Thomsen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hava taşımacılığının ticaret, turizm ve küresel bağlantıları desteklediğini vurguladı. Mevcut zor koşullara rağmen, havacılık sektöründe 2026 yılına kadar 5 milyardan fazla yolcu taşınmasının beklendiğini ifade etti.
Thomsen, politikaların, değer zinciri boyunca koordineli işbirliğinin geliştirilmesini hedeflemesi gerektiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:
"Hava yolları, havalimanları ve hava trafik kontrolü istikrarlı bir düzenleyici çerçeve içinde birlikte çalıştığında, hava yolları daha kârlı hale gelmektedir. Ancak, bu sağlanmadığında ve pazarın parçalı olduğu durumlarda, hava yolları zarar etmekten kaçınmakta zorlanmaktadır. Politikalar ayrıca, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün tavsiyeleri ile uyumlu olmalıdır. Her yerel sapma, küresel hava taşımacılığı için kritik olan uluslararası koordinasyonu zayıflatacak ve küresel ağın kapsamını daraltacaktır."
Thomsen, küresel ağın öneminin, dünyanın en yoksul ülkelerine bakıldığında açıkça görüldüğünü ifade etti. Bu ülkelerin çoğunlukla kara yolları, demir yolları, limanlar, hava taşımacılığı, hatta internet ve bankacılık gibi bağlantı altyapılarından yoksun olduğunu belirtti.
Thomsen, bağlantısallığın fırsatlar sunduğunu ve bağlantısı olmayan ülkelerin geride kalacağını belirtti. "Bu gerçeği kabul ederek, bağlantısallığı ve hava taşımacılığını ekonomik kalkınmanın stratejik bir aracı ve ulusal öncelik olarak gören ülkeler en fazla yatırımı çekecek ve en büyük faydayı sağlayacaktır." dedi.
Thomsen, Hindistan ve Singapur gibi Asya ülkeleri ile Türkiye'nin de bu kapsamda olduğunu belirtti. "Türkiye, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika'yı bağlayan stratejik konumu ile modern havalimanı altyapısına ve güçlü hava yolu ağlarına yaptığı yatırımlar sayesinde önemli bir küresel havacılık merkezidir." ifadelerini kullandı.
Thomsen, Türkiye'nin bu konumunun güçlü transit bağlantılar sağladığını ve ülkeyi küresel hava taşımacılığı ile ticaret akışlarında önemli bir merkez haline getirdiğini belirtti.
"Türkiye'nin bu rolünü güçlendirmek için öncelik, maliyet açısından rekabetçiliğini koruması ve istikrarlı, öngörülebilir bir düzenleyici ortamı sürdürmesi olmalıdır. Verimli havalimanı ve hava seyrüsefer ücretleri ile operasyonel performansa odaklanmak büyümenin sürdürülebilirliği için kritik önemdedir. Jeopolitik veya enerji kaynaklı dış şoklara karşı dayanıklılık da önem arz etmektedir." dedi.
Marie Owens Thomsen, rekabetçi ve verimli bir faaliyet ortamının korunmasının, Türkiye'nin küresel bir havacılık ve lojistik merkezi olarak başarısını sürdürmesinin temel unsuru olacağını vurguladı.








Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol