Bianlik
Son Gelişmeler

Obezite Tedavisinde Kilo Kaybı Kadar Kas Kütlesinin Korunması da Kritik Öneme Sahip

Şahnur Erbulak5 dk okuma12
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran, obezite müdahalesinde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yetersiz olduğunu vurguladı. Başaran, hedefin sağlıklı metabolizma, korunmuş kas kütlesi ve uzun vadede sürdürülebilir bir yaşam biçimi olması gerektiğini belirtti.

Obezite Tedavisinde Kilo Kaybı Kadar Kas Kütlesinin Korunması da Kritik Öneme Sahip

Obezite tedavisi sürecinde sadece kilo kaybına odaklanmak yerine, kaybedilen kilonun korunması ve kas kütlesinin desteklenmesi gerektiği görüşü, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran tarafından dile getirildi. Dr. Başaran, bu bağlamda, nihai hedefin yalnızca tartıda görülen düşük bir rakamdan ibaret olmadığını, daha sağlıklı bir metabolizma, sağlam kalmış kas kütlesi ve sürekli uygulanabilir bir yaşam tarzı oluşturmak olduğunu ifade etti.

Liv Hospital Ankara bünyesinde İç Hastalıkları Uzmanı görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran, obezitenin sadece vücut ağırlığı üzerinden değerlendirilebilecek bir durum olmadığını belirtti. Dr. Başaran, obezitenin genetik yatkınlıklar, hormonal dengesizlikler, metabolik faktörler, çevresel koşullar ve davranışsal alışkanlıkların bir arada etkileşime girdiği karmaşık, kronik bir hastalık olduğunu aktardı. Modern obezite yönetiminde temel amaç, kısa vadeli kilo kaybının ötesine geçerek, uzun vadede genel sağlığın iyileştirilmesi ve elde edilen ağırlığın kalıcı bir şekilde muhafaza edilmesidir.

"Başarı, sadece ideal kiloya ulaşmakla ölçülemez," dedi Dr. Öğr. Üyesi Başaran.

Obezite yönetiminde herkes için aynı kilo verme hedefini belirlemenin mümkün olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Başaran, başlangıç kilosunun yaklaşık yüzde beşinin kaybedilmesinin bile kan şekeri seviyeleri, kan basıncı, trigliserid değerleri ve genel metabolik sağlık durumu açısından önemli faydalar sağlayabileceğini belirtti. Onun vurgusu, bireyin yalnızca 'Ne kadar kilo verdim?' sorusuna cevap bulmak yerine, bu kilo değişimlerinin kendi sağlık durumunda hangi pozitif etkileri yarattığına odaklanması gerektiği yönündeydi.

"İlaç tedavisi, sürecin tamamını kapsayan tek çözüm değil, bu kapsamda kullanılan destekleyici bir araçtır," diye ekledi.

Son dönemde obezite tedavisinde yeni nesil ilaçların kullanıldığına dair gözlemleri olan Dr. Öğr. Üyesi Başaran, GLP-1 ve GIP/GLP-1 kombinasyonlu tedavilerin, iştahı kontrol altına almada, tokluk sinyallerini güçlendirmede ve enerji alımını azaltmada rol oynayabileceğini aktardı. Bu ilaçların yanı sıra metabolik parametrelerin iyileştirilmesine de katkı sağladığını söyledi. Ancak, ilaçların tedavinin tek bileşeni olmadığını, her birey için uygun olmayabileceğini vurguladı. Tedavinin mutlaka kişinin mevcut sağlık sorunları, kullandığı diğer ilaçlar ve klinik özelliklerinin detaylı bir değerlendirmesi sonucunda bir hekim tarafından planlanması gerektiğini belirtti.

"Kilo verirken kas dokusuna özel bir dikkat göstermek elzemdir," diye uyardı.

Kilo verme sürecinde yalnızca tartıdaki rakamlara odaklanmanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Başaran, hızlı kilo kaybının her zaman olumlu bir gösterge olmadığını ifade etti. Kilo verme aşamasında sadece yağ dokusunda değil, yağsız vücut kütlesinde de azalma gözlemlenebilir. Bu nedenle, kas kütlesinin ve işlevselliğinin korunması için yeterli protein alımının sağlanması, kişiye özel direnç egzersizlerinin uygulanması ve düzenli fiziksel aktivitenin sürdürülmesi hayati önem taşır.

Sürdürülebilir bir beslenme düzeninin önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Başaran, obezite tedavisinde tek tip, 'olağanüstü' bir diyetin var olmadığını dile getirdi. Uzun vadede devam ettirilebilecek bir beslenme planının kritik olduğunu savundu. Bu plan, yeterli protein ve lif içeriğine sahip olmalı, sebzeler, meyveler ve kaliteli besin kaynaklarına ağırlık vermeli; öte yandan ultra işlenmiş ve yüksek enerji yoğunluğuna sahip gıdalar ise sınırlandırılmalıdır. En etkili beslenme modeli, birkaç haftalık katı bir programdan ziyade, bireyin uzun süre boyunca uygulayabileceği bir yaşam tarzı değişikliğidir.

"Elde edilen kilonun korunması da tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır," diye açıkladı Dr. Öğr. Üyesi Başaran.

Kilo kaybı sonrasında kilonun tekrar alınmasının önlenmesinin de tedavinin önemli bir aşaması olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Başaran, vücudun kilo kaybına karşı biyolojik adaptasyonlar geliştirebileceğini ifade etti. Kilo kaybı eşliğinde iştah ve enerji dengesi gibi parametrelerde değişiklikler meydana gelebilir. Eğer hedef kiloya ulaşıldıktan sonra tedavi tamamen sonlandırılıp kişi eski yaşam düzenine dönerse, başlangıçtaki kilo miktarlarının yeniden kazanılması riski bulunmaktadır.

"Nihai hedef sadece kilo vermek değil, sağlıklı bir yaşam tarzını uzun süre sürdürebilmektir," şeklinde sonuçlandırdı Dr. Öğr. Üyesi Başaran.

Obezite tedavisinin bir irade sınavı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Başaran, bu sürecin kapsamlı bir sağlık yönetimi olduğunu ifade etti. Bu yönetim, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, uyku kalitesi, davranışsal değişiklikler ve uygun hastalarda farmakolojik müdahalelerin kişiye özel bir kombinasyonunu içerir. Asıl amaç, sadece tartıda düşük bir rakam elde etmek değil; daha sağlıklı bir metabolizma, korunan kas yapısı ve kalıcı olarak sürdürülebilir bir yaşam biçimi sağlamaktır.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Obezite Tedavisinde Kilo Kaybı Kadar Kas Kütlesinin Korunması da Kritik Öneme Sahip