TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, "15 Temmuz, Türkiye'nin bağımsızlık yolundan, istikametinden, rotasından çıkarılması ve Suriye'nin bölünmesi üzerinden Orta Doğu'da yeni bir sistemin kurulmasına yönelik önemli adımlardan biriydi ama başlangıcı Gezi Olayları'dır. Türkiye, Gezi Olayları'nda büyük bir hasar alsaydı 15 Temmuz'u yenemezdi." dedi.
AA muhabirine konuşan Soylu, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında yaşananları ve ardından FETÖ'ye karşı yürütülen etkin mücadeleyi anlattı.
Sözlerine, "Allah bir daha milletimize böyle bir gece yaşatmasın. Gelecek nesiller de böyle bir tehlikeyle karşılaşmasın" diyerek başlayan Soylu, 15 Temmuz öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları ve sendikaların katılımıyla düzenlenen bir toplantı nedeniyle eşiyle birlikte Çin'de bulunduğunu, dönüş tarihinden bir gün önce Türkiye'ye döndüğünü belirtti.
Darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz Cuma günü Bakanlıkta rutin çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Soylu, bir milletvekilinin ricası üzerine, Hakkari'den gelen bir grup genci akşam saatlerinde Bakanlıkta ağırladığını ve onlarla demokrasi üzerine sohbet ederken SGK'den bir bürokratın telefonuyla darbe girişiminden haberdar olduğunu dile getirdi.
"Telefonda 'Bu uçaklar Meclisin üzerinde de uçuyor mu?' diye sordum. O da 'Meclisin üzerinde de uçuyor' dedi. O sırada refleksle 'Bu bir darbe' dedim. Karşımdaki gençlere bir şey söyleyemiyordum. Gençlerle sohbeti toparladım, ardından 'Bir resim çektirelim' dediler. Resim çektirmek için geçen süre bana aylar gibi geldi. Resmi çektirdik ama nasıl hissettiğimi bilmiyorum. Kötü bir şey olur da çocuklarınıza hissettirmezseniz ya, öyle bir duygu içerisindeydim. Daha sonra yukarı çıktık. Kapıdan girdim, televizyon karşıda, köprüde askerler vardı. Bugünkü gibi hatırlıyorum."
Darbe girişimini öğrendikten sonra dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'ı telefonla aradığını söyleyen Soylu, "Binali Bey'e, 'Nasılsınız, neredesiniz?' dedim. 'Bu ne maskaralık Süleyman Bey' dedi. 'Darbe oluyor herhalde, neredesiniz?' dedim. O da 'Ben köprüyü geçtim, eve gidiyorum. Biraz öteberi alıp çıkacağım' dedi. 'Biz ne yapalım istersiniz?' dedim. 'Siz Çankaya Köşkü'ne geçin. Bakan arkadaşları da oraya yönlendirin. Bir koordinasyon oluşturun. Sonra sürekli haberleşiriz' dedi." ifadesini kullandı.
Çankaya Köşkü'nde TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve bazı bakanlarla değerlendirmeler yaptıklarını, ardından Meclis'i açmaya karar verdiklerini aktaran Soylu, Meclis'in ardından TRT'ye, Genelkurmay Başkanlığına ve Kahramankazan'a gidilmesi ve buralara sahip çıkılmasına ilişkin strateji ürettiklerini söyledi.
Süleyman Soylu, "Sanki bir hikaye anlatıyormuş gibi geliyor ama bunların hepsi kendi içinde, birçok zaman diliminde ve her yerde birçok detayı olan konular. Sadece bizim açımızdan değil, o gece sahada olan herkes açısından zor bir geceydi." sözlerini sarf etti.
Darbe girişimini öğrendikten sonra babasını da telefonla arayarak helallik istediğini ifade eden Soylu, babasının "Vatana sahip çıkın. Mücadeleden vazgeçmeyin." dediğini aktardı.
"Türkiye, Batı istihbaratlarının aparatı olmayı reddetmiştir" "Türkiye'nin tarihinde geçmişte her 10 yılda bir darbe olduğunu, uluslararası sistemin her 10 yılda bir darbe yaptığını" vurgulayan Soylu, şöyle devam etti:
"Her 10 yılda bir darbe yapmanın bir sebebi var. Bizi dövüyor, kurallarımızı yeniden tesis ediyor ve kendisine bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Türkiye'yi terbiye etmeye çalışıyorlar. Biz bağımsızlık adımı attıkça bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Kafes derken anayasal kuralları, kanunları, ekonomik sistemi buna göre düzenliyorlar."
Soylu, 15 Temmuz darbe girişimi ile geçmişteki darbeler arasında fark bulunduğunu belirterek, 1960 ve 1980 darbeleri ile 28 Şubat sürecinde halkın, siyasetin ve ekonominin o kadar güçlü olmadığını, ancak 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde halkın, siyasetin, ekonominin ve altyapının güçlü olduğunu söyledi.
Dönemin ABD'si ile bazı Batılı ülkelerin, Türkiye'yi, İran'ı ve Irak'ı, Suriye üzerinden yeniden dizayn etmek istediğini dile getiren Soylu, "15 Temmuz, Türkiye'yi bağımsızlık çizgisinden çıkarıp Suriye'nin bölünmesi üzerinden Orta Doğu'da yeni bir sistemin kurulmasına yönelik en önemli adımlardan biriydi. Ancak başlangıcı Gezi Olayları'dır. Türkiye, Gezi Olayları'nda büyük bir hasar alsaydı 15 Temmuz'u yenemezdi." diye konuştu.
Türk halkının 15 Temmuz'da küresel sisteme karşı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük bir başarı elde ettiğini vurgulayan Soylu, "Türkiye'de, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde küresel sisteme karşı bir mağlubiyet oluşmadığı için 15 Temmuz'un bölgesel etkileri oldu." görüşünü paylaştı.
Soylu, dünyanın istihbarat devletlerine döndüğünü, istihbarat devletlerinin başının da ABD olduğunu belirterek, "İstihbarat devletine dönmenizin sakıncası, onun aparatı haline gelmeye çalışırsınız. Türkiye, Batı istihbaratlarının aparatı olmayı reddetmiştir. Türk halkı da reddetmiştir. 15 Temmuz'un belki de en önemli sonuçlarından biri budur." değerlendirmesinde bulundu.
"Türkiye, bugün bu istihbarat tekeline teslim olmamak konusunda bir mücadele sergilemektedir" "Türkiye'nin, darbelere direniş sürecini Gezi Olayları ile başlattığını" anlatan Soylu, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yerli otomobil, doğal gaz keşifleri, savunma sanayisindeki atılımlar ve terörle mücadeledeki başarıların, Gezi Olayları sonrasında elde edildiğini hatırlattı.
"Darbeyi planlayanlar ve yaptıranların güçleri hala vardır. Bunu, Türkiye unutmasın. 15 Temmuz darbesinin arkasında kim varsa bu güçler hala mevcuttur" ifadesini kullanan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyada da şöyle bir gelişme oldu, özellikle küresel egemenler, buna Batı da dahil vekalet unsurlarıyla adım atmaktan kısmen vazgeçtiler. Bugün gördüğümüz direkt kendileri meselelere, olaylara, savaşlara, krizlere müdahiller. Onların vekalet aktörlerini geri çekmeleridir, kısmen de olsa. Bunu bütün dünyada şu anda görüyoruz. Artık kendileri direkt olayın içindeler. Buna Lübnan, Gazze meselesi, Ukrayna-Rusya Savaşı, Amerika'nın ve İsrail'in İran'a müdahalesi diyebiliriz. Bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Dünya hızla tek merkezli bir istihbarat aygıtına döndürülmeye çalışılmaktadır."
Dünyadaki tüm iletişim ve kişisel verilerin devletler için kullanılabilir hale geldiğini ifade eden Soylu, bu veriler sayesinde egemen güçlerin ve Batı'nın, istihbarat üzerinden dünyayı yöneteceğini belirtti.
Soylu, "Dünyanın bugünden sonrası açık kavgası budur. Demokrasi, bazı ülkelerde kimi istihbarat güçlerinin aparatı haline gelmiştir. Bu son derece tehlikelidir. Buna dünyada itiraz eden tek ülke Türkiye'dir. 15 Temmuz da bu itirazın adıdır. İstihbarat kurumlarımızın milli egemenliğimizi ve demokrasimizi korumak için büyük bir gayret ortaya koyduğunu görmekteyiz. Türkiye, siyasi mevzisi güçlü bir ülkedir ve bu gücünü demokrasiyle bütünleştirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
"FETÖ aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür" FETÖ'nün sadece terör örgütü olarak tanımlanmayacağını vurgulayan Soylu, "FETÖ aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür. Bürokrasi ve istihbarat üzerinden Türkiye'yi teslim almaya çalışan bir yapıdır." dedi.
Süleyman Soylu, şu ifadeleri kullandı:
"FETÖ'yü ne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuk veya emniyet içerisinde oluşmuş bir yapı olarak görseniz de bürokratik bir aygıttır. FETÖ darbesi bürokratik bir darbedir. Türkiye 15 Temmuz'da buna itiraz etmiştir. Dijital ve iletişim alanındaki gelişmeler, yapay zeka, algoritmalar, küresel bir merkezin, istihbarat aygıtının yönetme anlayışını görüyorum. Bir yandan sıcak güçleriyle sahalarda egemenlik kurmaya çalışıyorlar, bir yandan da veri tabanlarıyla toplumları çözmeye çalışıyorlar."
"Bu, yeni bir vesayet sistemidir. Sosyal medyada hem insan üzerine oluşturulmuş, hem devletler hem de siyaset adamları üzerine oluşturulmuş bir vesayet sistemidir. Burada tehdit vardır, şantaj vardır, şiddet vardır. Türkiye 15 Temmuz'da ortaya koyduğu direnişle bu alanlara karşı da meydan okuma ortaya koydu ve başarılı oldu."
"FETÖ veya dışarıdan oluşacak vekil güçlere karşı Türkiye büyük bir savunma mekanizması oluşturdu" Soylu, "FETÖ tehlikesi bitti mi, yoksa tehlike devam ediyor mu?" sorusuna, "Bu bölgedeki uluslararası dizayn iştahı bitmeden FETÖ ve bu tip vekalet örgütleri bitmez." yanıtını verdi.
FETÖ'nün eski gücünde olmadığını söyleyen Soylu, şunları kaydetti:
"Gücü, eski güçte değildir. Biraz kabuğuna çekildi. Bunu iyi takip etmemiz lazım. Peki Türkiye eskisi kadar FETÖ'ye karşı savunmasız mıdır? Bu da değil. Türkiye bu konuda çok mesafe aldı. FETÖ veya dışarıdan oluşacak vekil güçlere karşı Türkiye savunma mekanizması oluşturdu. Türkiye, sistemi açısından, altyapısı açısından, insanların duyguları açısından hepsini oluşturdu ama bu tip vekil güçler zafiyet noktası, zafiyet anı beklerler. Ekonomik, savunma, siyasal zafiyet içerisine girerseniz elbette ki bunlar belki yarın tek başına iktidar olmaya namzet olmazlar ama kendilerinin görevlendirdiği alanlar tarafından ortaklarından biri olmaya talip olabilirler."
Soylu, "Muhakkak ki tehdit vardır. Bu tehdit, Türkiye'nin tam bağımsızlık sürecine kadar devam edecektir. Türkiye kendi üretim, enerji, demokrasi kapasitesini tam bağımsızlık sürecine eriştirdiği andan itibaren elbette ki bu tehdit en minimum düzeye inmiş olacaktır." dedi.
"15 Temmuz'u yaşamayan genç kuşaklara o geceyi tek cümleyle anlatmanız istense, ne söylersiniz?" sorusunu Soylu, "Gençlerimize 15 Temmuz'la ilgili söyleyebileceğim en önemli mesele İstiklal Marşı'nda ve Kurtuluş Savaşı'mızdaki Milli Mücadele'de kendisini bulan o andır yani direniştir. 15 Temmuz büyük bir direniştir." diye yanıtladı.
Soylu, "Biz Kurtuluş Savaşı'nı, İstanbul'un fethini, Alparslan'ın Anadolu'ya girişini yaşadık mı? Bunların hiçbirisini yaşamadık ama bugün bunların hepsini hissediyoruz. Genç kuşaklar 15 Temmuz'u anlayabilirler mi? Bu insanın varlığıyla alakalı bir meseledir. İlk gençler sokağa çıktı. Anneleri, babaları 'Aman çıkmayın' demesine rağmen gençler ay yıldızlı bayraklarla sokağa çıktılar. Bu ülkenin harcında sağlamlık olduğu ortadadır. Ben şuna inanıyorum, Malazgirt'in ruhu, 1453'ün ruhu, Kurtuluş Mücadelesi'nin ruhu ne ile karılmışsa, bugün aynı harç genç neslimizde vardır." ifadelerine yer verdi.








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol