Bianlik
Son Gelişmeler

Türkiye, AB'nin Yeşil ve Dijital Dönüşümünde 'Kurucu Ortak' Olarak Konumlanabilir

Şahnur Erbulak4 dk okuma26
Kaynak: Anadolu Ajansı
Bianlik haberlerini Google News üzerinde takip etmek için tıklayın!
Haberin Özeti

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Başkanı Yalçındağ, Türkiye'nin sadece bir tedarikçi değil, AB'nin sanayi dönüşümünde kurucu ortak olması gerektiğini söyledi.

Türkiye, AB'nin Yeşil ve Dijital Dönüşümünde 'Kurucu Ortak' Olarak Konumlanabilir

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, AB ülkelerine yönelik ilk yarı ihracat artışını, Avrupa'nın ekonomik büyüme kısıtlamaları, yüksek finansman maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler bağlamında önemli bir başarı olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Yalçındağ, Türkiye'nin AB ile kurduğu ilişkiyi yalnızca geçici talebe dayalı bir ticaret ilişkisi olarak değil, aynı zamanda üretim, tedarik, lojistik ve sanayi entegrasyonu açısından daha derin ve yapısal bir ortaklık olarak gördüklerini belirtti.

Türk sanayisinin esneklik kapasitesi sayesinde, Avrupa'da talebin zayıf olduğu ve yatırım iştahının azaldığı bir dönemde bile Türkiye'nin AB'ye ihracatını artırabilmesinin, Avrupa değer zincirlerindeki güvenilir konumunun bir göstergesi olduğunu vurguladı.

Yılın ilk yarısında AB ülkelerine ihracatın güçlü bir performans sergilediğini söyleyen Yalçındağ, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa'ya olan ihracatın artmasının, toplam AB ihracatındaki önemli payını artırdığını ve bu dört ülkenin yılın ilk yarısındaki toplam AB ihracatının yarısını kapsadığını ifade etti. Türkiye'nin uyum sağladığı sanayi yapısıyla Avrupa sanayi ekosisteminin önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Yalçındağ, otomotiv sektöründe AB'nin 'Avrupa'da Üretim' yaklaşımına dikkat çekerken, Türkiye'nin Gümrük Birliği ve aday ülke statüsü sayesinde Avrupa sanayi sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Türk firmalarının AB'nin yeni sanayi ve ticaret yapısına sadece mevzuat uyumu değil, stratejik bir konumlanma perspektifiyle yaklaşması gerektiğini belirten Yalçındağ, karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyonların raporlanması ve dijital ürün pasaportları gibi konuların önümüzdeki dönemde AB pazarında rekabet gücünü belirleyeceğini söyledi.

Yalçındağ, Türkiye'nin sadece ürün sattığı bir pazar değil, AB'nin stratejik ortaklarından biri olduğunu belirtti. AB'nin ticaret, sanayi ve rekabet politikalarının, Türk ihracatçıları için yeni düzenlemelerin ötesinde küresel ticaretteki değişimlerin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye ile AB arasında ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, AB'nin Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için koyduğu kısıtlamaların, Türkiye için stratejik bir fırsat sunduğunu söyledi. Ayrıca, AB'nin diğer bölgelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının önemine değindi.

Yalçındağ, üretim süreçlerinde yeşil enerji kullanımının hızlandırılması ve emisyon verilerinin dijital sistemlerle doğrulanmasının ihracatçı firmalar için zorunlu bir dönüşüm olduğunu belirtti. Firmaların bu değişime uyum sağlamalarının, AB pazarında boşalan alanları doldurmaya olanak tanıyacağını ifade etti.

Türkiye'nin, Avrupa'nın üretim güvenliği ve küresel rekabetçiliği açısından vazgeçilmez bir ortak olabileceğini belirten Yalçındağ, Türkiye'nin yeşil ve dijital dönüşüme uyum sağlayarak Gümrük Birliği'ni güncellemesi gerektiğini, bunun hem Türk ihracatçısı hem de Avrupa'nın rekabetçilik hedefleri için katkı sağlayacağını söyledi.

Geçtiğimiz yıl AB ile ticaret hacminin 233 milyar dolara ulaşmasının, Türkiye’nin sadece güçlü bir ihracatçı değil, aynı zamanda stratejik bir ortak olduğunu gösterdiğini belirten Yalçındağ, 2026 yılında Avrupa'da talebin toparlanmasının ihracatımızı destekleyebileceğini ifade etti.

Yalçındağ, Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun, vize sorunlarının çözülmesinin ve tır kotalarının önemine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye'nin mevcut avantajlarını yapısal reformlarla birleştirmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa'da ekonomik aktivitenin toparlanmasının, Türk ihracatçıları için olumlu bir zemin oluşturabileceğini belirten Yalçındağ, rekabet gücünü belirleyecek unsurlar arasında fiyat avantajının yanı sıra kalite ve lojistik esnekliğin de yer alacağını söyledi.

Yalçındağ, Türkiye'nin AB'deki konumunu güçlendirmesinin, kısa vadeli talep artışlarından daha fazlasını gerektirdiğini ve Avrupa'nın yeni sanayi politikalarına uyum sağlayarak önemli bir üretim ortağı haline gelmesi gerektiğini vurguladı.

Bültenimize Abone Olun

Yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz aboneliğinizi hemen başlatın.

BianlikBenzer Haberler

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yap veya üye ol

Türkiye, AB'nin Yeşil ve Dijital Dönüşümünde 'Kurucu Ortak' Olarak Konumlanabilir