Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serap Baydur Şahin, gece geç saatlerde beslenme alışkanlıklarının vücudun biyolojik saatini, metabolizma süreçlerini, kan şekeri seviyelerini ve uyku düzenini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Şahin, vücudumuzdaki birçok temel fonksiyonun sirkadiyen ritim adı verilen doğal döngüler tarafından yönetildiğini vurguladı. Bu ritim bozulduğunda, düzensiz veya çok geç saatlerde yapılan yemek tüketimi, açlık ve tokluk sinyallerinin yanlış algılanmasına yol açabilir. Bu durumun, bireylerde aşırı yeme eğilimini artırdığını ifade etti.
Medical Park Göztepe Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı olan Prof. Dr. Serap Baydur Şahin, metabolizmanın günün farklı saatlerinde besinlere farklı tepkiler verdiğini dile getirdi. Ona göre, gündüz saatleri, alınan enerjinin kullanılması açısından metabolik açıdan daha avantajlı bir konumdadır. Gece geç saatlerde yemek yenildiğinde, besinlerin sindirilmesi ve metabolize edilmesi sırasında harcanan enerji miktarı daha düşük olabilir. Ayrıca, yağların sentezlenmesi, depolanması ve enerji kaynakları olarak kullanılması da gün içinde değişen sirkadiyen mekanizmalarla düzenlenmektedir.
"Gece yemek yemek, kilo kontrolünü zorlaştıran bir faktör olabilir," dedi Prof. Dr. Şahin.
Prof. Dr. Şahin, gece yemek yeme alışkanlığının düzenli bir şekilde tekrarlandığında kilo yönetimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti. Kilo kontrolünün temel belirleyicilerinden biri, gün boyunca alınan toplam enerji miktarı ile harcanan enerji arasındaki dengeyi sağlamaktır. Ancak bu denge sadece ne kadar yendiğine değil, aynı zamanda ne zaman yendiğine de bağlıdır. Özellikle vardiyalı çalışanlar söz konusu olduğunda, gece yemek yeme alışkanlığının obezite riskini artıran faktörlerden biri olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Uzman, geç saatlerde tüketilen kalorilerin, vücudun biyolojik saati ile beslenme ritmi arasındaki uyumu bozabileceğini açıkladı. Kalorilerin büyük bir bölümünün sürekli olarak gece geç saatlere bırakılması, uzun vadede kilo kontrolünü zorlaştırma potansiyeline sahiptir. Geç saatlerde alınan yiyeceklerin, yağların enerji amacıyla kullanılışını olumsuz etkileyebileceğini ve bu durumun karın bölgesindeki yağlanmanın kolaylaşmasına neden olabileceğini ifade etti.
"Gece tüketilen karbonhidratlar kan şekerini daha fazla yükseltebilir," diye ekledi.
Vücudun kan şekeri metabolizmasının da sirkadiyen ritim tarafından yönetildiğini belirten Prof. Dr. Şahin, insülin duyarlılığı konusunda önemli bir ayrım yaptı. Ona göre, insülin duyarlılığı genellikle sabah saatlerinde daha yüksek düzeydedir; gün ilerledikçe bu duyarlılık seviyesi düşer. Bu nedenle, aynı miktar ve içerikteki, özellikle şeker ve karbonhidrat açısından zengin bir öğünün gece tüketilmesi durumunda, gündüz tüketimine kıyasla yemek sonrası kan şekeri ve insülin seviyelerinin daha fazla yükselme ihtimali bulunmaktadır.
"Gece yemek yeme alışkanlığı, diyabet gelişimi riskini etkileyebilir," şeklinde yorum yaptı.
Gece geç saatlerde düzenli olarak yemek tüketmenin insülin direncini artırma ve Tip 2 diyabet gelişme riskini yükseltme potansiyeli taşıdığını belirten Prof. Dr. Şahin, bu konuya ilişkin detaylı bilgiler sundu.
"Gece yemek yemenin tek başına diyabete neden olduğunu iddia etmek doğru değildir. Tip 2 diyabetin oluşumunda toplam enerji alımı, beslenme kalitesi, fiziksel aktivite seviyesi, uyku düzeni ve genetik yatkınlık gibi çok sayıda faktör rol oynar. Ancak gece geç saatlerde yemek yemek, kilo artışını tetikleyebilir ve insülin duyarlılığındaki bozulmayı kolaylaştırır," diye konuştu.
<"Yatmadan hemen önce yemek tüketmek, reflü sorunlarını tetikleyebilir," uyarısında bulundu.
<Prof. Dr. Şahin, gece geç saatlerde ve özellikle yatmadan kısa bir süre önce yemek yemenin sindirim sistemi rahatsızlıklarını artırabileceğini söyledi. Büyük, yağlı veya baharatlı öğünlerin yatmadan hemen önce tüketilmesi, reflü ve hazımsızlık gibi şikayetleri tetikleyebilir. Ayrıca, yemekten hemen sonra uzanmanın, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçma olasılığını artırdığını ekledi.
<"Ağır öğünler, uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir," diye ekledi.
<Geç saatlerde yemek yiyen bireylerde uyku kalitesinin de düşebileceğini ifade eden Prof. Dr. Şahin, ağır ve yağ içeriği yüksek öğünlerin sindirim süresini uzattığını, bu durumun vücudun uykuya geçiş sürecini zorlaştırdığını belirtti. Bu durumun gece boyunca sık sık uyanmalara ve uykunun bölünmüş hale gelmesine yol açabileceğini kaydetti. Yetersiz uyku ise iştahı düzenleyen hormonal mekanizmaları etkileyerek, bireyleri yüksek kalorili yiyeceklere yönelme eğilimini kolaylaştırabilir.
<"Vardiyalı çalışanların öğünlerini dikkatle planlamaları gerektiğini vurguladı."
<Vardiyalı çalışanlar için gece yemek yemenin tamamen yasaklanmasının uygun bir strateji olmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, bu konuda katı bir kural uygulanmasının doğru olmadığını ifade etti. Önemli olan, öğünlerin zamanlamasını ve içeriğini doğru bir şekilde planlamaktır. Mümkünse ana öğünler vardiya başlangıcından önce tüketilmelidir. Gece saatlerinde ise daha küçük porsiyonlarda ve hafif besinlerden oluşan ara öğünlerin tercih edilmesi önerilir.
<Prof. Dr. Şahin, gece saatlerinde şekerli, yağlı ve yüksek kalorili yiyeceklerin tüketim sınırlandırılması gerektiğini savundu. Eğer vardiya sonrası uykuya geçilecekse, büyük bir ana öğün yerine, gerektiğinde hafif bir ara öğün seçeneği değerlendirilebilir.
<"Akşam yemeği ile uyku arasında belirli bir zaman farkı bırakılmalıdır," şeklinde tavsiyede bulundu.
<Akşam yemeğinin uyku saatinden yeterince önce tamamlanmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, genel olarak akşam yemeğinin yatmadan en az dört ila beş saat önce bitirilmesini tavsiye etti. Bu süre zarfı hem sindirim sistemi açısından daha rahat bir uykuya geçişi destekler hem de gece geç saatlerde yüksek kalorili besin tüketiminin önüne geçebilir.
<Gece acıkması durumunda tamamen aç kalmanın gerekli olmadığını kaydeden Prof. Dr. Şahin, bu durumda küçük porsiyonlarda yoğurt, bir miktar kuruyemiş veya protein ve lif içeriği yüksek hafif seçeneklerin tercih edilebileceğini belirtti.
<"Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmenin genel sağlık için kritik olduğunu hatırlattı."
<Gece yemek yeme alışkanlığını değiştirmek isteyen kişilerin sadece geceye odaklanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şahin, gün içindeki beslenme düzenlerine de dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Öğünleri atlamak veya gün boyunca çok az yemek yemek, akşam saatlerinde açlığın şiddetlenmesine ve kontrolsüz atıştırmalık davranışlarına yol açabilir. Özellikle protein ve lif bakımından zengin, dengeli öğünlerin tokluk süresini uzatabileceğini kaydetti. Yeterli uyku düzeni ve düzenli fiziksel aktivite de gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlıklarının kontrol altına alınmasına yardımcı olabileceğini belirterek açıklamalarını tamamladı.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol