Karaoğlu, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi hakkında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasının NATO prosedürlerinden biri olduğunu belirten Karaoğlu, "Her üye ülke belirli bir dönemde bu zirveyi gerçekleştiriyor. Ancak bu zirve, küresel ve bölgesel anlamda büyük kırılmaların yaşandığı bir döneme denk geldi. Ekonomik ve jeopolitik sıkıntılar, ABD-Çin rekabeti, ABD/İsrail-İran savaşı ve Ukrayna-Rusya Savaşı'nın devam etmesi gibi konular, bu zirveyi çok daha önemli hale getirdi." dedi.
36. NATO Zirvesi'ni klasik bir zirve olarak değerlendirmemek gerektiğini ifade eden Karaoğlu, "Burada sadece NATO üyesi ülkeler değil, NATO üyesi olmayan ülkeler de yer alacak. Ankara'nın böyle bir zirveye ev sahipliği yapması, NATO'yu aşan çok boyutlu bir zirve olarak dikkat çekiyor." şeklinde konuştu.
Karaoğlu, zirvenin küresel ve bölgesel etkilerine değinerek, "Bu zirve sadece NATO'yu kapsamayan, küresel ve bölgesel güvenlik mimarisini ve ekonomisini etkileyecek bir toplantıdır. Şu anda bütün dünyanın gözü Ankara'da." değerlendirmesinde bulundu.
Karaoğlu, 36. NATO Zirvesi'nin "Barışın Anahtarı Ankara" sloganıyla düzenlenmesi üzerine, "Ankara, küresel ve bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir kilit taşıdır. Türkiye, son yıllarda izlediği 360 derece diplomasiyle birçok kriz noktasında önemli roller üstlendi." dedi.
Karaoğlu, zirvenin Türkiye'nin son 15 yıldaki artan diplomasi ve müzakere gücünü gösterdiğini belirterek, "ABD ve AB arasında güvenlik mimarisi tartışmaları sürerken, Türkiye'nin sadece bir ev sahibi değil, küresel anlamda önemli bir aktör olduğunu bu zirvede tüm dünyaya ilan ediyor." ifadesini kullandı.
Doç. Dr. Karaoğlu, "Devlet Aklı ve NATO" isimli yeni kitabı hakkında da bilgi verdi.
Kitabında, Türkiye'nin NATO ittifakına katkılarını ve üyelik sürecini arşiv belgeleri ışığında ele aldığını belirten Karaoğlu, önemli detaylar aktardı.
Karaoğlu, "Kitabı tamamen Türk arşiv belgeleri ışığında hazırladım. Türkiye'nin NATO'ya giriş sürecinde ne gibi değerlendirmeler yapıldığını ve devlet aklının nasıl işlediğini inceledim. Türkiye'nin NATO'ya başvuru süreçleri ve bu süreçlerdeki stratejik hamleleri ele aldım." dedi.
Kitabında, "NATO'ya Sovyet tehdidi yüzünden girildi" klişesinin aksine, devlet mekanizmasının işleyişini ele aldığını belirten Karaoğlu, "Türkiye'nin küresel güvenlik mimarisini yeniden tanımlayan bir ülke pozisyonunda olduğunu gösterdim. Türkiye her zaman NATO içerisinde önemli bir aktör olmuştur." dedi.
Karaoğlu, kitabının Türk arşiv belgelerinden yola çıkarak hazırlanan ilk eser olduğunu belirterek, "Literatürde önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol