2011 yılında İstanbul'da polislik mesleğine adım atan Abulhakim Aydın, Ankara'da görev yaptığı sırada FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde TBMM'ye düzenlenen ilk hava saldırısında yaralandı.
TBMM Koruma Daire Başkanlığı'nda görevliyken gazi olan Aydın’ın sağ gözüne isabet eden şarapnel parçası ameliyatla çıkarılamadı. Sağlık sorunlarına rağmen mesleğini bırakmayan Aydın, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü'nde çalışmaya devam ediyor.
Evli ve iki çocuk babası Erzurumlu Aydın, darbe gecesi yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Günlük mesaisinin ardından ailesiyle alışverişten dönerken yöneticilerinden aldığı telefonla darbe girişimini öğrendiğini ve hazırlık yaparak TBMM'ye geçtiğini belirten Aydın, "Göreve giderken tüm güzergahları denedik. Sıhhıye’den geçmeye çalıştık, ancak tankların yolu kapattığını gördük. Amirlerimle Çankaya ve Dikmen kapılarının tanklarla kapatıldığı bilgisini aldık. En uygun yerin Ayrancı Kapı olduğu söylendi ve oradan içeri girdik," dedi. "Patlamalara çok maruz kaldık" diyen Aydın, TBMM'nin bakanlıklar ve kuvvet komutanlıklarına yakın konumda olduğunu hatırlattı.
"Mühimmatların gerekli yerlere ulaştırılması için depoları boşaltmaya başladık. Depolar alt kattaydı, mühimmatları oradan çıkardık. Sağ gözümden ve sol kulağımdan yaralandım. Gözümdeki şarapnel parçası hala duruyor ve ameliyatla alınamadı. Gözlük kullanmıyordum, sonra başladım. 10 yılda göz numaram 3,75'ten 4,5'a kadar ilerledi. Evden çıkarken eşimden ve çocuklarımdan helallik alarak çıktım. O geceyi mücadele ederek atlattım. Gözümü açınca 'uçaklar uçuşa devam ediyor mu?' diye sordum, çünkü alçak uçuşlara ve patlamalara çok maruz kaldık."
Yaralandığını ilk etapta ailesine söylemediğini ifade eden Aydın, "Eşim eve girerken yaralandığımı gördü. Gazilik gurur verici bir unvan. Vücudu parçalanıp mesleğe devam eden abilerimizi gördükçe ben de devam etmezsem utanırım dedim ve bu inançla mesleğimi sürdürüyorum," dedi.
Yaralandıktan sonra gözü ve işitme kaybı olan kulağından üç kez ameliyat olduğunu belirten Aydın, vertigo rahatsızlığının başladığını ve tedavisinin sürdüğünü ifade etti. "Tedirginlik vardı, daha sonra mükemmel bir cesarete dönüştü," dedi. Şehitlerin çoğunun İnönü Caddesi'nde verildiğini aktardı.
"Çatışmaların yoğun olduğu bir yerdi. Kapılarda çatışma vardı, birebir çatışmaya girmedik, ancak arkadaşlara mühimmat desteği sağladık. Çatışma için hazırlık emri geldiğinde F-16 tarafından ilk bomba atıldı ve yaralandık. Silah arkadaşlarımızdan durumu ağır olan dört kişiydik, üçünün bilinci yerinde değildi. Nevzat abi vardı, durumu en ağır olan, arkadaşlarımız onu şehit diye bıraktı. Diğer yaralılarla ilgilenirken Nevzat abinin hareketlenmesi üzerine ona yardıma gittik. Hafif yaralılarımız, durumu ağır olanlara yardımcı olmaya çalışıyordu. 17 yaralımız vardı ama ortalama sayımız 50 civarındaydı. Herkes birilerinin yardımına koşuyordu. Tedirginlik vardı, daha sonra mükemmel bir cesarete dönüştü."
Aydın, "İlk gittiğimizde 'burası düşer ve ele geçirilirse Türkiye Cumhuriyeti yok olur' dediler. Eline bayrak alan geliyordu, bizi en fazla cesaretlendiren de buydu. İnsanlarımız, millet iradesinin hakim olduğu yeri karanlık güçler ele geçirmesin diye etten duvar ördü," diye konuştu.








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol