Samsun'da aylardır süren karın ağrısı rahatsızlığı çeken 11 yaşındaki erkek hasta, sağ böbreğinde tespit edilen 12 milimetrelik taşın Retrograd İntrarenal Cerrahi (RIRS) yöntemiyle tek bir ameliyatla çıkarıldığını açıkladı. Operasyon Doktoru Gürkan Özkan, hastanın bu işlemden sadece bir gün sonra normal günlük yaşamına geri döndüğünü ifade etti. Özkan, çocuklarda böbrek taşı hastalıklarıyla mücadelede erken teşhisin ve düzenli takip sisteminin ne denli kritik bir rol oynadığını detaylandırdı.
Aylar boyunca karın bölgesinde şiddetli ağrı yaşayan 11 yaşındaki çocuk, ailesinin rehberliğinde çeşitli çocuk uzmanlarına yöneldi. Yapılan kapsamlı tıbbi incelemeler neticesinde, hastanın sağ böbreğinde 12 milimetrelik boyutlarda bir taş bulunduğu belirlendi. Farklı sağlık kurumlarında değerlendirilen bu hasta, nihayet tedavi sürecini başlatmak üzere Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Operasyon Doktoru Gürkan Özkan'ın kliniğine başvurdu.
Hastanın mevcut sağlık durumu hakkında bilgi veren Op. Dr. Özkan, çocuklarda 12 milimetrelik büyüklükteki böbrek taşlarının ilaç desteğiyle kendiliğinden çözülme veya düşme olasılığının düşük olduğunu belirtti. Doktor, "Hastamızın sağ böbreğinde 12 milimetrelik hacimli bir taş mevcut. Çocuk hastalarda bu büyüklükteki taşın medikal destekle çözülmesi ya da kendiliğinden atılması mümkün görünmüyor. Biz hastamızı RIRS olarak adlandırdığımız Retrograd İntrarenal Cerrahi tekniğiyle kapalı olarak tedavi ettik ve taşı tek bir seferde tamamen temizledik. Hastayı ertesi gün normal hayatına döndürecek şekilde taburcu ettik" şeklinde konuştu.
"Çocuklarda bu tür durumlar daha fazla özel dikkat ve hassasiyet gerektirir" diye ekledi Özkan.
Özkan, çocuklarda böbrek taşı tedavilerinin yetişkinlere kıyasla farklı dinamiklere sahip olduğunu ifade etti. Çocukların idrar yolları ve genel anatomik yapıları daha dar ve ince bir yapıya sahip olduğundan, bu tür tıbbi müdahalelerde özel tıbbi cihazların kullanılması ve çok daha yüksek düzeyde dikkat seviyesinin korunması gerektiğini dile getirdi.
RIRS yönteminin yetişkin hastalar için de sıkça uygulandığını belirten Özkan, çocuklarda idrar kanallarının ve anatomik yapılarının dar ve ince özelliklerinden ötürü özel cihazların şart olduğunu ekledi. Ayrıca, çocuk hastaların olası komplikasyon riskini minimum seviyede tutmak ve tedavi sürecini mümkün olan en güvenli çerçevede tamamlamak büyük bir önem taşıyor.
"Büyük taşları oldukça ince bir kırma gücüyle parçalıyoruz" diye konuştu.
Bazı böbrek taşlarının tedavi süreçlerinin birden fazla seans gerektirebileceğini belirten Özkan, 11 yaşındaki hastanın taşının tek bir operasyonda tamamen temizlenmesinin önemli bir avantaj olduğunu vurguladı. Dr. Özkan, "Bu durumu bir kayayı çiviyle kazımaya benzetebiliriz. Bu sebeple bazı vakalarda işlem tek seansta bitmiyor ve ikinci bir müdahale gerekliliği doğabiliyor. Bazen de çocuğun idrar kanalları çok dar olduğu için önce kanalın genişletilmesi amacıyla özel bir cihaz yerleştirilir ve ardından yeniden işlem yapmak zorunda kalabiliyoruz. Hastamızın tedavisinin tek seansta tamamlanması bu bağlamda belirgin bir avantaj sağladı" şeklinde değerlendirdi.
"Böbrek taşlarının tekrar oluşma ihtimali mevcuttur" uyarısında bulunan Özkan, tedavi sonrası böbrek taşlarının tekrarlama riskine dikkat çekti. Genetik yatkınlığın bu süreçteki en kritik etkenlerden biri olduğunu ifade etti. Hastanın ailesinde daha önce böbrek taşı öyküsü olduğunu aktaran Özkan, "Böbrek taşı oluşumunda genetik faktör oldukça belirleyici bir rol üstlenir. Bu nedenle tedavi sürecini takiben hastalarımızın belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor. Bu takip kontrollerini, kendi bölgedeki bir üroloji uzmanı tarafından veya bizim merkezimizde sürdürebiliriz" şeklinde konuştu.
"Çocuklar herhangi bir şikayet göstermeden düzenli olarak kontrol edilmelidir" vurgusu yapıldı.
<Çocuklarda uzun süreli karın ağrısı şikayetlerinin böbrek taşı ile doğrudan bağlantılı olup olmadığının mutlaka araştırılması gerektiğini belirten Özkan, özellikle ailesinde böbrek taşı geçmişi olan çocukların daha sıkı bir takip altında tutulması gerektiğini söyledi. Özkan, "Eğer anne, baba veya aile bireylerinde böbrek taşı öyküsü varsa, çocukların çok daha dikkatli izlenmesi zorunludur. Çocuğun herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermesini beklemek yerine, basit bir ürolojik muayene ve ultrasonografi ile değerlendirme yapılabilir. Hastamız aylarca karın ağrısı nedeniyle farklı doktorlara başvurmuştu. Oysa erken aşamada yapılan bir ultrasonografik inceleme ile taş daha küçükken tespit edilebilir ve bazı durumlarda cerrahi müdahale ihtiyacı olmadan medikal veya ayaktan tedavi yöntemleriyle sorun çözülebilir" şeklinde açıklama yaptı.
<"Yeterli miktarda sıvı alımı hayati önem taşır" şeklinde uyarıda bulunuldu.
<Böbrek taşlarından korunma stratejileri çerçevesinde, yeterli miktarda sıvı tüketiminin önemine de değinen Özkan, özellikle genetik yatkınlığı taşıyan bireylerin beslenme alışkanlıkları ve sıvı alım seviyeleri konusunda özen göstermeleri gerektiğini belirtti. Özkan, bu konuda şu bilgileri paylaştı.
<"Böbreklerin yeterli miktarda idrar üretmesi ve buna paralel olarak yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Dengesiz beslenme ve yetersiz sıvı alımı, bazı bireylerde idrarda kristallerin oluşum hızını artırabilir. Genetik yatkınlığı bulunan kişilerde bu kristaller zamanla kum ve böbrek taşı formuna dönüşebiliyor. Bu nedenle taş hastalığı riski taşıyan bireylerin bol su tüketmesi, dengeli bir beslenme düzenine sahip olması ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırması elzemdir."









Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol