Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, yarın Türkiye'ye yapacağı resmi ziyaret öncesinde Türkiye ve Lübnan arasındaki ilişkiler, gündem maddeleri ve bölgesel gelişmelerle ilgili Anadolu Ajansı muhabirine açıklamalar yaptı.
Avn, iki ülke arasındaki derin ilişkilerin önemini vurgularken, "Lübnan-Türkiye ilişkileri, daha ileri bir işbirliğine taşınabilecek güçlü bir potansiyel barındırıyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin bölgede önemli bir güç olduğunu belirten Avn, "Türkiye ile işbirliği, Lübnan için geçici bir seçim değil stratejik bir zorunluluktur" dedi. İsrail ile yapılan çerçeve anlaşmasının uygulanmasına Türkiye'nin katkılarını değerlendirirken, Ankara'nın NATO üyeliği ve geniş bölgesel bağlantıları sayesinde anlaşmanın uluslararası alanda desteklenmesi konusunda önemli bir rol üstlenebileceğine dikkat çekti.
Avn açıklamalarına devam ederek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, özellikle Washington ve Roma'daki görüşmelerin ardından ortaya çıkan çerçeve anlaşmasının başarılı olmasında rol oynayabilir. Bu anlaşmanın uygulanabilmesi için geniş çapta bölgesel ve uluslararası desteğe ihtiyaç duyulmaktadır."
Washington'da imzaladıkları anlaşmanın uygulanmasına bağlı olduklarını belirten Avn, başarının bazı "net güvencelere" bağlı olduğunu ifade etti.
Avn, bu güvenceler arasında "İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi, Lübnan ordusunun konuşlanması, ihlallerin sona ermesi ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirdiğini denetleyen etkin bir uluslararası mekanizma oluşturulması" gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin bu süreçte siyasi ve diplomatik destek sağlamasına vurgu yapan Avn, "bu desteğin eksik uygulamaların önüne geçeceğini, İsrail'in çekilmesine yönelik Lübnan'ın çabalarını artıracağını ve güneydeki güvenlik boşluğunun önlenmesine katkı sağlayacağını" belirtti. Türkiye'nin Lübnan'a desteği konusunda ise "Ankara, etkin bir bölgesel güç olarak, Lübnan devletine ve ordusuna destek vererek ülke genelinde devlet otoritesinin sağlanmasına katkıda bulunabilir" dedi.
Avn, Türkiye'nin "Lübnan'ın doğu ve kuzey sınırlarının denetlenmesine, silah kaçakçılığının ve yasa dışı geçişlerin önlenmesine katkı sağlayabileceğini" belirtti.
Avn, açıklamalarına şu şekilde devam etti:
"Türkiye'den Lübnan devletinin yerine geçecek bir rol talep etmiyoruz. Silahın yalnızca meşru otoritenin elinde toplanması ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımızla uyumlu bir destek bekliyoruz."
Lübnan, devlet kurumlarının desteklenmesi, sınır güvenliği ve silah kaçakçılığı ile mücadele konularında Türkiye ile işbirliğini artırmayı hedefliyor.
Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve güvenlik konularında üstleneceği role dikkat çeken Avn, "iki ülke arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin önemini" vurguladı. Lübnan'ın ekonomik toparlanmasına olan güvenini dile getirerek, "Lübnan, Türkiye'nin yatırım, ticaret ve yeniden imar ile ekonomik iyileşmeye katkı sağlayacağını ümit ediyor" dedi.
Avn, bunun "Türk şirketlerinin Lübnan'ın üretim sektörlerine yatırım yapması, ticaret anlaşmalarının etkinleştirilmesi ve lojistik engellerin kaldırılmasıyla mümkün olacağını" belirtti. Lübnan ordusunun desteklenmesine ilişkin olarak, askeri işbirliğinin genişletilmesi gerektiğini ifade etti.
Avn, Türkiye ile askeri destek ve eğitim programlarının genişletilmesini görüşeceklerini belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
"Lübnan ordusu, ülke genelinde devlet otoritesini güçlendirmek için kritik bir süreçten geçiyor. Bu, modern ekipman, özel eğitim ve lojistik desteği gerektiriyor. Bu konuşlanma, İsrail'in tam çekilmesiyle gerçekleşmeli."
Türkiye ile askeri destek ve eğitimde işbirliği imkanları üzerinde duracaklarını söyleyen Avn, "Ankara, önceki dönemde de ordumuzun kapasitesini artırmaya katkı sunmaya hazır olduğunu gösterdi. Ancak bu destek, mevcut ABD ve uluslararası desteğe ek olarak değerlendirilmeli, onların yerine geçmemelidir." dedi.
BM Barış Gücü'nün güneydeki varlığı hakkında konuşan Avn, UNIFIL'in görev süresinin dolmasıyla ilgili alternatif çözümler hakkında bilgi verdi.
"UNIFIL'in görev süresinin sona ermesinin ardından güvenlik boşluğu oluşmamasını sağlamak önceliğimizdir. Herhangi bir alternatif gücün önerisi Türkiye'nin dahil olması da dahil olmak üzere, Lübnan ordusunun otoritesini artırmasına katkı sağladığı ölçüde değerlendirilecektir." dedi.
"Lübnan, bu süreçte hiçbir ciddi ortağı dışlamıyor." diyen Avn, nihai kararın uluslararası uzlaşıya ve Lübnan'ın egemenliğine hizmet etmesi gerektiğini vurguladı.
Avn ayrıca, "Türkiye, UNIFIL içindeki deniz görev gücü aracılığıyla güneydeki barışı koruma çalışmalarına katkıda bulundu. Bu katkı, Lübnan askeri deniz kuvvetleri ile koordinasyon içinde, deniz trafiğinin denetlenmesinde etkili oldu." dedi.
Hizbullah'ın İsrail ile müzakere süreçlerine karşı duruşunu değerlendiren Avn, "Bu zorluk küçümsenemez. Müzakerelerin başarılı olması için iç uzlaşının minimum düzeyde sağlanması gereklidir." dedi.
Avn, "Lübnan Cumhurbaşkanlığı ve hükümeti, güvenlik, egemenlik ve dış ilişkilerle ilgili kararları anayasal olarak alabilen tek merciidir." diye vurguladı.
Ateşkesin uygulanması için adımların kademeli ve iç diyalog süreci içinde yürütülmesi gerektiğini belirten Avn, çatışmadan uzak bir ortamda bu sürecin gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Lübnan-Suriye ilişkileri hakkında konuşan Avn, "Hizbullah'ın silahsızlandırılmasında Suriye'nin rol alacağı iddialarını" reddetti. Şam yönetiminin bunu defalarca yalanladığını hatırlattı.
Avn, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:
"Lübnan devletinin silahı elinde bulundurmasına dair karar, Lübnan'ın egemenlik kararıdır. Bu karar, Cumhurbaşkanlığı himayesinde alınır ve meşru devlet kurumları aracılığıyla yürütülür. Suriye ya da başka bir dış tarafın müdahalesine gerek yoktur."
Suriye tarafının Lübnan'ın iç işlerine askeri müdahalede bulunma niyetinin olmadığını defalarca dile getirdiğini belirten Avn, "Şam'ın desteği, sadece silahın ve barış kararının Lübnan devletinin yetkisinde olması ilkemize yöneliktir" dedi.
Lübnan-Suriye ilişkilerinde, karşılıklı egemenliğe saygı ve iç işlerine karışmama ilkesine vurgu yapan Avn, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmelerde, siyasi liderlik seviyesinde koordinasyonun yürütülmesi gerektiğini" ifade etti.
"Suriye'ye daha geniş bir rol atfeden açıklamalar, medya yorumlarından ibarettir. Bunlar, resmi bir müzakere sürecini ya da resmi tutumu yansıtmamaktadır. Yanlış anlamaların önlenmesine her zaman dikkat ediyoruz." diye sözlerini tamamladı.







Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol