Vergi adaleti sağlanmalı ve kamu kaynaklarının israfına karşı kararlılıkla mücadele edilmelidir. Milletin fedakârlık yaparken kamu kaynaklarını kullananların da aynı düzeyde sorumluluk almasını beklediklerini ifade etti.
<"Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin taşıdığı emaneti her koşulda koruyacağız" şeklinde bir taahhütte bulundu.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin görüşlerini sürdüren Destici, konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:
"Vizyonumuzun güvenlik alanındaki temel amacı, terörün tüm biçimleriyle ortadan kalkmış bir Türkiye inşa etmektir. Evlatlarımızın yaşamına yönelik bu tehdidin sonlandırılmasını talep ediyoruz. Şehit ailelerinin ve gazilerin taşıdığı emaneti, her şart altında koruyacağımızı kesin olarak ifade ediyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak için mevcut durumu bugün bir kez daha net bir şekilde ortaya koyuyorum. PKK terör örgütü, silahlarını tamamen bırakmalı; yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm uzantılarıyla birlikte kendisini feshetmeli ve devletin hukuki çerçevesine tabi olmalıdır. Silah bırakma ve örgütün feshi gerçekleşmeden herhangi bir af veya buna bağlı anayasal veya yasal düzenlemeler gündeme getirilmemelidir. Türk milletinin ifadesinden, Türkçeden, üniter devlet yapısından ve milli egemenlikten hiçbir taviz verilmeyeceğini kesinlikle kabul etmiyoruz. Terörün sona ermesi, milletimizin ortak geleceğini ve devletin bütünlüğünü güçlendirecektir. Bu nihai hedefe ulaşmak için vizyon belgemizde kapsamlı bir strateji oluşturduk. Güvenlik ve istihbarat kapasitemizi artırmalı; terör örgütünün finansman kaynaklarına, silah ve insan gücüne erişimi kesilmelidir. Sınır ötesindeki yapılanmalara karşı diplomasi ve uluslararası işbirliği kararlılıkla yürütülmelidir. Terörle mücadelede kalıcı başarı sağlamak adına adaleti, eğitimi, istihdamı ve bölgesel kalkınmayı güçlendirmemiz gerekiyor. Terörün istismar ettiği alanları daraltacak ve vatandaşın devletine olan güvenini mutlaka artıracağız. Devlet, bu mücadelede somut delillere dayanarak hareket edecek, hukuka bağlı kalacak ve etkili bir yargı denetimi uygulayacaktır. Kürt kardeşlerimiz bu vatanın asli sahipleridir; hiçbir terör örgütü onların iradesine müdahale edemez ve PKK, Kürtlerin temsilcisi değildir."









Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol