1-3 Aralık tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçılar Birliği'nin desteğiyle düzenlenecek "SEDEC 2026 Güvenlik ve Savunma Konferansı, Fuarı ve B2B/B2G Etkinliği"nin basın toplantısı Teknopark Ankara'da yapıldı.
SEDEC Organizasyon Komite Başkanı Hilal Ünal Türkan, etkinlikte 60'tan fazla ülkeden tedarik yetkililerini Türk KOBİ'leri ile buluşturmayı hedeflediklerini anlatarak, organizasyonun sektöre katkıları hakkında bilgi verdi.
Türkan, SEDEC'in sıradan bir savunma sanayisi fuarı olmadığını vurgulayıp, etkinliğin anayurt güvenliği, sınır güvenliği ve iç güvenlik sistemlerine odaklandığını belirtti.
Türkan, sektöre daha fazla KOBİ kazandırmayı ve yerlilik oranını artırmayı amaçladıklarını açıklayarak, anayurt güvenliği teknolojilerinin Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve diğer kolluk kuvvetlerinin işlerini kolaylaştıran ürünleri kapsadığını ifade etti.
Türkan, savunma sanayisi ile anayurt güvenliği sektörleri arasında yüzde 10'luk bir kesişim olduğunu, kalan yüzde 90'lık kısmın ise tamamen farklı bir alanı temsil ettiğini vurguladı.
Yurt dışında bu iki alanın farklı gelişme hızları ve tedarik zincirleri nedeniyle ayrı etkinliklerde değerlendirildiğini belirten Türkan, anayurt güvenliği sektörünün büyük platformlardan ziyade teknoloji odaklı ve güvenliği maksimum seviyeye çıkaran spesifik ürünlerden oluştuğuna dikkat çekti. Sektördeki yerlilik oranı artışı dikkat çekici seviyede bulunuyor. Türkan, SEDEC'in 2017'de sektörün gelişimine katkıda bulunmak için başlatıldığını ve bu süreçte yerlilik oranında önemli artışlar kaydedildiğini belirtti.
Türkan, sektöre dair şu yorumları yaptı:
"Bu alanda yerlilik oranı önemli ölçüde arttı. Önceden 3-5 firma varken şimdi çok daha fazla firma var. Savunma sanayisinin tedarik zincirinde yer alan birinci ve ikinci derece tedarikçiler aslında bu alana hızlıca uyum sağlayabilecek firmalardır. SEDEC'te savunma sanayisi tedarik zinciri de yer alıyor çünkü bu firmaların bu alandaki kabiliyeti mevcut. Bu kabiliyet hem savunma hem de anayurt güvenliği sektörlerinde kullanılabilir."
Türkan, organizasyonun B2B/B2G görüşmelerinden bahsederek, 2018'de 35 ülkeden başlayan katılımcı sayısının 2024'te 54 ülkeye ulaştığını hatırlattı.
Türkan, uluslararası pazarları analiz eden bir ekip kurduklarını ve SEDEC 2026 için 84 ülkeye davet gönderdiklerini, bu yıl 60'tan fazla ülkeden temsilcileri Ankara'da ağırlamayı hedeflediklerini söyledi.
Avrupa pazarına yönelik çalışmalara da dikkat çeken Türkan, "Bu yıl Avrupa'ya daha fazla odaklanacağız. SAFE (Security Action for Europe) programında ciddi bir bütçe var ve Avrupa'nın ihtiyaçlarının Türk üreticiler tarafından karşılanabilmesi muhtemel. Bu, hem Avrupa hem de Türkiye için harika bir fırsat." dedi. Ankara'daki son NATO toplantısının sektörde olumlu geri dönüşler oluşturduğunu ve Türkiye'nin NATO için potansiyel bir tedarikçi haline geldiğini belirtti.
Türkan, Türkiye'nin sınır güvenliği ve çatışma bölgeleri için konsept çözümler sunmaya hazır hale geldiğini belirterek, "2018'de hazır değildik, ancak şu an hazırız. Bu alanda birçok ürün yerlileşti. Avrupa'nın ihtiyaçlarını karşılayacak olan firmalar da bu kapsamda olacak. Asya Pasifik, Orta Doğu ve Güney Amerika hedef bölgelerimiz arasında." dedi.
Güvenlik kavramının sadece fiziki ekipmanlarla sınırlı olmadığını belirten Türkan, yapay zeka, siber güvenlik, şehir güvenliği, kritik altyapıların korunması ve uzay sistemlerinin de bu kapsamda yer aldığını vurguladı.
Türkan, "İnsanımızı güvende tutabilmek en iyi noktalardan biridir. SEDEC'i yapmamızın ve üzerinde ısrarla durmamızın sebebi güvenliktir. Güvenlik, savunma sanayisinde hizmet etmeyi de kapsar. Ancak çok daha geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Teknoloji hızla gelişiyor, bu yüzden SEDEC farkındalık oluşturmak için önemlidir.” dedi.


Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol