Bianlik
Son Gelişmeler
GRAM ALTIN6.386,80
DOLAR49,7612
EURO55,8913
STERLİN66,6621
BIST 10011.116,99
BITCOIN$79.578
GRAM GÜMÜŞ86,18
BRENT$116,93

TBMM Komisyonu, Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırmak İçin STK'leri Dinledi

Çağan Günday•8 dk okuma•33
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, İstanbul Aile Vakfı, Sosyoloji Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Hukuki Araştırmalar Derneği temsilcilerini dinledi.

TBMM Komisyonu, Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırmak İçin STK'leri Dinledi

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda yaşanan olaylar ile çocukların dijital ortamlardaki riskler ve olumsuz etkilerinin detaylı olarak incelenmesi, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantının açılışında Beyazıt, komisyonun 25 Haziran'da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına bir çalışma ziyareti düzenlediğini ifade etti.

Beyazıt, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının özellikle çocuk ve gençlerde teknoloji bağımlılığını ve siber zorbalığı önlemeye yönelik SİBERAY Programı kapsamında yürütülen çalışmalar, bilinçlendirme faaliyetleri ve hedeflenen projeler hakkında bilgi aldıklarını aktardı.

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, vakfın çalışmaları ve okul saldırılarının ardından attıkları adımlarla ilgili bilgi verdi.

Karabıyık, okullarda yaşanan saldırıların genellikle okulda başlamadığını belirterek, "Bu olaylar çoğunlukla ailede, akran çevresinde, dijital platformlarda ve medya içeriklerinde şekillenen uzun bir sürecin görünür hale gelmiş son aşamasıdır. Bu nedenle komisyonumuzun konusu yalnızca okul güvenliği değil, aynı zamanda çocukların korunması, gençlik politikaları, dijital riskler, rehberlik sistemi ve toplumsal dayanıklılık konusudur." dedi.

Karabıyık, sundukları verilerin masa başında geliştirilmiş teorik tespitler olmadığını belirtti ve şöyle devam etti:

"2025 yılında 26 ilde 4 bin 202 kişinin katılımıyla yapılan saha çalışmasında, katılımcıların yüzde 82,9'u dijital medyanın çocuklar üzerindeki zararının faydasından fazla olduğunu, yüzde 80,7'sinin ise dijital medyanın toplumsal değerleri aşındırdığını belirtmiştir. Bu oranlar, toplumun çocuklarımızın karşı karşıya olduğu dijital risklerin farkında olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal beklentidir. Bugün çocuklarımız sadece fiziksel dünyada yaşamıyor, aynı zamanda medya ve sosyal medyada, dijital oyunlarda, video platformlarında ve yapay zeka destekli ortamlarda varlık gösteriyorlar."

Karabıyık, araştırmaların, insanların en yüksek mutluluk, huzur ve güven duygusunu aile içinde yaşadığını gösterdiğini belirterek, "Araştırmalarımıza göre, ailede mutluluk, huzur ve güven oranı yüzde 94, yakın çevrede yüzde 76, şehir ölçeğinde yüzde 67, ülke ölçeğinde ise yüzde 56'ya düşmektedir. İnsanımız şahitlik alanında daha fazla güven, huzur ve aidiyet hissederken, haberdarlık alanında baskı, sıkıntı ve kaygı seviyesi artmaktadır. Bu artışta haber kaynakları etkilidir. Baskı, sıkıntı ve kaygı üreten içeriklere maruziyet arttıkça aidiyet duygusu da zayıflamaktadır. Bu bulgu bizim için önemlidir çünkü okul saldırıları yalnızca bireysel öfke patlamaları değil, aynı zamanda aidiyet, güven ve toplumsal dayanıklılık bağlamında da değerlendirilmelidir." ifadelerini kullandı.

Karabıyık, sosyal medya şirketlerine yönelik davalar açtıklarını belirterek, "Bu hukuki süreçleri başlatırken amacımız herhangi bir platformun yasaklanması değil, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimine, bağımlılık oluşturan algoritmik tasarım özelliklerine ve ebeveynlerin artan zorluklarına dikkat çekmek ve gerekli tedbirleri tespit etmekti. Son dönemde atılan adımları değerli buluyoruz. Ancak sahadaki tecrübemiz, çocukların korunmasında yalnız yaş tespitine dayalı mekanizmaların yeterli olmadığını göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Karabıyık, özellikle kimlik arayışındaki çocuklar ve gençler için dijital ortamların, rol modellerin davranış kalıplarının ve aidiyet alanlarının yeniden üretildiğine, güçlü sosyalizasyon mecralarına dönüştüğüne işaret ederek, "Bu nedenle çocuk koruma politikalarını yalnız içerik denetimiyle sınırlı düşünemeyiz. İhtiyacımız, aileyi, okulu, medyayı, dijital platformları ve kamu kurumlarını kapsayan, çok boyutlu bir toplumsal dayanıklılık yaklaşımıdır." dedi.

Sosyoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nilay Kaya, okul aidiyetinin zayıflaması, sosyal eşitsizlik, şiddetin süreklilik kazanması ve yetişkin gözetiminin gecikmesi nedeniyle son dönemde okullardaki şiddetin arttığını söyledi.

Kaya, çocukların çatışma deneyiminin artık sadece okul koridorlarında yaşanmadığını, dijital mecralarda başlamış bir dışlanma, aşağılama veya tehdidin okulda fiziksel gerilime dönüştüğünü vurgulayarak, "Okul şiddetinin son yıllarda artmasına yol açan sosyolojik dinamiklere baktığımızda okul aidiyetindeki zayıflama olduğunu görüyoruz. Çalışmalar, okulda güvenlik riskleri arttıkça öğrencilerin kendilerini daha az güvende hissetmeleri veya öğretmen desteğinin zayıflamasıyla aidiyet duygusunun gerilediğini göstermekte." dedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, okulların güvenli alan olmaktan çıktığını savundu.

Candansayar, okul saldırılarının eskiden sadece Amerika'ya özgü bir durum olarak görüldüğünü, ancak Brezilya, Rusya ve Sırbistan gibi ülkelerde de okul saldırılarının arttığını belirtti.

Candansayar, çocuğun kişiliğinde en belirleyici etkenin aileden çok akran ve okul ilişkileri olduğunu belirterek, "Eğer okul, çocuğun denetlenemeyen yıkıcı dürtülerini anlamlı deneyimlere dönüştüremezse ve okul işlevini yitirirse, şiddet artıyor." dedi.

Candansayar, siber zorbalık ve dijital dışlanmanın depresyon, anksiyete ve intihar düşüncesi riskini yükselttiğini, ancak saldırganlığın da arttığını vurgulayarak şöyle devam etti:

"Türkiye'de yakın arkadaşı olmayan ergen oranı 1990'da yüzde 7 iken bugün yüzde 19. Yani her 5 ergenden 1'i 'benim hiç yakın arkadaşım yok' diyor. Bu, büyük bir yalnızlaşma olduğunu gösteriyor. Dijital platform şirketleri bu krizin yapısal üreticileri. Sonsuz kaydırma hareketi beynimizde sürekli dopamin salgılatır ve duramayız. Okullarda medya okuryazarlığı dersleri müfredata entegre edilmeli, nefret söylemi ve şiddet içeriği için yaş filtrelemesi zorunlu hale gelmeli, çocuklar nefret söylemiyle medyada ve sosyal medyada karşılaşmamalıdır."

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin, daha önce kimyasal bağımlılıklar üzerinde durulurken son yıllarda kumar ve oyun bağımlılığının da konuşulmaya başlandığını söyledi.

Çetin, alkol ve madde bağımlılığından daha çok kumar bağımlılığı konusunda başvuru aldıklarını belirterek, "Okul şiddeti konusu aslında bir neden değil, bir sonuç olarak ele alınmalıdır çünkü bağlam bazen yanlış anlaşılabiliyor. Bağımlılık bu sürecin tek nedeni olarak gösterilebiliyor ama daha yapısal süreçler devrede olabilir, genetik faktörler, dürtüsellik problemleri, depresyon ve anksiyete olabilir." dedi.

"İnternetle ilişkili bağımlılıklar konusunda başvuranların yüzde 64'ü 12-18 yaş grubundan geliyor. Bu kritik. Ayrıca suç ilişkisini ortaya koymak açısından önemli bir veri var," diyen Çetin, "Alkol-maddede suç ilişkisi daha kuvvetli ama internet bağımlılığıyla ilgili sorun yaşayanların aktif yasal süreçlerinin olma olasılığı artıyor." şeklinde konuştu.

Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şubesi Başkan Yardımcısı Fatih Ruşen, Türkiye'nin çocuk koruma konusunda ciddi bir mevzuat eksikliği olmadığını belirtti.

Ruşen, çocukları korumaya yönelik birçok düzenleme bulunduğunu ifade ederek, "Peki, bu acıları neden yaşıyoruz veya yaşama ihtimalimiz neden bu kadar yüksek? Çünkü sorunlar yalnızca mevzuat değildir. Sorun, mevcut kurumların aynı hedef doğrultusunda eş zamanlı hareket edememesidir. Türkiye'de çocuk koruma problemi değil, çocuk koruma koordinasyon problemi bulunmaktadır." dedi.

Komisyon toplantısına Hukuki Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Oymak, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyd Altıparmak, İstanbul Aile Vakfı Genel Sekreteri Serdar Eryılmaz, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sema Karagöz ve İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Menşure Şuşoğlu ile bürokratlar da katıldı.

Komisyon Başkanı Beyazıt, bu hafta sunum yapmak üzere davet edilen sosyal medya temsilcilerinin "sunumlarını hazırlayamamalarını" gerekçe gösterdiklerini belirterek, söz konusu toplantının 16 Temmuz'da gerçekleştirileceğini bildirdi.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

TBMM Komisyonu, Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırmak İçin STK'leri Dinledi
TBMM Komisyonu, Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırmak İçin STK'leri Dinledi