Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanserinde neoadjuvan tedavinin, ameliyat öncesi uygulanarak tümörün küçülmesini sağlamanın yanı sıra, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme olasılığını artırmayı amaçladığını ifade etti. Bu şekilde, başlangıçta cerrahi açıdan sınırda olan bazı hastalıkların, tedavi sonrası yeniden değerlendirilmesi mümkün olabilmektedir.
Son yıllarda akciğer kanseri tedavisinde, özellikle lokal ileri durumlarda, önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Daha önce tümörün büyüklüğü veya lenf bezlerine yayılımı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen hastalar için artık yeni tedavi seçenekleri mevcuttur. İmmünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar gibi tedaviler sayesinde, bazı seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi planının bir parçası haline gelebilmektedir.
Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu vurguladı. Ülker, ameliyat öncesi uygulanan bu tedavi yaklaşımının, tümör küçültmenin yanı sıra, kanser hücrelerinin erken kontrolünü sağlamak ve tümörün cerrahi ile tamamen çıkarılabilme şansını artırmak amacı taşıdığını belirtti. Böylece, başlangıçta cerrahi için uygun olmayan bazı durumlar, tedavi sonrası yeniden değerlendirilebilmektedir.
“İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiye özel hale getiriyor.”
Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerine göre tedavi şeklinin değiştiğini ifade etti. Ülker, “İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasını ve onlarla savaşmasını kolaylaştıran bir tedavi yöntemidir. Hedefe yönelik tedaviler ise, tümör hücrelerindeki belirli genetik değişiklikleri hedef almaktadır. Bu nedenle, yalnız hastalığın evresi değil, tümörün moleküler ve genetik özellikleri de değerlendirilir” dedi.
Küçük hücreli olmayan bazı akciğer kanseri türlerinde, kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğini vurgulayan Ülker, hastaların tedaviye verdiği yanıtların cerrahi kararlar için de kritik olduğunu belirtti. “Tedavinin ardından tümör ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelmeyeceğini belirlemede önemli rol oynuyor” dedi.
“’Ameliyat edilemez’ ifadesi her zaman ‘hiçbir zaman ameliyat edilemez’ anlamına gelmiyor”
Akciğer kanserinde cerrahi kararın hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına dayanarak verilmemesi gerektiğini söyleyen Ülker, “Geçmişte, lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirme sonucunda cerrahi uygun görülmeyebilirdi. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıp, tümörün tedaviye yanıtı yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt verdiyse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi tedavi planına tekrar dahil edilebilir. Dolayısıyla, ilk tanıda ameliyat edilemiyor denmesi, her zaman hastanın ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmez” şeklinde konuştu.
Ülker, bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığını ve cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümör yayılımı, tedavi yanıtı ve tümörün tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak verilmesi gerektiğini vurguladı.
Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi
Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisinin tek bir branşın kararıyla yürütülmesinin artık mümkün olmadığını belirterek, multidisipliner yaklaşımın öneminden söz etti. Ülker, “Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının bir araya gelerek değerlendirme yapmaları, hastaya en uygun tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahi ile başlarken, diğerlerinde önce ilaç tedavisi uygulanmakta ve cerrahi daha sonra planlanmaktadır” dedi.
“Cerrahi ve ilaç tedavileri birbirinin alternatifi değil artık.”
Ülker, akciğer kanseri tedavisinde yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin yerine geçmekten çıkıp, birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini söyledi ve ekledi: “Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir yöntemden söz etmiyoruz. Hastalığın türü, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye yanıtı doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat ardından ilaç tedavisi uygulanırken, bazılarında önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıp, sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle, ‘ameliyat edilemez’ kavramı da değişiyor. Her hasta cerrahi için uygun değil, ancak geçmişte cerrahi şansı olmayan bazı hastalar yeni tedavilerle yeniden değerlendirilip ameliyat edilebilir hale gelebiliyor.”
Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlar arasında erken tanı yer alıyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta tedavi seçeneklerinin geçmişe göre önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik öneme sahip olduğu belirtiliyor.






Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol