Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik dayanışmanın tarihi bir seviyeye ulaştığını bildirdi. Bayraktar, ikili ticaret hacminin şu anda 50 milyar doları aştığını ve her iki ülkenin 60 milyar dolarlık ortak hedefi doğrultusunda sağlam bir seyir izlediğini vurguladı.
Bakan Bayraktar, Türkiye-Kuzey Ren Vestfalya İş Forumu’na katılım sağladı. Bu etkinlikte, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik bağlar, küresel enerji krizleri bağlamında değerlendirildi ve iki ülkenin enerji sektöründeki stratejik iş birliklerinin potansiyeli ele alındı. Bayraktar, Almanya’nın Avrupa’daki temel ticaret ortağı konumunu sürdürdüğünü belirterek, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bu iş ilişkilerinin merkezinde yer aldığını ifade etti.
Kuzey Ren-Vestfalya ile yapılan ticaret hacminin 11 milyar avronun üzerine çıktığını bildiren Bayraktar, bu gelişmeyi paylaştı. Almanya ile yürütülen ticari faaliyetlere değinen bakan, sadece Kuzey Ren-Vestfalya ile olan ikili ticaretin 11 milyar avroyu geçtiğini belirtti. Bu ticaretin ekonomik etkisine dikkat çeken Bayraktar, bugün bin üç yüzün üzerinde Türk şirketinin Kuzey Ren-Vestfalya bölgesinde faaliyet gösterdiğini ve bu faaliyetlerin ticaret, yatırım ve istihdama önemli katkılar sağladığını aktardı. İki ülke arasındaki ilişkilerin sürekli bir büyüme eğiliminde olduğunu ekledi.
Enerji krizlerinin, kaynakların çeşitliliğinin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne serdiğini kaydeden Bayraktar, bu durumu analiz etti. Küresel konjonktürün beraberinde getirdiği zorluklara işaret ederek, son dönemdeki jeopolitik gerilimler, piyasalardaki sürekli dalgalanmalar ve geleneksel ticaret rotaları üzerindeki kırılganlıkların artması temel bir gerçeklik teşkil etti. Bayraktar, enerji güvenliği ile kaynak çeşitliliğinin endüstriyel rekabet gücü açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi. Bu durumu, özellikle Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında net olarak gördüklerini dile getirdi. Enerji maliyetlerindeki ani yükselişin, keskin enflasyonist baskılara yol açtığını ve enerji yoğun imalat sektörünü ciddi şekilde zor durumda bıraktığını ifade etti.
Türkiye’nin nihai vizyonunun tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir ülke olması gerektiğini belirten Bayraktar, bu hedefin önemini vurguladı. Hükümetin ulusal enerji politikasını inşa ederken üç temel sütun üzerine inşa edildiğini açıkladı. Bu temel direkler şunlardır: Birincisi, enerji arzının kesintisiz olarak güvence altına alınması; ikincisi, enerji ithalatına olan bağımlılığın tamamen ortadan kaldırılması; ve üçüncüsü, 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda ilerlemeye devam etmek. Bayraktar, bu stratejik çerçevenin ana amacının tam enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye oluşturmak olduğunu netleştirdi.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu gücünün yüzde 63’ü aştığını belirten Bakan Bayraktar, mevcut durumu detaylandırdı. Türkiye’nin elektrik tüketimi sıralamasında Avrupa kıtasında Almanya ve Fransa'dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Bu yüksek ve artan talep seviyesine rağmen, yenilenebilir enerji kaynakları şu anda 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücün yüzde 63’inden fazlasını oluşturmaktadır. Daha somut bir veri sunarak, yalnızca 2025 yılı içinde rüzgar ve güneş enerjisi kaynaklarından üretilen elektriğin, ülkenin tüm endüstriyel tüketiminin yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya yeteceğini belirtti.
Türkiye’nin enerji arzını güvence altına alma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bayraktar, TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları gibi stratejik projeleri örnek gösterdi. Bu enerji koridorlarının sadece iç talebi karşılamadığını, aynı zamanda yeni güzergahlar ve kaynaklar açarak Avrupa’nın genel arz güvenliğini aktif olarak güçlendirdiğini aktardı. Bu derin tecrübeye dayanarak ve Alman iş ortaklarıyla iş birliği içinde; doğal gaz ve yeşil hidrojen gibi kaynaklardan modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projelerin hayata geçirilebileceğini ifade etti.
Temiz enerji geçişi sürecinde küresel ölçekte çok büyük bir finansman açığı bulunduğuna dikkat çeken Bayraktar, uluslararası kurumların ve yatırımcıların cesur adımlar atması gerektiğini savundu. Bu bağlamda, Almanya’nın finansal gücünün, sermaye desteği sağlama ve ortak girişimlerde risk paylaşımı yapma konusunda belirleyici bir rol oynayabileceğini kaydetti. Bayraktar, Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkanlarıyla birleştirerek, iddialı geçiş hedeflerinin finansmanının sağlanabileceğini ve bu projelerin somut varlıklara dönüştürülebileceğini öne sürdü.
Türkiye’nin iklim ve enerji vizyonunda daha iddialı hedefler belirlediğini belirten Bayraktar, geleceğe yönelik hedeflerinin yükseltildiğini ifade etti. Türkiye’nin bu yılın ilerleyen aylarında Antalya’da gerçekleşecek olan COP31 konferansına ev sahipliği yapmasıyla birlikte, küresel topluma yönelik yenilenebilir enerji, şebeke yatırımı ve iklim konularında daha kapsamlı ve uzun vadeli hedefler açıklanacağını duyurdu. Bayraktar, enerji, lojistik ve inovasyon alanlarında imzalanan ticari anlaşmaların, sahada yatırım ve işbirliği yapma yönündeki güçlü niyeti şimdiden gösterdiğini ekledi.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol