Bianlik
Son Gelişmeler

Bakan Ersoy: Kültürel Mirasın Asıl Hedefi Topraklarından Kopmamasını Sağlamak

Muzaffer Mermer•8 dk okuma•1
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!

Kültürel mirasın korunmasında teknolojinin rolü, Manisa'da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sardes Antik Kenti sahasında Havadan İzleme ve Güvenlik Merkezi’nin açılış törenini yönetti.

Bakan Ersoy, Sardes Antik Kenti ile Bintepe Lidya Tümülüsleri bölgesini kapsayan bu yeni izleme ve güvenlik sisteminin devreye girdiğini duyurdu. Bu sistem, yaklaşık 75 kilometrekarelik geniş bir alanı ve 120’den fazla anıt mezarı barındıran Bintepeler’i kapsıyor.

Bu alanlar, uzun menzilli ve gece görüş yeteneğine sahip yüksek kapasiteli insansız hava araçları (drone’lar) aracılığıyla havadan izlenebiliyor. Ersoy, kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele stratejilerinin üç ana sütun üzerine inşa edildiğini belirtti: 'önleme, uluslararası iş birliği ve iade'.

Bakan Ersoy, bu çerçevede, 2002 yılından bu yana Türkiye’ye 13 bin 474 kültür varlığının ulaştığını ve bu sayı içinde 9 bin 159’unun son sekiz yıl içinde ülkeye kazandırıldığını ifade etti.

Açılış sırasında yaptığı konuşmada, yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarının geri getirilmesinin önemli bir başarı olduğunu vurguladı. Ancak Ersoy, asıl hedefin, eserlerin ait oldukları coğrafyalardan asla ayrılmamasını temin etmek olduğunu net bir şekilde dile getirdi.

"Yıllar süren zorlu bir mücadele sonucunda bir kültür varlığını geri getirmek büyük bir başarıdır. Ancak bizim temel amacımız, o eserin ait olduğu topraklarla olan bağının kopmamasını sağlamaktır," dedi.

75 kilometrekarelik bu coğrafyanın tamamı, artık havadan sürekli olarak izleme altında bulunuyor.

Bakan Ersoy, Lidya Kralı Alyattes’in anıt mezarlarının yer aldığı Bintepeler’in toplamda yaklaşık 75 kilometrekarelik bir alana yayıldığını ve bu alanda 120’den fazla anıt mezarı bulunduğunu detaylandırdı.

Ersoy, Sardes Antik Kenti ile Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin 2025 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesi kararının, bu mirasın uluslararası düzeydeki evrensel değerini resmen tescillediğini belirtti.

Geçmişte bazı tümülüslerin kaçak kazılar nedeniyle ağır iş makineleriyle tahrip edildiği geçmiş olaylarını hatırlattı. Bu nedenle, böylesine geniş bir coğrafyada tehdidin mümkün olan en erken aşamada fark edilmesi, caydırılması ve önlenmesi gerektiğini savundu.

Yüksek kapasiteli insansız hava araçları, gece gündüz demeden sürekli takip görevi üstleniyor.

Bakan Ersoy, Bintepeler’e hakim konumda bulunan Karnıyarık Tepe yakınında yer alan eski bir kazı evinin yeniden yapılarak modern bir Havadan İzleme ve Güvenlik Merkezi’ne dönüştürüldüğünü açıkladı.

Merkezin operasyonel kapasitesi, uzun menzilli ve gece görüş özellikli iki insansız hava aracı sistemi ile donatıldı. Ayrıca kapsama alanını güçlendirmek amacıyla üç farklı anten sistemi devreye alındı ve merkezi izleme sistemleri, büyük ekranlar ile çevre güvenlik kameraları aktif hale getirildi.

Ersoy, merkezde vardiyalı olarak görev yapacak güvenlik personelinin İHA pilotluğu eğitimlerini tamamladığını ve gerekli tüm sertifikasyon süreçlerini başarıyla geçtiğini bildirdi. Havadan izleme sırasında şüpheli bir hareket ya da kaçak kazı girişimi tespit edildiğinde, bu bilgi derhal Jandarma birimlerine aktarılıyor ve müdahale çalışmaları başlatılıyor.

Ersoy, bu sistemin temel amacını açıklarken, "Teknolojiyi, kaçak kazı girişimlerini mümkün olan en erken aşamada tespit etmek, caydırmak ve engellemek için kullanıyoruz," ifadelerini kullandı.

Pilot uygulamalarla elde edilecek verilerin, gelecekteki koruma politikalarının şekillendirilmesinde ve ihtiyaç duyulan ek tedbirlerin geliştirilmesinde kullanılacağını belirtti.

Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadeledeki yaklaşım, üç temel yapı taşı üzerine inşa edildi.

Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu mücadeledeki stratejisini şu şekilde özetledi: "Biz, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede yaklaşımımızı Önleme, Uluslararası İş birliği ve İade olmak üzere üç temel yapı taşı üzerine kuruyoruz."

Bintepeler’de hayata geçirilen bu sistemin, bu üçlü yapının ilk adımı olan önleyici korumanın güçlü ve somut bir örneği olduğunu vurguladı. Ersoy, 75 kilometrekarelik alanı ve yüzü aşkın tümülüsü yalnızca geleneksel yöntemlerle sürekli gözetim altında tutmanın pratik olmadığını belirterek, teknolojinin kültürel mirasın korunmasına hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

ABD ile yapılan mutabakat, kültür varlıklarına yönelik ithalat kısıtlamalarını düzenleyen Mutabakat Zaptı'nın beş yıl daha uzatıldı.

Mücadelenin ikinci ayağı olan uluslararası iş birliği kapsamında, UNESCO, INTERPOL, Dünya Gümrük Örgütü ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi gibi uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği içinde çalışıldığını belirtti.

Ersoy, ABD ile 2021 yılında imzalanan ve kültürel eserlerin ithalatını kısıtlayan Mutabakat Zaptı’nın, 2026 yılında yeni bir beş yıllık dönem için uzatıldığını duyurdu.

Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi HSI’nın yürüttüğü soruşturmalar ve adli süreçlerin, kültür varlıklarının Türkiye’ye geri dönüşü için önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi.

2002 yılından bu yana toplam 13 bin 474 kültür varlığının Türkiye’ye döndüğünü kaydetti.

Bu geri dönüşler arasında, 9 bin 159 kültür varlığının yalnızca son sekiz yıl içinde ülkeye kazandırıldığını açıkladı.

Boubon Antik Kenti’nden çıkarılan ve Marcus Aurelius heykelini de içeren bronz imparator heykellerinin, uzun süren araştırmalar ve uluslararası ortaklıklar sayesinde Anadolu’ya geri döndüğünü ifade etti.

İngiltere’den getirilen Eros başının Sidamara Lahdi ile yeniden bir araya getirildiğini, ABD’den iadesi sağlanan Zeugma mozaik panosunun ise aynı kompozisyona ait olan on iki parçayla birleştiğini aktardı.

ABD ve Danimarka’dan gelen Düver kökenli mimari levhaların, İsviçre’den Urartu dönemine ait bronz eserlerin, Yunanistan’dan Anadolu kökenli sikkelerin, Hollanda’dan Şile Bozgoca Camii kitabesinin ve İngiltere ile İspanya’dan İznik çinilerinin de Türkiye’ye kazandırıldığını sıraladı.

Manisa'ya ait eserlerin de topraklarına geri döndüğünü ekledi.

Manisa'dan yasa dışı yollarla çıkarılan yaklaşık 2 bin 700 yıllık altın kolyenin Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nden, Lidya Dönemi’ne ait bronz bir klinenin ise bilimsel incelemelerin ardından Getty Müzesi’nden geri getirildiğini bildirdi.

Manisa Müzesi’nde açılan ‘Kaçış Yok’ sergisinin, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadeledeki farklı dönemlerden örnekleri tek bir platformda birleştirdiğini söyledi.

ABD’de satışa çıkarıldığı tespit edilen, Manisa kökenli on Lidya mezar ve adak stelinin, Bakanlığın uzun süren takibi, FBI ve Vaşington Emniyet Müşavirliği arasındaki işbirliği sayesinde 2014 yılında Türkiye’ye ulaştığını belirtti.

"Bintepeler'i bundan sonra gökyüzünden de koruyacağız," diyerek sözlerini tamamladı.

Teknolojinin tek başına yeterli olmadığını belirten Ersoy, Bintepeler’in korunmasında Manisalıların sahiplenmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi. Ersoy, Bintepeler’de uygulanan bu modelin, geniş coğrafyalara yayılan diğer arkeolojik alanların korunması için de değerli bir deneyim sağlayacağını ifade etti.

Projenin hayata geçirilmesinde Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Manisa Valiliği, Jandarma teşkilatı, yerel yönetimler ve Sardis Kazı Başkanı Prof. Nicholas Cahill ile Sardis Kazı Ekibine teşekkürlerini sundu. Ersoy, konuşmasını, "Binlerce yıldır bu coğrafyanın hafızasını taşıyan Bintepeler’i, bundan sonra gökyüzünden de koruyacağız" sözleriyle sonlandırdı.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Bakan Ersoy: Kültürel Mirasın Asıl Hedefi Topraklarından Kopmamasını Sağlamak