Buğday, nohut, fasulye, incir, tarçın ve şeker gibi yaklaşık 40 malzemeyle hazırlanan aşure, sofralara tat katıyor.
Muharrem ayında pişirilip sunulduğunda birlik, beraberlik, bolluk ve bereket getirdiğine inanılan aşure için Balkanlar'dan göç edenlerin yaşadığı ve “Balkan köyleri” olarak bilinen köylerde neredeyse her evin bahçesinde kazanlar kaynamaya başladı.
Bu hazırlıklar nedeniyle Balkan köylerindeki evlerde bu günlerde tatlı bir hareketlilik yaşanıyor.
Sabahın ilk ışıklarıyla evlerinin avlularında odun ateşini yakan kadınlar, bir gün önceden ıslattıkları buğday, nohut ve kuru fasulye gibi bakliyatları özenle karıştırıyor.
İncir, kayısı, kuru üzüm, fındık ve ceviz gibi birçok malzemenin bir araya geldiği bu zahmetli süreç, köy kadınlarının yardımlaşması ve dualarıyla yürütülüyor.
Pehlivanköy ilçesinin Kuştepe köyünde yaşayan Gülşen Gürses ile annesi Mürvet Gürses'in aşure hazırlığı AA ekibi tarafından görüntülendi.
Gürses, AA muhabirine yaptığı açıklamada, muharrem ayına ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Her yıl muharrem ayında aşure yaptıklarını ifade eden Gürses, geleneklerine ve kültürlerine sahip çıkmaya çalıştıklarını söyledi.
Aşurenin Hz. Nuh'un ibretlik öyküsünden ilham alınarak hazırlandığını belirten Gürses, şunları ekledi:
"Bizler için de yokluk yemeği sayılabilir aslında. Hz. Nuh, tufanda yiyeceklerin bittiği ve her şeyden çok az kaldığı bir dönemde her şeyi bir tencereye koyarak çorba yapmıştır. Bu da aşure adıyla Hz. Nuh'a dayandırılır. Biz de bugün bunu köyümüzde, Kuştepe'de annemle evimizdeki her şeyden bir miktar tencereye ekleyerek yaptık. Çok güzel ve lezzetli oldu. Odun ateşinde pişirdik." dedi.
Gürses, aşurenin herkes tarafından beğeniyle tüketildiğini belirtti.
Aşure yaparken ve tüketirken geçmişten ders çıkarmaya çalıştıklarını vurgulayan Gürses, şöyle devam etti:
"Her şeyi bir araya koyarak ona uygun kıvam ve lezzeti verecek aromaları eklediğimizde her şey güzel bir yemeğe, çorbaya dönüşebiliyor. Bunu hissettik tabii ki. Bu ay bize zaten bunu anlatan bir ay.
Hz. Nuh'tan bize miras kalan bu gelenek, tüm çarelerin tükendiği bir noktada bile kaynayacak bir aşımız, dolu bir tenceremiz olabileceğini anlatır. Biz de bunu düşünüyor ve afiyetle yiyoruz."








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol